SON DAKİKA
ANALİZ Pazar 12 Temmuz 2026 02:33

KÜRESEL DENGE ARAYIŞI

Temmuz ayının bu kavurucu günlerinde, küresel siyaset ve ekonomi de en az hava sıcaklıkları kadar hararetli bir haftayı geride bıraktı. Savaş sarmalları, teknolojik devrimler ve ekonomik dengeler arasında sıkışan bir dünyayı; içeride ise kendi mikro ve makro gündemleriyle boğuşan bir Türkiye'yi izledik.

Küresel Denge Arayışı

Küresel jeopolitik gerilimlerin gölgesinde geçen hafta eğer size küresel ekonomi zemininin ayaklarınızın altından kaydığını hissettirdiyse, yalnız değilsiniz. Son yedi günün en önemli gelişmesi, şüphesiz Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 8 Temmuz’da yayınladığı yıl ortası Dünya Ekonomik Görünüm güncellemesiydi. Bu rapor, dayanıklı ancak derin eşitsizlikler barındıran bir dünya ekonomisi tablosu çizerek; merkez bankacıları ve maliye bakanlıklarının 2026’nın ikinci yarısına hazırlandığı kritik bir haftaya zemin hazırladı.

Küresel ölçekte IMF, büyümenin 2026’da yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalacağını, 2027’de ise yüzde 3,4’e yükseleceğini öngörüyor. Ancak asıl hikâye, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde enflasyonun inatçı bir şekilde varlığını sürdürmesinde yatıyor. ABD’nin, yıl genelinde yüzde 4,2’lik tahminle G7 ülkeleri arasındaki en yüksek enflasyon oranına sahip olması bekleniyor. Bu durum, Mayıs ayı enflasyonunun da yüzde 4,2 seviyesine ulaşmasının ardından geldi ve enflasyonla mücadelenin son aşamasının bir kısa mesafe koşusu değil, bir maraton olduğunu kanıtladı.

Şimdi tüm gözler ABD Merkez Bankası’na (Fed) çevrilmiş durumda. Bu yılın başlarında görevi Jerome Powell’dan devralan yeni Fed Başkanı Kevin Warsh, Fed’in enflasyonu yüzde 2’lik hedefe düşürme konusundaki kararlılığını ısrarla vurguluyor. Cleveland Fed’in son on iki aylık enflasyonun Temmuz ayına kadar hafif bir düşüşle yüzde 3,49 seviyesine gerileyeceğini öngörmesiyle birlikte, piyasalar yeni Başkan’ın söyleyeceği her kelimeye kilitlenmiş durumda.

Japonya'da Haziran ayı üretici fiyat endeksi yıllık bazda %7,1 artarak %6,8'lik piyasa beklentisini aştı ve Mart 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Üretici fiyatları enflasyonundaki sert yükseliş, Orta Doğu kaynaklı enerji şoklarının ve yendeki zayıf seyrin şirketlerin girdi maliyetleri üzerindeki baskısını teyit ediyor. Bu durum, Japonya Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde faiz artırımlarına devam edeceğine yönelik beklentileri de güçlendiriyor.

EBRD’den Tedarik Zinciri Yatırımı.

 Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’nin "yakın coğrafyadan tedarik" (nearshoring) merkezi olma potansiyeline güvenerek 1,4 milyar dolarlık yeni bir yatırım paketi açıkladı.

İngiltere ile Serbest Ticaret Hamlesi: Ankara ve Londra arasında yürütülen genişletilmiş Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinde 5. tur tamamlandı ve dijital ticaretten yasal hizmetlere kadar birçok kritik başlıkta mutabakat sağlandı. Yaklaşık 28,4 milyar sterlinlik ticaret hacminin bu hamleyle daha da büyümesi hedefleniyor.

Türkiye’nin ilginç bir ekonomik yol ayrımında olduğunu görüyoruz. IMF’nin son güncellemesi, Türkiye’nin 2026 GSYH büyüme tahminini yüzde 2,9 seviyesine revize etti. Bu durum, 2026'nın ilk çeyreğinde görülen yüzde 2,5'lik büyümeye kıyasla bir yavaşlamayı yansıtsa da, iç talebi dizginlemek için gereken süregelen yeniden dengelenme çabasının bir göstergesidir.

Enflasyonla mücadele, temel gündem maddesi olmaya devam ediyor. IMF, Türkiye'de tüketici fiyatlarının 2026 yılında ortalama yüzde 28,6 seviyesinde gerçekleşmesini öngörüyor. Bu durumla mücadele etmek amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haziran ayındaki toplantıda bir hafta vadeli repo faiz oranını üst üste üçüncü kez yüzde 37,00 seviyesinde sabit tuttu. Bununla birlikte, piyasalarda sıkılaştırma döngüsünün zirve noktasına ulaşmış olabileceğine dair söylentiler dolaşıyor; bazı analistler, faiz indirimlerinin gündeme gelebileceğine ve bunun çok yakında, hatta bu ay içinde bile gerçekleşebileceğine işaret ediyor. 3 Temmuz haftasında TCMB’nin brüt toplam rezervi haftalık bazda 10,5 milyar USD artarak 159,7 milyar USD düzeyine yükseldi. Bu dönemde, net uluslararası rezervler de 55,0 milyar USD düzeyine çıktı. Rezervlerdeki artışta altın fiyatlarındaki yükselişin etkili olduğu görülürken, brüt dövizrezervinin de 7,7 milyar USD artması dikkat çekti.

