NEGATİF UYP ALARMI
Ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin uzun yıllardır negatif seyreden Uluslararası Yatırım Pozisyonu'nun (UYP) ekonomideki kırılganlığın en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirterek, dış finansmana bağımlılığın giderek arttığına dikkat çekti.

Eğilmez’e göre negatif UYP, bir ülkenin iflas ettiği anlamına gelmese de küresel sermaye hareketlerine karşı ekonomiyi daha hassas hale getiriyor.
Uluslararası Yatırım Pozisyonu, bir ülkenin yurt dışındaki varlıkları ile yabancılara karşı yükümlülükleri arasındaki farkı gösteriyor. Bu denge negatife döndüğünde ülke net borçlu konuma geliyor. Türkiye’de ise yıllardır süren cari açıklar nedeniyle yükümlülüklerin varlıklardan çok daha hızlı arttığı görülüyor.
Cari açığın nedeni
Eğilmez, cari açığın temelinde Türkiye’nin ithalatının ihracattan yüksek olmasının yattığını ifade ederek, oluşan döviz ihtiyacının çoğunlukla dış borçlanma ve yabancı sermaye girişleriyle karşılandığını vurguladı. Ancak bu finansmanın önemli bölümünün kısa vadeli ve borç benzeri kaynaklardan oluşması, ekonomideki kırılganlığı artırıyor.
Uzmanlara göre süreç zincirleme ilerliyor. Önce cari açık ortaya çıkıyor, ardından dış finansman ihtiyacı doğuyor. Bu ihtiyaç yabancı sermaye, dış kredi ya da rezerv kullanımıyla karşılanıyor. Sonuçta ise ülkenin dış yükümlülükleri büyüyor ve UYP daha negatif hale geliyor.
Türkiye’nin kronik tasarruf açığı da tablonun ağırlaşmasında önemli rol oynuyor. Yüksek yatırım ihtiyacına rağmen yurtiçi tasarrufların yetersiz kalması nedeniyle ekonomi uzun süredir dış kaynakla büyüyor. Bu durum dış borç stokunun ve yabancı yatırımcı payının giderek artmasına yol açıyor.
Giren her döviz olumlu değil
Eğilmez, ülkeye giren her dövizin olumlu algılanmaması gerektiğinin de altını çizdi. Borçlanma yoluyla gelen kaynakların gelecekte geri ödeme baskısı yarattığını, varlık satışlarının ise ülkenin elindeki ekonomik değerleri azalttığını belirtti. Bu nedenle dış finansmanın miktarı kadar niteliğinin de kritik olduğuna işaret etti.
Türkiye’nin dış varlık birikiminin sınırlı kalması da negatif tabloyu derinleştiriyor. Türk şirketlerinin yurtdışı yatırımlarının gelişmiş ülkelere kıyasla düşük seviyede olması ve merkez bankası rezervlerinin yükümlülüklere göre zayıf kalması nedeniyle net pozisyon uzun süredir eksi bölgede bulunuyor.

Ekonomi kırılgan hale geliyor
Ekonomistler, negatif UYP’nin doğrudan bir kriz anlamına gelmediğini ancak küresel faiz artışları, sermaye çıkışları veya jeopolitik gerilimler karşısında Türkiye ekonomisini daha kırılgan hale getirdiğini belirtiyor. Özellikle kısa vadeli dış borcun yüksekliği, finansman maliyetlerindeki artışın ekonomi üzerindeki baskısını artırıyor.
Sonuç olarak Türkiye’nin negatif Uluslararası Yatırım Pozisyonu, yıllardır devam eden cari açıkların, düşük tasarruf oranlarının ve dış kaynakla büyüme modelinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre kalıcı çözüm için üretim yapısının güçlendirilmesi, ihracatın artırılması ve dış finansmana bağımlılığı azaltacak yapısal adımların hızlandırılması gerekiyor.
