Kalite yok ama zam var!..
Kentte toplu ulaşım araçlarına, taksilere ve okul servislerine yüzde 20 zam yapıldı. Otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur…
Şehrin günlük hayatını taşıyan tüm hatlar artık daha pahalı.
Toplu ulaşım bir şehir için sadece bir hizmet kalemi değildir; ekonomik hayatın omurgasıdır. İşe giden çalışan, okula yetişen öğrenci, çocuğunu servise bindiren aile… Her biri bu sistemin içinde. Bu nedenle yapılan her artış doğrudan milyonların bütçesine yansır.
Yüzde 20’lik artış kâğıt üzerinde bir oran gibi görünse de günlük hayatın içinde karşılığı büyüktür. Asgari ücretle çalışan bir vatandaşın aylık ulaşım gideri zaten bütçesinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Günlük çift yön ulaşım kullanan bir çalışanın maliyeti zamla birlikte daha da artacak. Öğrenciler ve çoklu aktarma yapan çalışanlar için bu artış daha belirgin hissedilecek.
Zam gerçekten kaçınılmaz mıydı?
Servis ücretlerindeki artış ise zincirleme etki oluşturabilir. Artan servis maliyetleri, özel okul ve kreş giderlerini yukarı çekerken aile bütçesindeki baskıyı artırır. Küçük görünen bir oran, şehir ekonomisinde geniş bir dalgaya dönüşebilir.
Ulaşım sistemlerinin artan maliyet baskısı altında olduğu biliniyor. Ancak asıl soru şu: Zam gerçekten kaçınılmaz mıydı; yoksa alternatif çözümler yeterince değerlendirilmeden mi uygulamaya konuldu?
Mega kentte milyonlarca insana hizmet veren toplu ulaşım araçları zaman zaman yangın, arıza ve bakım tartışmalarıyla da gündeme geliyor. Böyle bir tabloda yapılan zam kararı, hizmet kalitesi ve güvenliğin aynı ölçüde iyileşip iyileşmediği sorusunu doğal olarak gündeme getiriyor. Vatandaş hem daha fazla ödeyip hem de güvenlik konusunda tereddüt yaşıyorsa, sorun yalnızca bütçe değil, güven meselesine dönüşür. Bu nedenle şeffaflık ve düzenli denetim büyük önem taşır.
Toplu ulaşım bir lüks değil, temel bir kamusal ihtiyaçtır. Şehir büyüdükçe mesafeler uzuyor; dar gelirli için merkeze ulaşmak daha maliyetli hale geliyor. Ekonomik dengelerin zaten hassas olduğu bir dönemde ulaşım fiyatlarındaki her artış, vatandaşın bütçesini biraz daha daraltıyor.
Bir şehir yönetiminin başarısı yalnızca projelerle değil; ulaşımı erişilebilir, güvenli ve sürdürülebilir kılabildiği ölçüde anlam kazanır, çünkü şehir hayatının nabzı dengede kaldıkça şehir nefes alır.