SON DAKİKA

Turizmde 'deneyim' ve 'premium' dönemi

Kaplan Soyuarslan 28 Þub 2026

Şubat 2026 itibarıyla küresel seyahat endüstrisi, sadece bir toparlanma değil, köklü bir transformasyonun eşiğinde.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) verilerine göre, küresel turizm hacminin bu yıl 12 trilyon dolar sınırına dayanması bekleniyor. Ancak bu büyüme, alışılagelmiş "kitle turizmi" kalıplarından sıyrılarak daha niş ve yüksek katma değerli alanlara kayıyor.

Küresel gündem: "Hidden Season" ve "Quietcations"

Dünya genelinde Şubat ayı seyahat raporları, turistlerin artık kalabalıklardan kaçtığı bir döneme işaret ediyor. "Gizli Sezon" (Hidden Season) trendiyle gezginler, Japonya’nın sonbaharını veya Fas’ın bahar çiçeklerini keşfetmek için geleneksel tatil takvimlerini terk ediyor. Bir diğer yükselen kavram ise "Quietcations" (sessiz tatiller); BBC'nin 2026 trend listesinde de vurgulandığı üzere, lüks artık "hareket" değil, "dinginlik" olarak tanımlanıyor. Ayrıca, havacılık sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler ve üçüncü nesil uçak içi hizmetler, uzun mesafe yolculuklarını daha konforlu hale getirerek uzak destinasyonlara olan ilgiyi artırıyor.

Bakanımız her konuşmasında Türk Turizmi için “68 Milyar Dolarlık Büyük Vizyon” diyor. Türkiye, 2025 yılını 63,9 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar gelirle kapatarak tarihi bir rekora imza attı. Şubat 2026 güncel verileri, bu başarının bir tesadüf olmadığını, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilan edilen 68 milyar dolarlık 2026 gelir hedefinin sektörü motive ettiğini gösteriyor. Şu anki sektör sohbetlerinde en çok konuşulan başlıklar şöyle sıralanıyor.

Hizmet Kalitesinde "Premiumizasyon": Sektör temsilcileri, sadece turist sayısına değil, kişi başı gecelik harcamayı artıracak kişiselleştirilmiş deneyimlere odaklanıyor.

Dizi Diplomasisi: Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) destekli Türk dizilerinin, Latin Amerika'dan Uzak Doğu'ya kadar uzanan geniş coğrafyada destinasyon pazarlamasına sunduğu katkı, şubat ayının öne çıkan haberleri arasında.

Erken Rezervasyon ve Maliyetler: 2026’nın bir "son dakika" yılı olma ihtimaline karşın, erken rezervasyon oranlarında %10’luk bir artış öngörülüyor.

Özetle turizmin sadece "kum-güneş-deniz" üçgeninden çıktığı, sürdürülebilirliğin ve dijitalleşmenin ekonominin merkezine oturduğu bir yıl olarak kayıtlara geçiyor. Türkiye, dünyanın en çok ziyaret edilen 4. ülkesi olma unvanını pekiştirirken, pazar çeşitliliği ve nitelikli turizm yatırımlarıyla 2026'nın "yeniden yapılanma yılı" olacağını tescilliyor. Çünkü mevcut jeopolitik belirsizlikler, kur oynaklığı ve bölgesel risk algısı ortamında en hızlı geri dönüş sağlayacak strateji; uzak pazarlarda pahalı marka kampanyaları yapmak değil, erişilebilir, güven algısı güçlü ve harcama kapasitesi yüksek pazarlara yoğunlaşmaktır. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Küresel jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde enerji faturası yükselirse, cari açık üzerindeki baskı artar. Bu noktada turizm gelirleri bir “dengeleyici” rol oynar. Kamu açısından temel soru şudur. Turist sayısını mı artırmalıyız, yoksa kişi başı geliri mi? Bunun cevabı aslında basit. Kısa vadede kamu politikası “yüksek hacim” yerine “yüksek net döviz katkısı” odaklı olmalıdır. Yani, düşük harcama yapan kitlesel segment yerine, daha az sayıda ama daha yüksek harcama yapan ziyaretçiyi hedefleme diyebiliriz. Çünkü turizm gelirinin cari açığı kapatma kapasitesi, sayıyla değil, net döviz girdisiyle ölçülür.