Kültür, artık yalnızca bir milletin kimliğini değil, aynı zamanda ekonomik potansiyelini de temsil eden bir unsur haline geldi.
Bir zamanlar müzik dinlemek, cebimizde taşınan bir Walkman ya da CD çaların sunduğu sınırlı kaliteyle yetinmek demekti.
Konfüçyüs'ün o meşhur sözünü hepimiz duymuşuzdur: "Sevdiğin işi yaparsan, hayatın boyunca bir gün bile çalışmış sayılmazsın."
Müziğin evrenselliği, sadece kulaklarımızı değil; toplumların ekonomik damarlarını da etkileyen görünmez bir titreşime sahip.
Müzik endüstrisi, tarih boyunca sahneler, plaklar ve konserlerle büyüdü. Ancak son on yılda büyük bir dönüşüm yaşandı: artık müzik sadece kulaklarımıza değil, ekranlarımıza da işliyor.
Müziğin toplumsal hayat içindeki rolü her dönemde yalnızca estetik ya da kültürel değil, aynı zamanda ekonomik boyutlarıyla da öne çıkmıştır.
Ekonomik kalkınma denildiğinde akla genellikle sanayi yatırımları, teknolojik yenilikler veya finansal piyasaların hareketleri gelir.
Müzik tarihine baktığımızda en ses getiren davalardan biri Robin Thicke ve Pharrell Williams'ın "Blurred Lines" şarkısı üzerineydi.