Para politikaları ne kadar kurtarıcı?

Sedat YILMAZ 20 Oca 2020

Bugün dünya 2008 küresel krizinden sonra yeni bir sistemle ekonomideki sorunlara yönelik çözüm arayışında. Temel düşünce şu: Ekonomiyi para politikalarının sırtına yükleyelim, işimize bakalım.

Tabii  bu kolaycılık. Görünürde basit görünmesine karşılık girift bir yapıya sahip olan ekonomiyi bir argüman üzerinde hareket ettirmek, sonucu belli olmayan bir maceranın içine atmak gibi bir şey olur.

Sözü getireceğim yer; negatif faiz.

Bugün dünya küresel ekonomiyi durgunluktan çıkarmak için negatif faiz uygulama çabasında. Bu zamana kadar hiçbir merkez bankası negatif faizin ekonomileri nereye sürükleyeceğine dâir ciddi bir öngörüde bulunamamış, özellikle buna dikkatinizi çekerim.

Zirâ 2000 yılı başından bu yana gündeme giren ancak genelde 2008 yılından itibaren uygulamaya geçen negatif faizin başta Avrupa Birliği ve Japonya’da hissedilir bir düzelmeyi sağladığını kimse söyleyemez.

İşin püf noktası da burası!

Bu hafta içinde negatif faiz uygulayan Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz kararlarını, para politikalarındaki gidişatını dikkatle takip edelim, derim. Kararlarındaki gerekçeleri alt kalemleri dahil iyice okuyalım ki, negatif faizin uygulandığı bölgelerde iktisadi resim nasıl oluşmuş daha net görme fırsatına kavuşalım.

***

Küresel ekonomi denilince ABD, Çin, Avrupa, Japonya akla geliyor. Söz konusu bölgelerin önemli bir kısmı negatif faizle ekonomilerini çevirmeye çalışıyor. Çünkü iki sıkıntıları var… Biri sürekli düşen enflasyon ve yüksek borçluluk.

Söz konusu bölgeler, temel iki sorunun çözümünü merkez bankalarının para politikalarına bağlamışlar. Çözüm de şu: Merkez bankaları kamu harcamalarını destekleyecek, hane halkının harcamasını sağlayacak tedbirler alacak. Merkez bankaları uçaktan, helikopterden para atmayacaklar ama tahvil alımı, bazı kesimlere gelir transferi ve teşvik imkanları sunması için hükümetleri zorlayacak. Yani bankalardaki paralar çok küçük getirilerle halkın kullanımına açılacak. Bankalar yaşadığı kayıpları da farklı açılımlarla gidermeye gayret gösterecek.

İşte bunun adına genel anlamda negatif faiz uygulaması deniyor.

Hemen akabinde cevaplanması gereken sorular var…

Madem negatif faiz uygulamasına ekonomilerdeki durgunluğu önleyecek sistem olarak bakılıyor, niçin hâlâ beklenen sonuçlar gerçekleşmedi? O halde bu kadar ekonomist, guvernör, devlet yöneticisi ve akademisyen niye negatif faize kurtarıcı gözüyle bakıyor? Gerçekten negatif faiz, küresel durgunluğa çare mi?

Sorular uzar gider, ama cevap noktasında herhangi net bir veriye ulaşamazsınız.

***

Bilhassa kapitalist ekonomide negatif faizin uygulanabilirliğinin yanında sonuç alınabileceğine yönelik oran kaç, diye sorarsanız, ben “negatif” demem ama “sıfır” cevabını verebilirim. Yani negatif faiz uygulaması da kapitalist ekonomiyi kurtarmaya yetecek bir faktör değil. Bankalar ne kadar farklı açılımlar yaparsa yapsın, sermaye yeterlilik rasyolarındaki düşüşü önleyemeyecek ve kredi verme imkanları günden güne daralacak.

Manzara şu ki; yaklaşık 10 yıldır ciddi şekilde uygulanmasına karşılık hem bankaların isteksizliği hem de faizlerin beklentiler doğrultusunda düşmemesi neticesinde yatırımlar artmamış, gereken para hane halkı ile buluşmamış, ekonominin temeli olarak bilinen KOBİ’lere yönelik kredi hacimlerinde büyüme dahi olmamış. Nitekim ekonomilerde durgunluk devam etmiştir… Bankalar da mevduat sahiplerine kesinlikle negatif faizi yansıtmamış…

Zaten bazı ünlü yatırımcı ve analistler de negatif faiz denemesinin merkez bankalarının gücünü azalttığını ve ekonomiyi canlandırmaya dair seçeneklerin giderek tükendiğini ifade etmekten geri durmuyor.

Madem ekonomideki sorunlar negatif faiz sistemiyle diğer bir ifadeyle para politikalarıyla çözülmeye çalışılıyor, bir de kur tarafına bakalım… Acaba kurtuluş oradan mı gelecek?

Nerede, o da bir teori olmaktan ileri gitmiyor…

Şöyle ki:

Negatif faiz uygulayan bölgelerde genellikle yerel paralar değer kaybediyor. Uygulama belki ihracatta artış ve ithalatta bir daralma avantajı getirse de bu defa yaygınlaşan ‘kur savaşları’ ekonominin daha da daralmasını beraberinde getiriyor. Küresel ekonominin son dönemde ABD/Çin ticaret gerginliğinden neler çektiğini bilmeyenimiz kalmadı.

Ha, negatif faize dinî manada “olur” diye de bakmayın, derim. Dolayısıyla ister pozitif, ister negatif şu faiz illetini ekonomilerden çıkarsak ona göre bir yol ve metot bulsak daha iyi olmaz mı?

Evet!..  Neticede iş dönüp dolaşıp maliye politikalarına, hükümetlerin icraatlarına dayanıyor…

Bilmem anlatabildim mi?