GERİ DÖNÜŞMEYEN ATIK CARİ AÇIĞI BÜYÜTÜYOR
Türkiye'de her yıl milyonlarca ton geri dönüştürülebilir atığın ekonomiye kazandırılamaması, hammadde ithalatını artırarak cari açık üzerinde ek baskı oluşturuyor. Uzmanlar, döngüsel ekonomiye geçişin milyarlarca liralık tasarruf ve sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine dikkat çekiyor

Türkiye'de hızla artan üretim ve tüketim, atık miktarını her geçen yıl büyütürken, geri kazanılamayan atıklar ekonomide önemli bir kaynak kaybına yol açıyor. Sanayi üretiminden evsel tüketime kadar oluşan milyonlarca ton atığın önemli bölümü yeniden ekonomiye kazandırılamıyor. Bu durum hem hammadde ithalatını artırıyor hem de enerji maliyetlerini yükselterek üretim üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Son açıklanan verilere göre Türkiye'de bir yılda oluşan toplam atık miktarı 120 milyon tona ulaştı. Bunun yaklaşık 42 milyon tonunu tehlikeli atıklar oluştururken, atıkların önemli bir bölümü geri dönüşüm yerine bertaraf ediliyor.
Milyarlarca liralık kaynak çöpe gidiyor
Ekonomi uzmanları, geri dönüştürülebilir metal, plastik, cam, kağıt ve organik atıkların etkin şekilde değerlendirilememesinin Türkiye açısından ciddi bir ekonomik kayıp anlamına geldiğini belirtiyor.
Her yıl ithal edilen demir-çelik hurdası, plastik hammaddesi, kağıt hamuru ve diğer sanayi girdilerinin önemli bir kısmı aslında yurt içinde oluşan atıklardan karşılanabilecek potansiyele sahip bulunuyor. Ancak düşük geri kazanım oranları nedeniyle sanayi, ihtiyaç duyduğu hammaddenin önemli bölümünü ithalat yoluyla temin etmek zorunda kalıyor.
Bu durum dış ticaret açığını artırırken, döviz ihtiyacını da yükseltiyor.
Geri kazanım oranı yükseliyor ama yeterli değil
Türkiye'de son yıllarda uygulanan Sıfır Atık sistemiyle geri kazanım oranında önemli ilerleme sağlandı.
2017 yılında yüzde 13 seviyesinde bulunan geri kazanım oranı, 2025 itibarıyla yüzde 37,53'e yükseldi. Aynı dönemde yaklaşık 90 milyon ton geri dönüştürülebilir atık ekonomiye kazandırıldı. Hükümetin hedefi ise bu oranı 2035 yılında yüzde 60'a çıkarmak.
Buna rağmen Avrupa ortalamalarının gerisinde kalan geri dönüşüm oranı, ekonomik potansiyelin önemli bölümünün halen kullanılamadığını gösteriyor.
Döngüsel ekonomi büyümeye katkı sağlayabilir
Uzmanlara göre klasik "üret-kullan-at" modeli yerine döngüsel ekonomiye geçiş, Türkiye'nin büyümesine doğrudan katkı sağlayacak.
Döngüsel ekonomi sayesinde; hammadde ithalatı azalıyor, üretim maliyetleri düşüyor, enerji tasarrufu sağlanıyor, karbon salımı geriliyor, yeni istihdam alanları oluşuyor ve belediyelerin depolama maliyetleri azalıyor.
Özellikle metal geri dönüşümünde yüzde 95'e, alüminyumda yüzde 90'a, kağıtta yüzde 60'a varan enerji tasarrufu sağlanabilmesi, ekonomiye doğrudan maliyet avantajı sunuyor.
OECD: Kaynak verimliliği artırılmalı
OECD değerlendirmelerine göre Türkiye son yıllarda çevre politikalarında ilerleme kaydetse de ekonomik büyümenin kaynak tüketiminden tam anlamıyla ayrıştırılamadığına dikkat çekiliyor. Raporda, düşük karbonlu ve döngüsel ekonomiye geçişin hızlandırılması gerektiği vurgulanırken, yüksek kaynak yoğunluğunun uzun vadede ekonomik rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceği ifade ediliyor.
Depozito sistemi ekonomiye 30 milyar TL katkı sağlayabilir
1 Temmuz 2026 itibarıyla ülke genelinde uygulamaya alınan Depozito Yönetim Sistemi'nin de ekonomik katkısının yüksek olması bekleniyor.
Cam, plastik ve alüminyum ambalajların geri toplanmasını hedefleyen sistem sayesinde yılda yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik katkı sağlanması öngörülüyor. Böylece hem geri dönüşüm oranlarının yükselmesi hem de hammadde ihtiyacının azaltılması hedefleniyor.
Sürdürülebilir büyüme için kritik alan
Uzmanlar, atıkların yalnızca çevre sorunu olarak değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik kaynak olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi, sanayide ikincil hammadde kullanımının artırılması ve vatandaşların atık ayrıştırma alışkanlığının yaygınlaştırılması halinde Türkiye'nin hem cari açığını azaltabileceği hem de yeşil dönüşüm sürecinde rekabet avantajı elde edebileceği ifade ediliyor.
Ekonomistler, kullanılmayan her geri dönüştürülebilir atığın yalnızca çevreye değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisine de maliyet oluşturduğunu vurgulayarak, atık yönetiminin önümüzdeki dönemin en önemli kalkınma başlıklarından biri olacağına dikkat çekiyor.