MedipolSol
MedipolSag


Amerika'ya komünizm gelir mi?

Amerika'da seçim yılındayken, herhalde Cumhuriyetçi Parti'nin ortalama seçmeni ikna etmek için kullanmaktan büyük keyif alacağı koz rakiplerini sosyalist olmakla suçlamak olacaktır. Bernie Sanders gibi açık açık sosyalist olduğunu iddia eden bir siyasetçinin "şimdilik" Demokrat Parti adaylığı için önde gitmesi bu bakımdan Amerikan müesses nizamında da bir ürperti yaratıyor olabilir. Gerçi Sanders'ın sosyalizmden kastı, kıta Avrupası standartlarında bildiğimiz sosyal demokrasi ama bu bile Atlantik'in öte yakası için çok fazla olabiliyor. Fakat Trump'un balon ekonomisi işsizlik oranlarını iyice aşağılara çekmişken Amerikalı seçmeni böyle ikna etmek zor gözüküyor.

Finansal balonun eninde sonunda patlayacağı, bu absürt para politikalarının günün sonunda hayırlı sonuçlar vermeyeceği aşikar ama bunun Trump’un umurunda olmadığını da biliyoruz. Siyasetçi dürtüleriyle yıl sonunda yapılacak seçimi kazanmaya odaklanmış durumda ve bunun için de ne gerekiyorsa yapacak. Karşısına kendisi gibi süper zengin bir aday olan Bloomberg çıkarsa farklı bir oyun kurgulayacaktır ancak Sanders ayarında Amerikan siyasi yelpazesinin epey solundan birisi çıkarsa kampanyasını sosyal demokrasi karşıtlığı üzerine tasarlayacağını da tahmin edebiliriz. Amerikalı seçmenin refah devleti, gelir dağılımı, ücretsiz veya sübvanse edilmiş kamu hizmetleri gibi fikirlere mesafeli olması beklenir.

Denizler durulmaz dalgalanmadan

Peki ABD’deki ortalama bir seçmenin bu doğrultuda vereceği karar ne kadar doğru olacaktır? Uzunca bir süredir sadece ABD’de değil dünyanın birçok ülkesinde süren aşırı gevşek para politikalarının ekonomileri canlandırması, hanehalklarını yeniden tüketime, şirketleri ve girişimcileri de yatırıma yönlendirmesi hedefleniyor. Ancak ilaç tedavi anlamında sınırlı başarı kazanırken, yan etkileriyle giderek büyüyen bir soruna yol açıyor. Ucuz krediyle şişen varlık fiyatları, rekorlar kıran borsalar sürekli zenginlerin servetini artırıyor ama ücretli kesimler pastadan payını alamıyor. Sonuçta borç yükü giderek artan dar gelirliler tık nefes harcamalarını sürdürmeye çalışırken ekonomik büyüme boyuna tekliyor. Merkez bankaları akşam malı elinde kalmış pazarcı gibi boyuna ekonomiye likidite enjekte etmeye çalışıyor ki onlar da tüketicilere kaynak aktarsın.

Peki tüketicileri sürekli borçlandırarak ekonomik çarkları döndürme çabası nereye kadar sürecek? Toplumun harcama eğilimi en yüksek dar gelirli kesimlerini bir yandan prangalayıp öbür yandan koşturmaya çalışmak ne kadar mantıklı? Sanders’ın, özellikle öğrenci borçlarının silinmesine yönelik önerisi doğrudan bu soruna yönelik bir politika gibi görünüyor. Bundan sonra sağlık sisteminin sübvanse edilmesi, eğitimin ücretsiz hale getirilmesi gibi kıta Avrupası’nda çok da abes karşılanmayacak öneriler var.

Teknolojik devrimin hız kazanmasıyla sadece vasıfsız işçiliğin değil, aynı zamanda birçok beyaz yakalı işlerinin artık ortadan kalkacağı düşünüldüğünde yeni bir sosyal devlet uygulamasını daha çok duymaya başlayabiliriz Vatandaşlık geliriyle herkese sınırlı da olsa devlet tarafından belirli bir ödeme yapılması çok kazananlardan toplumun en fakir kesimlerine bir transfer anlamına gelecektir. Sanders bu kadarının henüz Amerikan toplumu için çok fazla olduğunu düşünüyor olacak ki henüz bu konuyu çok fazla gündemde tutmuyor. Ancak bu doğrultuda kamunun sorumluluk alması daha fazla bütçe açığı ve enflasyon yaratma pahasına olsa bile mevcut sorunlara bir çözüm olabilir. Zaten Japonya’dan Avrupa’ya ve hatta ABD’ye Merkez Bankalarının enflasyon hedeflerinin sürekli altında kaldığı düşünülünce bu politikalar o kadar da abes kaçmıyor.

Bunları söyleyerek 2020 seçimlerini ABD’de Sanders’ın kazanacağını ve önümüzdeki dönemde hemen dünyada böyle bir eğilim başlayacağını iddia ediyor değilim. Bilakis Sanders’ın Demokrat Parti adaylığı için bile önünde güçlü engeller var. Benim tahminim bir süre daha dünya ekonomisinde bu oyunun oynanmaya devam edileceği şeklinde ama eninde sonunda bu dengesizlikler bir kırılma yaşatacak. O zamana kadar kendimizi denizlerin dalgalanmasına bırakalım.