'Kapalı kutu' sendromu

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasında süregelen Ticaret Savaşları'nın bundan sonraki gelişim ve seyri çerçevesinde, sadece uzmanların değil, tüm dünyanın yakından izlediği ve cevap aradığı bir global vaka kimliğini çoktan kazandığını tespit ve kabul etmeliyiz.

Söz konusu eksende daha ziyade öne çıkan ve konuşulan taraf; Başkan Trump ve “önden kestirilmesi zor” demeç (tweet) ve beyanları olmaktadır. Ancak, bu dinamiğin diğer unsurunu teşkil eden Çin’in duruş ve muhtemel stratejilerini gözden uzak tutmak, kritik bir hata olacaktır. 

Bu süreçte, “kaybedeceği daha çok olan taraf”ın, Çin olduğu konusunda bir fikir birlikteliği bulunmakla birlikte, Amerika’nın Başkan Trump kişiliğinde şekillenen “kestirilmesi zor ve keskin” karakteristik taşıyan strateji ve taktikleri karşısında, “uzun soluklu ve soğukkanlı temalar”ın hakim olduğu bir profil çizmeye çalıştığını tespit etmeliyiz. İlaveten, Çin, dersini daha iyi çalışmış ve daha önce yetersiz kalınan finans ağırlıklı ve dış ticaret tekniği odaklı konulara hakimiyeti artmış bir görünüm sergilemektedir. Görüşmelerin liderliğini; Başkan Xi’nin sağ kolu olan Liu He’nin üstlenmiş olması, ayrıca kayda değer bir yaklaşımdır. 

Kaydettiği tüm sosyo-ekonomik gelişmelere karşın henüz “kapalı kutu” olma etiketinden sıyrılamayan Çin’in, son dönemlerde yaşadığı değişim ile güncel gelişmelerin analizi elbette kompleks bir meseledir. Ancak bu dinamiklerin genel karakteristik ve trendlerine işaret etmek dahi, Çin gerçeğini anlama yolunda, bizleri daha donanımlı kılabilir. 

Başkan Xi ile birlikte, adeta bir “zihniyet devrimi” gerçekleştirilmiştir; “Çin Komünist Partisinin etkinliğinin her alanda arttırılması” şeklinde ifade edilebilecek bu yaklaşım, elbette bu dev ekonominin tüm hücrelerinde etkisini hissettirmektedir. 

“Guo Şin Min Tui” orijinal sloganı, anlam olarak; “özel sektör çekildikçe, kamu ilerler!” ifadesi ile yeni anlayışın kristalleşmiş bir manifestosu niteliğindedir. Başkan’ın görevi devraldığı dönemde kredi havuzunun sadece %36’sını kullanan kamu sektörü, bugün payını %83’e çıkarmış olup, Çin’deki özel sektör kuruluşları kredi arayışında sıkıntı ve daralma sinyalleri vermeye çoktan başlamıştır. 

İşin ilginç boyutu, ticaret savaşlarına konu olan Çin dışsatımının %90’ı, özel sektör kuruluşları tarafından sağlanmasıdır. Nitekim, bir telekomünikasyon firmasının, daha önce görülmemiş keskinlikte yaptırımlara tabi tutulması ve bundan sonraki müzakerelerde “ismen hesaba katılacağı”nın bizzat Başkan Trump tarafından belirtilmesi ilginç bir gelişmedir.

Çin’deki “özel sektör kuruluşları”nın, bu kimliğe ne kadar yakın olduğu; “özel görünümlü devlet kuruluşu postu”nu taşıyıp taşımadıkları öteden beri tartışılır ve bu çerçevede Amerika tarafından gündeme getirilip, kendilerince gereğinin yapıldığı düşünülürse, bundan sonra yaşanılacak daha koyu bir devletçilik trendinin nelere yol açacağı konusu üzerinde daha çok çalışılacağını, şimdiden öngörebiliriz. 

Çin Halk Cumhuriyeti’nin ticaret savaşlarını doğrudan ilgilendiren konularda benimsediği güncel stratejiler, bir ay önce Çin Ulusal Halk Kongresi ve Ulusal Halk Siyasi Danışma Komitesi ortak toplantılarında ortaya konmuştur. Bu çerçevede, Hükümet Çalışma Raporunda öngörülen yıllık %6-%6.5’luk büyüme hedefi benimsenmiş olup, bugüne kadar müzakerelerde Çin’in eleştirildiği ve “elini zayıflatan” bir kısım konu ve kulvarlarda önemli prensip kararları alınmıştır. Bu çerçevede, Dış Yatırım Kanunu özelinde yapılan yeni düzenlemelere bakıldığında, Çin’in daha uzun soluklu bir ticaret savaşına göre yığınak yaptığını söylemek mümkündür. 

Anlaşılıyor ki; ticaret savaşları andacında göreceğimiz daha çok oyun; kat edilecek zorlu mesafeler vardır.