ABD'NİN YENİ TARİFESİ TÜRK TEKSTİLİNDE DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ
Vergi indirimi Asyalı üreticilere rekabet avantajı sağlarken, Türkiye ABD pazarında yeni ticaret denklemine uyum arıyor. Sektör temsilcileri, ilk değerlendirmelerin ardından diplomatik girişimlerin ve yeni destek mekanizmalarının zorunluluk haline geldiğini söylüyor.

ABD'nin geçtiğimiz haftalarda yürürlüğe koyduğu yeni gümrük tarifelerinin ardından küresel tekstil ve hazır giyim ticaretinde oluşan yeni rekabet dengeleri, Türk ihracatçılarının gündemindeki yerini koruyor. İlk günlerde düzenlemenin teknik boyutu tartışılırken, aradan geçen sürede sektör temsilcileri uygulamanın olası etkilerini daha somut veriler ışığında değerlendirmeye başladı.
Ortaya çıkan ilk tablo, Türkiye’nin ek vergiye tabi tutulan ülkeler arasında yer almasıyla birlikte rakip ülkelere tanınan ticari avantajların dışında kalmasının yeni bir rekabet baskısı oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle Avrupa pazarında son iki yıldır yaşanan talep daralmasının ardından büyüme rotasını ABD'ye çeviren tekstil ve hazır giyim sektörü, bu pazarda oluşan yeni ticaret mimarisini dikkatle izliyor.
ABD neden kritik bir pazar?
ABD, yaklaşık 93,7 milyar dolarlık hazır giyim ve 28,2 milyar dolarlık tekstil ve hammaddeleri ithalatıyla dünyanın en büyük alıcılarından biri olmayı sürdürüyor. Böylesine büyük bir pazarda yaşanacak küçük oranlı değişimler dahi ihracatçı ülkeler açısından milyarlarca dolarlık ticaret hacmini etkileyebiliyor.
Türkiye açısından da ABD, vazgeçilmesi kolay bir pazar değil. Hazır giyimde yaklaşık 900 milyon dolarlık ihracatla altıncı büyük pazar konumunda bulunan ABD'ye satışlar, Avrupa'daki daralmaya rağmen 2025 yılında yüzde 1,7 artış gösterdi. Tekstil ve hammaddelerinde ise Türkiye yaklaşık 893 milyon dolarlık ihracatla ABD'nin sekizinci büyük tedarikçisi olurken; iplikte ilk sırada, teknik tekstil ve dokuma kumaşta ise önde gelen tedarikçiler arasında yer alıyor.
Yeni denklemde kim öne çıktı?
Sektör temsilcilerine göre ABD'nin yeni tarife yapısı, yalnızca vergi oranlarını değil, küresel sipariş akışını da yeniden şekillendiriyor. Türkiye'nin önemli rakipleri arasında yer alan Vietnam, Bangladeş, Kamboçya ve Endonezya, sahip oldukları tarife avantajlarıyla fiyat rekabetinde öne çıkarken, Türkiye'nin ilave vergi yüküyle karşı karşıya kalması özellikle standart ve fiyat odaklı siparişlerde rekabeti zorlaştırıyor. Sektör, siparişlerin belirli ürün gruplarında yeniden Asya'ya yönelme riskini dikkatle takip ediyor.
UTİB: "Rekabet artık yalnızca üretimle kazanılmıyor"
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Başkanı İhsan İpeker, oluşan yeni tablonun yalnızca Türkiye'yi değil, küresel tekstil ticaretinin kurallarını değiştirdiğini belirterek, "Türk tekstil sektörü kalite, sürdürülebilir üretim, hızlı teslimat ve güçlü üretim altyapısıyla dünyanın en güvenilir tedarik merkezlerinden biri haline geldi. Ancak bugün tekstilde rekabeti fabrikalar kadar devletlerin ticaret politikaları da belirliyor. Rakip ülkelerin daha düşük vergi avantajına sahip olduğu bir ortamda yalnızca üreticinin çabasıyla rekabeti sürdürmek mümkün değil" dedi.
İpeker'e göre Avrupa pazarındaki yavaşlamanın sürdüğü bir dönemde ABD'de yaşanabilecek olası pazar kaybı, yalnızca ihracatı değil; üretim kapasitesini, yatırım planlarını ve istihdamı da etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin ABD ile ticaret diplomasisini hızlandırması ve ihracatçının rekabet gücünü destekleyecek yeni mekanizmaları devreye alması gerekiyor.
UHKİB: "Hazır giyimde baskı daha da hissedilecek"
Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Haluk Özkarakaşlı ise hazır giyim sektörünün son yıllarda yüksek enflasyon, artan işçilik maliyetleri, finansmana erişim güçlüğü ve kur baskısıyla mücadele ettiğini hatırlattı. Yeni tarife düzenlemesinin bu tabloya ilave bir maliyet baskısı oluşturduğunu belirten Özkarakaşlı, "Türkiye artık yalnızca üretim maliyetleriyle değil, rakip ülkelere sağlanan ticari avantajlarla da rekabet ediyor. Bu tablo sektörümüz açısından yeni politika araçlarını zorunlu hale getiriyor" diyerek, özellikle Avrupa pazarındaki durgunluk nedeniyle stratejik önem kazanan ABD'de siparişlerin Asyalı üreticilere kayma riskine dikkat çekti.
Özkarakaşlı, Türkiye'nin ABD nezdindeki diplomatik girişimlerini hızlandırmasının yanı sıra Eximbank kredileri, navlun destekleri ve katma değerli üretime yönelik teşviklerin güçlendirilmesinin sektörün rekabet gücünü koruyacağını ifade etti.
Tekstil ve Hazır Giyim’de ABD Pazarı:
ABD'nin 2025 yılı hazır giyim ithalatı : 93,7 milyar dolar
ABD'nin 2025 yılı tekstil ve hammaddeleri ithalatı : 28,2 milyar dolar
Türkiye'nin ABD'ye hazır giyim ihracatı : Yaklaşık 900 milyon dolar
Türkiye'nin ABD'ye tekstil ve hammaddeleri ihracatı : 893 milyon dolar
Türkiye'yi etkileyen ilave gümrük vergisi oranı : %12,5