 Türkiye, rekor ihracat ve jeopolitik zorluklarla uğraşıyor.

Ufukta olumlu gelişmeler de var. Türkiye'nin dış ticaret performansı olağanüstü bir seyir izledi; Haziran ayında on iki aylık kümülatif ihracat rekor kırarak 278 milyar dolara ulaştı. 

Ancak bu kazanımlar jeopolitik zorluklarla sınanıyor; zira İran kaynaklı gerilimin etkileri enerji piyasalarını sekteye uğrattı ve hükümetin akaryakıt vergisi öngörülerini karmaşıklaştırdı. Sonuç olarak analistler, süregelen ekonomik durgunluğun kamuoyunun moralini ve siyasi desteği aşındırmaya başladığına dikkat çekiyor. Para piyasalarındaki durumu da geçtiğimiz hafta için şöyle özetleyebiliriz. 

 Bu hafta yatırım araçlarından borsa ve altın kaybettirirken, dolar ve avro kazandırdı.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,67 düşüşle 14.321,19 puandan tamamladı. Endeks hafta içinde en düşük 14.053,48 puanı ve en yüksek 14.629,66 puanı gördü.

Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,74 azalışla 48.085,74 puana, mali endeks yüzde 1,41 değer kaybıyla 20.533,77 puana gerilerken, sanayi endeksi yüzde 0,32 yükselişle 18.344,42 puana ve hizmetler endeksi ise yüzde 0,38 artışla 12.645,21 puana çıktı.

Aksa Enerji Üretim en çok prim yapan hisse olarak haftayı kapattı.

Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 13,84 ile Aksa Enerji Üretim ilk sırada yer aldı.

Aksa Enerji Üretimi, yüzde 11,22 ile Fenerbahçe Futbol AŞ, yüzde 9,70 ile Odine Teknoloji izledi.

Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 26,59 ile Balsu Gıda, yüzde 22,26 ile İzdemir Enerji, yüzde 15,15 ile Oba Makarnacılık oldu.

Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 687 milyar 200 milyon lirayla ASELSAN, 541 milyar 800 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ, 541 milyar 800 milyon lirayla Garanti BBVA olarak sıralandı.

Geçtiğimiz hafta Dolar ve Euro değer kazandı ancak, Altın mutlu günlerini arar oldu.

24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 0,99 azalışla 6 bin 205 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,90 düşüşle 40 bin 590 liraya indi. Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,02 altında 10 bin 180 liraya geriledi.

Doların satış fiyatı, yüzde 0,39 artarak 46,9860 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,23 yükselişle 53,6940 liraya çıktı.

Geçen hafta 62,5170 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,81 artışla 63,0260 liraya yükseldi.

İsviçre frangı ise yüzde 0,15 değer kaybederek 58,1880 liradan alıcı buldu.

 Önümüzdeki Hafta (12 Temmuz - 18 Temmuz 2026)

Önümüzdeki haftaya baktığımızda, ekonomik takvimin piyasaları hareketlendirecek önemli gelişmelerle dolu olduğunu görüyoruz. İşte takip etmeniz gerekenler:

   14 Temmuz Salı: ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu, Haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporunu açıklayacak [[48]].

   14 Temmuz Salı: Fed Başkanı Kevin Warsh'ın yasa yapıcılar önünde ifade vermesi planlanıyor; Warsh'ın burada muhtemelen para politikasına ilişkin zorlu sorularla karşılaşması bekleniyor.

   14 Temmuz Salı: Cleveland Fed, güncellenmiş 10 yıllık enflasyon beklentilerini açıklayacak.

   15 Temmuz Çarşamba: ABD Perakende Satış verileri yayımlanacak; bu veriler Amerikan tüketicisinin durumuna dair hayati ipuçları sunacak.

   15 Temmuz Çarşamba: Bölgesel sanayi faaliyetlerinin durumunu ölçmek amacıyla Empire State İmalat Anketi de yayımlanacak.    16 Temmuz Perşembe: Piyasalar, ABD ekonomisinin ivmesini değerlendirmek amacıyla haftalık ABD İlk İşsizlik Başvuruları ve Sanayi Üretimi verilerini analiz edecek.

   Türkiye Gündemi: Bu hafta Türkiye için planlanmış önemli bir veri açıklaması bulunmasa da, iç piyasalar TCMB yetkililerinin Temmuz ayında faiz indirimlerine gidilebileceğine dair söylentilerle ilgili yapacağı açıklamalara karşı oldukça duyarlı olacaktır.