Detay_TFinans


Trump yenilirse biz de yenilmiş sayılacak mıyız?

Bahadır Kaynak 12 Eki 2020

Son birkaç yılda, dış politikamızda liderler arasında kurulan iletişimin hiçbir zaman olmadığı kadar önemli olduğunu gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önce Putin'le ardından Trump'la kurduğu şahsi kanallar, en kritik dış politika kararlarını alıp uygularken kullanıma girdi.

Tüm dünyada moda olan “güçlü ve kararlı lider” modasının önde gelen isimlerinin birbirleriyle olan uyumları, bilvesile diplomatik zeminde test edildi. Her zaman aynı fikirde olmasalar da bu liderler, bir şekilde birbirlerinin dilinden anladıklarını ve sorunları çözebilmek için iletişimde kalmaları gerektiğini biliyorlardı.

Bununla birlikte Erdoğan’ın liderler diplomasisinden istediği her şeyi alabildiğini de söyleyemeyiz. Fırat’ın doğusunda harekata başlamadan önce Trump’ı ikna edip ABD askerlerinin çekilmesi sağlandı ama PYD üzerindeki koruma kalkanı tamamen kaldırılamadı. Bilakis PYD ile birlikte daha güneye, petrol bölgelerine çekilen ABD, örgüte askeri ve siyasi açıdan desteğini sürdürdü. Doğu Akdeniz’de yalnız kalan Ankara yine Trump’ın Amerikası’nı yanına çekmeyi başaramadı. Putin’le olan ilişkiler de benzer şekilde tam olarak istediğimiz şekilde gelişmedi. Trump’ı Fırat’ın doğusundan çekilmeye ikna ettiğimizde karşımıza Rusya ve desteklediği Suriye Ordusu çıkıp askeri hedeflerimize ulaşmamızı engelledi. Ulusalcıların müthiş bir inatla inkar ettikleri ayan beyan gerçek, Rusya’nın PYD konusunda hiçbir şekilde bizim çizgimizde düşünmediği, ABD’nin bu kartı elinden düşürmesi halinde kendi eline geçirmek için bir kenarda beklediğiydi. Nitekim PYD ile Şam yönetimi arasında flört hiçbir zaman kesilmedi. İdlib’de sene başında Rus uçakları tarafından askerlerimizin vurulmasıyla çok sayıda şehit verildi. Libya’da Türkiye ve Rusya tamamen karşı kutuplarda pozisyonlandı ve düpedüz vekaleten savaşa girişti. Son olarak da Kafkasya’da geleneksel Türk-Rus rekabeti son çatışmayla bir kez daha ortaya çıktı. Yine Putin’le kurulan bütün o özel ilişkiye, S-400 silah sisteminin alınmasına, nükleer santral inşaatına ve birçok alandaki iş birliğine rağmen görüldüğü üzere Rusya istediğimiz çizgiye gelmedi.

Diplomasinin kuralları

Ama belki de liderler arasında varolageldiğini sandığımız dostluk zaten sonuca çok da etki eden bir durum yaratmıyordu. Ülkeler kendi çıkarlarını bunlardan bağımsız olarak tespit edip uygun buldukları araçlarla onlara ulaşmaya çalışıyordu. Bu durumda güya bize daha anlayışlı davranan Trump’ın seçimi kaybetmesi veya kazanması çok da anlamlı olmayabilir. Bu noktada seçimlere bir aydan daha az bir zaman kala önümüzdeki sene karşımızda ABD Başkanı olarak Biden’ı görme ihtimalinin daha fazla olduğunu söylemek gerekir. Türkiye’ye karşı pek olumlu olmadığı bilinen bu siyasetçinin dünyanın en güçlü adamı pozisyonuna yükselmesi de doğal olarak endişe yaratır. Öte yandan Trump seçimi kazansa da önümüzdeki zorlukların kalkacağını düşünmek yanıltıcı olur.

Biden başkanlığındaki ABD’nin birinci sorununun Türkiye’den ziyade Rusya olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Trump yönetiminde bile Kırım’dan, Belarus’a, Akdeniz’den Kafkaslar’a Batı’yla bir dizi sorun yaşayan, Baltık Denizi’nden Almanya’ya uzanan Kuzey Akım II projesine kan doğranan Moskova’nın karşısındaki direnç artacaktır. NATO’nun yavaş yavaş Karadeniz’e doğru kayan hareketliliği bu konudaki hazırlığı da göstermektedir.  Biden’lı ABD, Rusya etrafındaki kuşatma çemberini sıkıştırmaya çalışacak, Putin’in kendisine meydan okuyan tavrına karşılık verecektir. Bunu yapabilmek için de elinde uygun bir konjonktür olduğunu söyleyebiliriz.  Enerji fiyatlarındaki aşağı yönlü seyrin kalıcı hale gelmesi Putin’in gücünü kırmaya devam edecektir. 1998 yılında moratoryum ilan edip dizlerinin üzerine çeken Rusya’nın on yıl içerisinde eski gücüne kavuşmasına yardım eden rekor petrol ve doğalgaz fiyatları artık çok uzak gözüküyor. Bu durum önümüzdeki dönemde Rusya üzerine baskının artmasına yol açabilir. İşte Ankara da Biden’ın doğrudan kendisine yönelik tavrından değil, bu politikadan dolayı zorluklar yaşayabilir. Rusya ile daha dengeli bir politika izleyen Türkiye, Biden yönetiminde taraf seçmek için baskı altına alınırsa zorluklar yaşayacaktır. Yani Trump kaybettiği için kaybetmeyiz belki ama rahatımızın kaçmasına hazır olmamız gerekebilir.