Yabancı yatırımcıya teşvik paketi
Mehmet Şimşek, Ortadoğu'da meydana gelen değişiklikleri avantaja çevirerek, yabancı yatırımcıları ülkemize çekmek amacıyla hazırladıkları cazip teşvik paketinin ana hatlarını açıkladı. Başta Dubai olmak üzere Körfez'den kaçışlar başladı. Yatırımcılar genelde Hong Kong ve Singapur'a yöneliyorlar. Pastadan pay almak için teşvik paketi hazırlamamız akıllıca. Zira cari teşvik sistemimiz çağ dışı. Acilen değiştirilmesi gerekiyor.
Bununla beraber yatırımcıları yabancı ve yerli diye sınıflandırmayı yanlış buluyorum. Yatırımcı yatırımcıdır. Yerlisi yabancısı olmaz. Yatırımcıları sınıflandırıp, yabancılara ekstra avantajlar tanımak modern kapitülasyon olur. Şartlar eşit olmazsa rekabet adil olmaz. Kaldı ki 19. Yüzyılda yaşamıyoruz. Yabancılara Türklerden fazla teşvik verirsek, girişimcilerimiz yurtdışında kurdukları şirketler üzerinden yatırım yaparlar. Milli sermaye kayıtlarda yabancı sermaye olarak geçer. Başka ülkelere para kazandırmış oluruz.
Yatırımcıları yabancı ve yerli olarak tasnif etmeyi doğru bulmadığım gibi yatırımları yeni yatırım ve mevcut yatırım olarak ayırmayı da doğru ve adil bulmuyorum. Meramımı bir örnekle anlatayım. Bir yatırımcının 2025 senesinde motosiklet fabrikası kurduğunu varsayalım. Bu sene motosiklet fabrikası kuran yabancı yatırımcıya daha fazla teşvik verirsek, geçen sene yatırım yapan girişimciyi cezalandırmış olmaz mıyız? Bu uygulama haksız rekabet değil mi? Böyle teşvik sisteminin iki sonucu olur: Eski yatırımcılar ya yeni yatırımcılardan daha düşük kar marjıyla çalışmaya razı olurlar ya da yeni yatırımcı fiyatları kırarsa batarlar. Hazırlanan teşvik sistemi yabancı-yerli, eski-yeni ayrımı yapılmadan herkes için geçerli olmalı. Aksi halde getirisinden çok götürüsü olur.
Peki bu sistem derdimize derman olur mu? Teşvik paketine göre kurumlar vergisi tek haneli orana düşürülüyor, yatırımcılara alt yapısı hazır bina ve arsa tahsis ediliyor, veraset vergisi istisnası tanınıyor, izin ve ruhsat işlemleri hem kolaylaştırılıyor hem çabuklaştırılıyor ve yabancı çalışanlara daha kolay çalışma izni veriliyor. Bu düzenlemeler sayesinde daha fazla yatırım alırız. Ama sorunu tam manasıyla çözmüş olmayız.
Türkiye’yi gerçekten rekabetçi bir ülke yapmak istiyorsak, yüksek tutarlarda, uzun vadeli, üretim ve teknoloji ağırlıklı yatırım almayı hedefliyorsak, önce toptancı anlayışı terk edeceğiz. Kademeli teşvik sistemi uygulayacağız. 1. Kademede, sektörel teşvikler uygulayacağız. Her sektörü ayrı ayrı değerlendireceğiz. Ülkemizin otomotivde rakibi olan ülkelerle tekstilde rakibi olan ülkeler aynı değil. Yatırımcı şirketlere rakibimiz olan ülkelerden daha cazip teşvikler vereceğiz.
Eğer sadece sektörel teşvik verirsek yatırımlar büyük şehirlerde, sahil şeritlerinde ve batı bölgelerinde yoğunlaşır. 2. Kademede geri kalmış ilçelere daha fazla teşvik vereceğiz. Böylece geri kalmış ilçeler daha fazla yatırım alacak yani kalkınacak. İç göç duracak. Dolayısıyla tarımdaki kan kaybı son bulacak.
Yatırım almak istiyorsak kademeli teşvik uygulamasına ilaveten bölgesel asgari ücrete geçmeliyiz. Geri kalmış ilçelerde giderler düşük olduğundan asgari ücret düşük olmalı. Devlet yatırımcıdan işveren payı almamalı. Böylece tekstil gibi sektörlerde kan kaybı durur. Fabrikalar Mısır’a ve Uzak Doğu yerine örneğin Malkara’ya, Gölpazarı’na, Gümüşhane’ye ve Akseki’ye taşınır.
AB ile olan gümrük birliği anlaşmasını güncellemek zorundayız. Ülkemiz üretime dönük yatırımların çoğunu gümrük birliğine katıldığında aldı. Gümrük birliği her geçen yıl yeni alanları kapsamına aldı. AB üyeleri genişlemelerden otomatik olarak yararlanırken, gümrük birliğine üyeyken AB’ye üye olmayan tek ülke olan Türkiye yararlanamadı. Bu farklılık, bazı sektörlerde sektörel ve bölgesel teşvikler vererek aşamayacağımız farklar oluşturuyor. Slovakya’ya yatırım yapan şirketler dört yüz elli milyonluk bir pazara ulaşırken Türkiye’ye yatırım yapan şirketler seksen beş milyona ulaşabiliyor. Geri kalan nüfusa ulaşmak için ek maliyet ödüyorlar. Sıraladığımız dört hamleyi yapmadan her ne yaparsak yapalım yatırım cenneti olamayız.
Şimşek’in hazırladığı teşvik paketiyle BAE, Katar ve Bahreyn gibi ülkelerden kaçan uluslararası şirketlerin, bankaların ve finans kuruluşlarının bir kısmının Ortadoğu merkezleri İstanbul’a taşınabilir. Ama büyük ölçekte yatırım alamayız. Zira bahse konu devletlerin sağladığı imkanları asla sağlayamayız.
Mesela Dubai, yatırımcılara serbest bölgelerde alt yapıları tamamlanmış arsaları ücretsiz tahsis ediyor. Serbest bölgelerde üretim yapan firmalar BAE’ye gümrük vergisi ödemeden satış yapıyorlar. Kurumlar vergisi ve gelir vergisi de ödemiyorlar. İhracat zaten vergiden muaf. Serbest bölgeler limanlara çok yakın ve giderler çok düşük. Bu imkanları yatırımcılara ancak çok zengin devletler ve şehir devletleri sağlayabilir. Biz sağlayamayız.
Bununla birlikte turistlere yönelik olarak kolay ve hızlı KDV iadesi, uygun fiyatlarla kargo hizmeti gibi düzenlemeler yaparsak İstanbul ve Antalya gibi metropollerimizin alışveriş turizminden aldığı payı arttırırız. Dubai, Abu Dabi, Doha ve Manama’ya giden turistlerin bir kısmı Türkiye’ye gelir.
Umarım tespitlerimiz dikkate alınır ve Türkiye’yi hızlı kalkındıracak bir teşvik sistemi benimsenir.