Enflasyona "mutfak" penceresi açalım!

Sedat YILMAZ 29 Haz 2020

Enflasyon denilince, insanlar öncelikle mutfak masraflarına bakıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hangi rakamı açıklarsa açıklasın vatandaş, bir önceki aya göre gıda ürünlerinde fiyatlar arttığında "Enflasyon yükseldi", indiğinde "Enflasyon düştü" diyor. Halkın enflasyondan anladığı şey, mutfak yani gıda enflasyonu… Gerisi lâfu güzaf…

Gıda fiyatlarındaki dengesizlik aslında ne siyasetçiye, ne piyasaya ne de vatandaşa yarıyor. Mutfak girdileri yükseldiğinde ne kadar “Halkı enflasyona ezdirmiyoruz” dense de siyasetçi halkın gözünde prestij kaybediyor…

Diğer taraftan enflasyona bağlı faizler artınca devletin borçlanma yükü artarken piyasada birçok kişinin işi bozuluyor… Satın alma gücü düşüyor… Vatandaş daha az malı daha fazla para ile almak zorunda kalıyor… Tasarruflar azalırken, genel ekonominin direnci zayıflıyor… Tasarruf yapmak isteyenler yükselen enflasyon sebebiyle dövize yönelirken TL’nin değeri düşüyor, bu defa da enflasyon sarmalı başlıyor. Enflasyon sebebiyle ekonominin dengesi bozuluyor.

***

Açıkçası; bir ay içinde bazen yüzde 40’ları aşarak zam rekoru kıran bir domatesin, patatesin, limonun, veya biberin acısını herkes çekiyor. Ekonomiyi eğer zerzavatın üzerine yükleyeceksek, ben daha ne diyeyim!.. Bir sebze, enflasyona verdiği menfi katkıyla faizleri hak edilmeyen şekilde yükseltmemeli. Ekonomi kabzımalların insafına terk edilmemeli!

Demek ki tüketici fiyatlarını (TÜFE) daha çok “mutfak enflasyonu” şeklinde algılamak herkes için daha faydalı olacak... İnsanlar rakamları kendi kafalarına göre okumak zorunda kalmayacak… Böylece enflasyon ateşine odun atanlar da ortaya çıkacak... Spekülasyonlar etkisiz kalacak.

“Bütün dünya enflasyonu bizim gibi hesaplıyor” şeklinde bir söz sarfedilebilir. Tamam biz de dünya gibi enflasyonu ölçelim, ama hiç değilse TÜFE içinde “işlenmiş” veya “işlenmemiş” gıda fiyatlarını genelleştirmeden “mutfak enflasyonu” başlığı altında “manşet enflasyon”a ayrı bir pencere açalım… Bu kanaatimce daha sağlıklı olur… Belki de halk hem ekonomiyi, hem piyasayı, hem siyaseti daha net görür.

***

Tabii burada iş TÜİK’e düşüyor… Resmi rakamları herkes kullanıyor, ama farklı anlıyor. İşte enflasyonu zam rekortmenlerinin baskısından kurtaracak, halkın gerçek enflasyonunu ortaya koyacak ve oluşan farklı anlayışları uzlaştırabilecek yeni bir “enflasyon mekanizması”na ihtiyacımız var, diye düşünüyorum.

Malûmunuz Türk-İş her ay “geçinme” endeksi yayınlar. Açlık ve yoksulluk sınırlarını belirleyen endeks  tamamen TÜİK’e ait rakamları ihtiva eder. Yani resmi rakamlar… Ancak açlık ve yoksulluk endeksi kamuoyunda o kadar tartışma oluşturur ki, çatışmayı yatıştırmaya, sorunu çözmeye güç, takat yetmez.

Tartışmalar en fazla yılsonu “asgari ücret” belirlenirken şiddetlenir... İşveren TÜFE rakamlarını baz alarak zam yapmak, çalışan taraf ise “geçinme” endeksine göre ücretlerin tespitini ister. Hükümet ise bir önceki asgari ücrete bakarak enflasyonda yaptığı oransal büyüklüğü, TÜFE ile kıyaslayarak tarafları uzlaştırmaya çalışır. Ortaya çıkan asgari ücretten ne işveren ne de işçi memnun olur ve sorun bir sonraki yıla kalır…

Her sene yaşanan manzara bu!

***

TÜİK rakamlarını herkes farklı anlıyor dedik ya, son 6 ayın bir analizini yapalım…

Mesela; enerji dahil mutfak enflasyonu Ocak 2020’de aylık yüzde 2,62 yıllık yüzde 15,93 artmış… Aynı ayda TÜİK’in TÜFE’si aylık yüzde 1,35, yıllık yüzde 12,15 olmuş…

Şubat’ta mutfak harcamaları yüzde 2,2, yıllık yüzde 14,90 olurken TÜİK’in TÜFE’si aylık yüzde 0,35, yıllık yüzde 12,37 şeklinde gerçekleşmiş.

Pandeminin başladığı Mart’ta ise mutfak enflasyonu daha da ateşlenmiş… Aylık yüzde 3,89’a, yıllık yüzde 16,44’e yükselen oranlar vatandaşı oldukça bunaltmış. Peki Mart’ta TÜİK’in TÜFE’si ne olmuş?.. Açıklayalım… Aylık yüzde 0,57, yıllık yüzde 11,86.

Nisan’ı atlamak olmaz… Mutfakta aylık yüzde 1,23, yıllık yüzde 12,68 artan enflasyon, TÜİK’in aylık yüzde 0.85, yıllık yüzde 10.94 olan TÜFE’sini yine geçmiş…

Mayıs ayına gelelim… Mutfakta yangın sürüyor… Aylık yüzde 2,71, yıllık yüzde 14,80. TÜİK’in TÜFE’si ise aylık yüzde 1,36, yıllık yüzde 11,39.

TÜİK Haziran ayı enflasyonunu bu hafta sonu duyuracak… Ancak mutfak enflasyonuyla ilgili oranlar elimizde. Türk-İş’in TÜİK rakamlarından aldığı bilgiye göre aylık yüzde 2,5, yıllık yüzde 13,80. Tahmini olarak TÜİK Haziran için manşet enflasyonu aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 11 civarında açıklayacak.

Yılbaşından bu yana “manşet enflasyon” ile bana göre geçinmede “gerçek enflasyon” olan “mutfak harcamaları” arasındaki farkı, rakamlarla aktarmaya çalıştım… Söz konusu durum yılsonuna kadar da devam edecek… Görüntü bu…

Haydi Türk-İş’in geçinme endekslerini, açlık ve yoksulluk sınırlarını göz ardı edelim… Ama iki enflasyon arasındaki fark ne olacak? Bu rakamlarla halkın zihinlerindeki enflasyon algısını silebilecek miyiz?