Advertisement
SON DAKİKA

Ekonomide etiket değil sistem sorunu

Market raflarındaki fiyatlar artık yalnızca enflasyonu değil, vatandaşın ruh hâlini de ölçüyor. Aynı ürünün bir markette 45 lirayken birkaç sokak ötede 60 liraya satılması, "piyasa koşulları" ile açıklanamayacak kadar yaygın bir hâl aldı. Sorun yalnızca zam değil; kontrolsüzlük.

Bugün dijitalleşmenin bu kadar ilerlediği bir çağda, fiyat artışlarının hâlâ sahaya çıkan denetim ekipleriyle kontrol edilmeye çalışılması ciddi bir çelişki. Oysa çözüm çok daha net ve çağın gereklerine uygun: dijital sistemle fiyat denetimi.

Devletin temel gıda ve zorunlu tüketim ürünleri için belirleyeceği makul bir kâr marjı aralığı olabilir. Bir ürün bu yüzdelik sınırın üzerine çıktığı anda sistem otomatik olarak sinyal verir. Ne haftalar süren denetimler gerekir ne de vatandaş mağdur olur. Sistem konuşur, keyfî fiyat artışları susar.

Burada söz konusu olan fiyatları belirlemek değil, keyfî artışların önüne geçmektir.

Aslında bu bir hayal değil. Bugün dünyada insansız marketler var; kartla giriliyor, ürünler alınıyor, kasa yok, personel yok, ödeme otomatik olarak hesaptan çekiliyor. Yani ürünün raftan alındığı an bile dijital olarak kayda geçebiliyorsa, fiyatların da anlık olarak izlenmesi gayet mümkün.

Bu denetimi sağlayacak yapı, devlet bünyesinde kurulacak özel bir kurumla yürütülebilir. Dijital altyapı üzerinden çalışacak bu sistem yalnızca piyasayı düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda yeni bir istihdam alanı da oluşturur. Ekonomi denetlenirken işsizliğin görmezden gelinmediği bir model mümkün olabilir.

Adalet ve denetimle anlam kazanır

Ancak bu kontrolsüz düzenin kazananları yalnızca tüketiciye pahalı satanlar değil. Büyük zincir marketlerin bir kısmı, maliyetleri düşürmenin yolunu düşük ücretle ve yoğun tempoyla çalıştırılan personelde buluyor. Son dönemde basına yansıyan haberler, bu sistemin çalışanlar üzerindeki baskısını bir kez daha gözler önüne serdi. Ucuz iş gücüyle büyüyen bu yapı, hem emek sömürüsünü derinleştiriyor hem de küçük esnafla rekabeti daha da adaletsiz hâle getiriyor.

Fiyatı serbest, emeği baskı altında olan bir düzen sürdürülebilir değildir. Serbest piyasa; başıboşluk değil, adalet ve denetimle anlam kazanır. Aksi hâlde rekabet değil, fırsatçılık büyür.

Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi; market poşetini doldurabilen anneyle, etiketlere bakıp vazgeçmek zorunda kalan emeklinin hikâyesidir. Dijital denetim sistemi, tam da bu hikâyeyi koruyabilecek güçlü bir araçtır.

Bugün fiyatlar denetlenmezse yarın güven duygusu kaybolur. Oysa teknoloji elimizde. Mesele imkânsızlık değil, iradedir.