Kadına şiddet. Çocuğa şiddet. Hayvana şiddet. Bitkiye şiddet. Ağaca şiddet…
İnsanoğlu tarih boyunca yeryüzünde hem büyük medeniyetler kurdu hem de büyük yıkımlar yaşadı.
Son zamanlarda kulağıma en çok çalınan cümle şu: "Kadın mutluluk arıyor, erkek haz." Bu cümle o kadar rahat söyleniyor ki…
8 Mart yaklaşıyor. Yine mor afişler hazırlanıyor, salonlar süsleniyor, "kadın güçlenmesi" başlıklı paneller duyuruluyor.
Sevgili okurlar, Her ne zaman başım sıkışsa, her ne zaman bir meselenin içinden tek başıma çıkamayacak gibi hissetsem, kitaplara sığınırım.
"Normal" dediğimiz şey tam olarak nedir? Kim belirler, neye göre ölçer ve neden bu kadar ısrarla ona uymamız beklenir? Bir insanın iç dünyası bu kadar renkliyken, hayat bu kadar çok katmanlıyken, tek bir kalıba sığmak neden erdem sayılır?
Hocam Sigmund Freud bu durumu romantik kopuşlar üzerinden değil, dürtülerin bastırılması üzerinden okurdu.
Fonda bir Sezen şarkısı kısık sesle… "Yağmur yağar, akasyalar ıslanır Ben yağmura deli, buluta deli Bir büyük oyun bu, yaşamak dediğin Beni ya sevmeli, ya öldürmeli…"