Türkiye ekonomisinin kronikleşen sorunlarından biri, üretmek ile değer yaratmak arasındaki farkı hâlâ tam anlamıyla kapatamamış olması.
Küresel sistem yeni bir kırılma döneminden geçiyor. Jeopolitik gerilimler artık yalnızca askeri ve siyasi alanlarla sınırlı değil; enerji hatları, arz güvenliği ve fiyatlama mekanizmaları üzerinden yürüyen çok katmanlı bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
Orta Doğu'da yükselen jeopolitik tansiyon yalnızca petrol ve doğal gaz piyasalarını değil, küresel enerji sisteminin neredeyse tüm bileşenlerini yeniden hareketlendirdi.
Bir dönemin en çok tartışılan finansal araçlarından biri olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) artık bankacılık sisteminde neredeyse sembolik bir büyüklüğe gerilemiş durumda.
Orta Doğu yine bildik bir senaryonun içinde: Siyaset sertleşiyor, silahlar konuşuyor, faturayı ise küresel ekonomi ödüyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik son saldırıları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri yeniden sarsarken, bölgesel gerilimin hangi saiklerle tırmandığı sorusu da yeniden gündeme taşındı.
Türkiye'de ekonomi tartışmaları çoğu zaman büyüme rakamları, bütçe dengeleri ve faiz politikaları etrafında dönüyor.
Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektörü bugün yaşadığı sıkıntıları "konjonktürel" başlığı altında toplamaya çalışsa da tablo giderek daha net bir gerçeğe işaret ediyor: Sorun geçici değil, yapısal.