Dolar $
32.63
%-0.48 -0.15
Euro €
35.01
%-0.56 -0.19
Sterlin £
41.42
%-0.67 -0.28
Çeyrek Altın
3918.61
%-0.32 -12.44
SON DAKİKA

George Orwell yaşasaydı 2024 yılı için nasıl bir yorum yapardı?

Orwell aslında çok iyi bir yazar mıydı yoksa dahi bir filozof muydu emin değilim. Belki de her ikisiydi…

Kısa yaşamına öyle eserler sığdırdı ki zaman geçse de, dünya gelişse de, teknolojik ilerlemeler inanılmaz boyuta ulaşsa da insanların maruz kaldığı baskıda çok da fazla bir şeyin iyileşmediğini görüyoruz.

Orwell’in ütopik olarak anlattığı her şey adeta gerçek oldu… O zaman Orwell ileri görüşlü bir filozof mu yoksa Nostradamus’un tiyo verdiği bir kahin mi? Şimdi gelin onu daha iyi tanıyalım. George Orwell (1903- 1950 ) 20 yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen kalemleri arasında yer alan İngiliz romancı, gazeteci ve eleştirmen.

En çok, dünya çapında ünlü 1984 adlı romanı ve bu romanda yarattığı Big Brother (Büyük Birader) kavramı ile tanınır. Eserlerinde yer alan netlik, zeka, toplumsal adaletsizliğe karşı farkındalık ve baskıcı rejime karşı duruşu onun imzası niteliğindedir. Orwell'in yaşamı, yazılarını sonradan etkileyecek olan deneyimlerle doludur. Burslu okuduğu Eton Kolejinden mezun olduktan sonra, o sırada bir İngiliz sömürgesi olan Burma'da bulunmuş, kısa süreliğine buranın polis teşkilatında görev yapmıştır.

Bu memuriyet döneminde şahit olduğu acımasız uygulamalar, emperyalizme karşı geliştirdiği derin öfkeye katkıda bulunmuştur. Gençlik döneminde Fransa'da bulunmuş, türlü işlerde çalışmış, para problemi gerek yazarlığa başlamadan önce, gerekse ilk yapıtlarını kaleme aldığı yıllarda yakasını bırakmamıştır. İspanya'daki "ihanete uğramış devrim" tablosu Orwell'i derinden sarsmıştır.

En meşhur yapıtlarından olan Hayvan Çiftliği açıkça bir Stalin dönemi SSCB eleştirisidir. Bu, kitaptaki olayların Rusya'daki Ekim Devrimi ve sonrasının tarihi ile oldukça benzerlik göstermesinden anlaşılabilmektedir. Orwell’in statükonun tutucu politik dayatmalarına karşı geldiği kamuoyunca bilinse de kendisi, aile değerleri ve İngiliz kültür ve geleneklerine bağlı biriydi.

Kitaplarında kendi görüşlerine de eleştirilerde bulunan Orwell; Papazın Kızı'nda kentli yaşamını, Aspidistra'da orta sınıf kompleksini, Burma Günleri'nde kolonyal geçmişini, Wigan İskelesi Yolu'nda ise sosyalist yoldaşlarını eleştirdi. Adelphi’deki yazılarında kendisine anarşist Tory diyerek kendisinin anarşist olmasına karşın bir İngiliz muhafazakârından farksız olduğunu söyleyip kendisini tiye aldı. İlk yazılarında sanattaki sansürü eleştiren Orwell, bunu orta sınıfın ahlâki ve muhafazakâr değerlerinin aristokrat sınıftan daha yüksek olmasına bağlamıştır.

Hayvan Çiftliği'nden sonra epey üne kavuşsa ve maddi sıkıntıları sona erse de yoksulluk günlerinde tutulduğu verem hastalığı yaşamının son döneminin büyük bölümünü hastanelerde geçirmesine yol açmıştır. 21 Ocak 1950 günü sabahın erken saatlerinde akciğerinde bir damarın patlaması üzerine Londra'da son aylarını geçirdiği University College Hospital 'da ölmüş, ardında 10 adet kitap ve sayısız makale bırakarak yaşamı henüz 47 yaşındayken noktalanmıştır.

Orwell ile ilgili yazımı yazarken bir an içim geçmiş ve koltukta sızmışım ,kendime geldiğimde ise tuhaf sıkıcı bir evde eski tip bir TV karşısında bir masada oturuyordum. Sanki 1984 romanının içindeydim. Kapı açıldı elinde iki kahve ile Orwell içeri girdi ve masanın karşısına oturdu. Kahvelerin birini önüme koydu ve evet seni dinliyorum yabancı hep merak ediyordun, 1984 kitabını hangi psikolojide yazdığımı?

-Üstadım haklısın hatta bununla ilgili bir yazı yazıyordum sonra! -Sonra, kendini burada buldun ve 2024’de yaşadığınız sefil hayat için ne düşündüğümü merak ediyorsun? O zaman sözümü kesmeden beni iyi dinle. Zulüm ve işkenceye kıllarını kıpırdatmadan seyirci kalan eğitimli kişiler; körlükleriyle mi aşağılıktır, yoksa vicdanlarıyla mı, bilinmez…

İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir. Kimsenin iktidarı sonradan bırakmak amacıyla ele geçirmediğini biliyoruz. İktidar bir araç değil, bir amaçtır. Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlük kurmak için devrim yapar. Zulmün amacı zulümdür.

İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı iktidardır. Son tahlilde yabancı; Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir. Ve bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa; gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder…