SON DAKİKA

Çin'in bilge stratejisi

Alparslan Türkoğlu Salı 14 Nisan 2026 02:00

ABD İsrail-İran savaşından en karlı çıkan ülkelerin başında Çin geliyor. ABD'nin zayıflaması Çin'in görece güçlenmesi demek. Bununla birlikte Çin, sadece ABD kan kaybettiği için değil, takip ettiği strateji sayesinde büyük kazanımlar elde etti.

ABD’nin savaşın çok kısa sürede sonuçlanacağından emin olduğu, savaşın birinci haftasından sonra Uzakdoğu’daki uçak ve savaş gemilerini Körfez’e çekmesinden ve Japonya, Kore ve Tayvan’daki füze, İHA, roket ve mühimmat stoklarını Ortadoğu’ya göndermesinden belli. Bu operasyonu, ihtiyaç olmayacağını düşündüğünden daha önce yapmamış. ABD çok zorda kalmasa, müttefiklerini Çin ve Kuzey Kore karşısında korumasız bırakacak bu hamleleri yapmazdı. 

Bu savaşta Körfez ülkelerinin Amerikan üslerinin, askerlerinin ve silahlarının kendilerini koruyamadığını idrak etmeleri gibi, Uzakdoğu ülkeleri de ABD’nin, menfaatleri gerektirdiğinde, kendilerini korumasız bırakabileceğini gördüler. Amerika hep aynı Amerika. Çıkarları söz konusu olduğunda gözü hiçbir şeyi görmüyor. SSCB’nin Küba’ya füze konuşlandırmaması karşılığında Türkiye’nin güvenliği için elzem olan Jüpiter füzelerini Ankara’ya bilgi bile vermeden söküp götürmüşlerdi.

Birleşik Devletler Uzakdoğu’daki müttefiklerini Pekin’in insafına terk ederken, Çin hiç beklenmeyen bir strateji izledi. Pekin’e göre Tayvan Çin toprağıdır ve eninde sonunda anavatana katılacaktır. Bu nedenle Çin gemileri ve uçakları rutin olarak Tayvan karasularını ve hava sahasını ihlal ederler. Tayvan’ı taciz ederler. Pasifikteki ABD gemileri ve uçakları da Çin’i taciz eder. Bu güç gösterisi yıllardır sürüp gider.

Savaş başladığı an Çin Tayvan’ı rahatsız eden bütün eylemlerini durdurdu. Çin uçakları Tayvan’ın hava sahasını ihlal etmediler. Çin gemileri Tayvan’ın karasularına girmediler. Çin İHA ve SİHA’ları Tayvan semalarında alçak uçuş yapmadılar, fotoğraf çekmediler. Tayvan en korumasız olduğu dönemde, hiçbir zaman görmediği saygıyı gördü. Daha da ilginci Çin aynı yaklaşımı, başta ABD’nin en sıkı müttefikleri olan Japonya, Kore ve Filipinler olmak üzere bütün komşularına gösterdi. Gemilerini Güney Çin Denizinde, komşularıyla ihtilaflı olduğu sulara bile sokmadı.

Bu stratejiyle Çin komşularına lisanı hal ile ‘’Gerilimi yükselten ben değilim, ABD. ABD yokken korumasız değilsiniz. ABD bu coğrafyada olmasa benim davranış tarzım bu olur. Bölge istikrara kavuşur’’ dedi. Pekin Tayvan üzerinde iddia ettiği haklardan elbette vazgeçmedi. Tayvan’a ‘’Tayvan’ı askeri yöntemlerle, güç kullanarak almayacağım. Ama sen Amerika’ya üsler vererek, on binlerce askerini topraklarına yerleştirerek kısaca hasmımı dibime kadar sokarak beni tahrik ediyorsun. Oysa ben, Tayvan’ı ekonomik olarak Çin’e entegre ederek, gönüllü katılım hedefliyorum’’ mesajını verdi.

Kuşbakışı bakıldığında savaş Çin’in lehineydi. En güçlü hasmı ABD yıpranıyordu. Çin imzaladığı uzun vadeli kontratlar sayesinde İran’dan ucuz petrol almaya devam ediyordu. Rusya’dan da ucuz petrol ve gaz alıyordu. Zaten petrol ve gaz stokları en yüksek seviyedeydi. Yani fiyatların yükselmesi aleyhine değildi. Bilakis karlılığı ve rekabet gücü artıyordu. Buna rağmen Çin savaşın bir an önce bitmesi için İran’ı ikna etti. Pakistan’ı arabuluculuk yapmaya teşvik etti. Körfez ülkelerine, savaşın yayılmasını önlemek için, İran’ın saldırılarına mukabele etmemeleri telkininde bulundu.

Pekin’in böyle davranmasının nedeni, Çin’in dünyanın en büyük üretim merkezi olması. İddialı olduğu sektörlerde çok büyük hacimlerde üretim yapan Çin’in maliyetleri çok düşük. Durmadan üretmesi, ürettiğini sevk etmesi lazım. Talep düşerse stokları şişer. Stokları şiştiğinde üretilecek mal hacmi azalır dolayısıyla maliyetler artar.  Çin ya karsız fiyatlarla ya da zararına ihracat yapmaya razı olur yahut fiyatlarını yükseltir ki bu da talebi düşürür. Bu zincirin sonunda Çin bütün cazibesini kaybeder.

Çin’in durmadan üretebilmesi için talebin düşmemesi hatta istikrarlı olarak yükselmesi lazım. Yani savaş olmamalı, mevcut düzen aynen devam etmeli. Savaş olduğunda talep ister istemez düşüyor. Örneğin Körfez ülkeleri blok olarak değerlendirildiğinde Çin’in ABD ve Avrupa’dan sonraki en büyük müşterisi. Savaş başlayınca ithalatlarını minimum seviyeye düşürdüler. 

Çin bir bölgede birkaç ay sürecek düşüşleri yönetebilir ama büyük müşterileri uzun süre alım yapmazlarsa üretimini yavaşlatmak zorunda kalır ve her şey tepetaklak olur. Zaten Trump’ta Çin mallarına uygulanan gümrük vergilerini arttırarak Çin’i yavaşlatmayı dolayısıyla rekabet gücünü zayıflatmayı hedefliyor.

Bu nedenle Çin savaşlara, kısıtlamalara, ithalat yasaklarına ve gümrük vergilerinin yükseltilmesine karşı. İstiyor ki mevcut düzen aynen devam etsin. ABD uyguladığı stratejiyle, İsrail dışındaki müttefikleriyle olan ilişkilerine zarar verdi. İmajını mahvetti. Bu yanlışının bedelini ağır ödeyecek. Çin ise uyguladığı bilge stratejiyle Amerika’nın müttefiklerini bile etkiledi. Onları ‘’Çok kutuplu dünya, ABD’nin her istediğini daha doğrusu İsrail’in her istediğini yaptığı bugünkü dünyadan çok daha iyi’’ noktasına yaklaştırdı.