Dolar $
32.2
%0.03 0.01
Euro €
34.95
%0.3 0.1
Sterlin £
40.93
%-0.07 -0.02
Çeyrek Altın
3964.77
%-1.51 -59.92
SON DAKİKA

Cumhuriyet 100 yaşında

Başkanlığını Kazım Karabekir Paşa'nın yaptığı, "Misak-ı İktisadi Esasları" nın kabul edildiği İzmir İktisat Kongresi, Türkiye'nin çiftçi, tüccar, sanayici ve işçilerinden oluşan 1.135 üye ile yapıldı.

Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü o günlerde Ankara Hükümeti olanakları ölçüsünde sosyo-ekonomik konularla uğraşmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın; “Milli ekonominin temeli ziraattır. Bunun içindir ki ziraatta kalkınmaya büyük önem vermekteyiz.” sözünü 96 maddeden oluşan çalışmayla kongreye katılan ve toplam nüfusun %78’ini oluşturan bireylerin heyecanını bugün bile hissedebilmekteyiz. 

Dün Cumhuriyetimizin 100’ncü yaşını kıvançla ve coşkuyla kutladık. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her bir evladı,  bir gün bu ülkenin büyük kararlarını alma hayalleri kurabiliyorsa, bunu cumhuriyete borçlu olduğunu, cumhuriyeti de Atatürk’e ve onun engin dehasına borçlu olduğunu tekrar hatırladı. 

Türkiye, lekesiz bir bağımsızlık ile dünyanın barış ve gelişme unsurlarından biri olduğunun farkındalığını, kanı ve canı pahasına elde ettiği ulusal egemenliğini hiçbir şeye feda edemeyeceğinin bilincini iliklerine kadar hissetti. Açık alınla ve serbestçe çalışarak, el ele birlikler oluşturarak hırsızlık, yalancılık, ikiyüzlülük, tembellik ve bağnazlıkla mücadele etmekteki kararlılığını dosta düşmana açıkça gösterdi. 

Bilim, sanat, kültür, teknoloji varlıklarını endüstriye, sosyolojik çeşitliliğini zenginliğe, yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla insan kaynaklarını verimli kullanacak politikalar üretmekteki kararlılığını birey olarak ortaya koydu. Bireylerin ortak taleplerinin görmezden gelinmesi, ötelenmesinin hiçbir ülkenin sürdürülebilir varlığına yarar getirmeyeceğini bilmek için dahi ya da kahin olmaya gerek yoktur.

İkinci yüzyılın İktisat Kongresi İzmir’de yapıldı. 185 kurum, 500’ü aşan delege, 200’ü aşan uzman, 50 kişilik Yüksek İstişare Kurulu önerileriyle gerçekleştirildi. Bu kongre de yine Dünya’nın ve ülkemizin kritik sorunlarının yaşandığı döneme denk geldi. İnsanlığa topyekün yenilenme çağrısı yapıldı.  Sürdürülebilir insanlık nesli ve insan uygarlığının geleceğinin sivil bir ruh, ortak akıl, vicdan ve doğayla, kadim tarihimizden gelen uyum ilkeleriyle inşa edilebileceği ifade edildi. 

Gıda güvencesi geleceğin birinci teminatıdır. Gıda güvencesi tarım bileşenleri üreticilerinin yani çiftçi, besici, arıcı, balıkçının desteklenmesi, güvenilir tarım ürünlerinin üretilmesi ve güvenilir ürünün değerince ederi üzerinden tüketiciye ulaştırılması sürecinin bütününü kapsamaktadır. Gıda güvenliği geleceğin ikinci teminatıdır. Ülkemiz insanının yeterli, çeşitli, nitelikli, güvenli, adil, yerel ve ekonomik gıdaya erişmesidir. 

Refahın adil bölüşümü ve adaletin eşit uygulanması demokratik hukuk devleti ölçütlerinin başında yer almaktadır. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin 101’nci yılının ilk günü, egemenliği her birimizin kendi elimizde tuttuğumuz bilinci ve farkındalığıyla başlamıştır. 

Uygar ve çağdaş, gelişmeye ve değişmeye açık, akılcı ve tam bağımsız, ilmin yol göstericiliğinde yüksek insani değerlere sahip bireylerden oluşan topluluk cumhuriyetin faziletidir. Cumhuriyet demokrasinin en gelişmiş halidir. Atatürk’ün cumhuriyet anlayışının başında koşulsuz halk egemenliği, tam bağımsızlık, ulusal bütünlük, çağdaşlık, barışçıllık ve laiklik gelmektedir. 

21’nci yüzyıl Türkiye Yüzyılı’dır. Kulaklarımızda büyük önderin sözleri çınlamalıdır. "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. Ve Türk milleti güven ve mutluluğun kefili olan ilkelerle, uygarlık yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir" 

21’nci yüzyıl Türkiye’nin tarihle yeniden buluşmasıdır. Büyük önderin sözleri kulaklarımızda tekrar tekrar çınlamalıdır. “Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki başarıyı Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak kararlı bir şekilde yürümesine borçluyuz " 

Bütün varlığımla ve varlığımı var eden ruhumla, aklımla, bilincimle, zihnimle, hafızamla diyorum ki; Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa. Adın Yazılacak Mücevher Taşa.