Küresel konut pazarında Türkiye'nin yeri
Türkiye gayrimenkul sektörü, özellikle son on yılda kayda değer biçimde öne çıkarak küresel pazarda yatırımcılar için giderek daha cazip fırsatlar sunar hale gelmiştir.
Avrupa ve ABD gayrimenkul pazarlarında son ekonomik kriz ve küresel mali daralmanın olumsuz etkileri hissedildiği halde, Türkiye’deki gayrimenkul pazarı gelecek vadetmektedir. Yabancıların Türkiye'den ev alabilmesine olanak tanıyan ve 2012 yılının ortalarında yürürlüğe giren Mütekabiliyet Yasası ile birlikte uluslararası yabancı yatırımcıların ülkemize ilgisi giderek artmış ve son on yıllık süreçte çok hızlı bir gelişim kaydetmiştir. Ancak politik ve iktisadi nedenlerden dolayı Türkiye’nin son yıllarda global pazardan aldığı payın azalması ve yatırımcıların yönünü Dubai ye çevirmesi sektörü olumsuz yönde etkilemişti. Dünyada yıllık 400 milyar dolar hacme ulaşan uluslararası gayrimenkul pazarında, Orta Doğu'da artan gerilimden sonra konut yatırımcılarının yönünün değişeceğini, Türkiye’nin jeopolitik komumu ve istikrarı ile birlikte yeniden ön plana çıkması beklenmektedir.
Mart ayının başında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarıyla başlayan askeri gerilim, turizm sektöründe olduğu kadar uluslararası gayrimenkul sektörünü de kısa sürede etkiledi. Son yıllarda uluslararası pazarda gayrimenkul yatırımları ile öne çıkan ve tercih edilen Birleşik Arap Emirlikleri savaştan olumsuz yönde etkilendi. Bir hafta öncesine kadar, Dubai'nin emlak piyasası dokunulmaz görünüyor, işlemler rekor kırıyordu. Konut fiyatları pandemi öncesi en düşük seviyelerden neredeyse iki üç katına çıkmış, küresel konut yatırımcıları tarihi bir hızda para akıtıyorlardı. Ancak mart ayının başında başlayan Orta Doğu'daki gerilimin yarattığı güvenlik kaygıları, Dubai'nin "güvenli liman" imajını sarsarken, Dubai Finansal Piyasa (DFM) Gayrimenkul Endeksi, çatışmanın başlamasından bu yana yüzde 30 düştü. Orta Doğu'da artan gerilim Dubai'nin uzun süredir sahip olduğu "güvenli ve cazip yatırım merkezi" algısını zayıflatmaya başladı. İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşla birlikte bölgede yaşanan saldırılar, turizm ve gayrimenkul piyasasında dikkat çekici bir yavaşlamaya yol açtı. Kısa vadede talebin azalacağı, orta ve uzun vade de ise konut fiyatlarında gerilemenin beklendiği Dubai de 2008 yılında yaşanan küresel durgunluk ve ekonomik krizden sonraki en sert düşüş olacağı tahmin ediliyor. Yaşanan bu gelişmelerin ışığında son yıllarda Dubai den en çok konut yatırım yapan başta İran, Rusya, Çin ve Pakistan gibi ülkeler rotalarını tekrar Türkiye’ye çevirmesi bekleniyor. Uluslararası gayrimenkul yatırımlarında sadece yüksek getiri potansiyelinin değil jeopolitik konumun daha önemli olduğu gerçek ile karşı karşıyayız. BAE hükümet politikaları bu Dubai emlak piyasasında büyümeyi yönlendirmede önemli bir rol oynadı. Uzun süreli ikamet vizeleri, uygun yatırım düzenlemeleri ve Altın Vize programı girişimcileri, profesyonelleri ve yüksek net değerli alıcıları cezbetti. Sonuç olarak, gayrimenkul piyasasının sadece spekülatif değil politik istikrar ve coğrafik güven unsurunu karşılaması beklenmektedir. Küresel belirsizlik zamanlarında yatırımcılar istikrar ve şeffaflık sunan pazarlar arama eğilimindedirler. Türkiye’nin stratejik konumu, jeopolitik gücünü ticari, siyasi ve askeri ilişkilerde kısa vadeli değil, uzun dönemi kapsayan kararlı duruşu Ortadoğu'da derinleşen krizler ve küresel güç rekabetinin ortasında, hem bir "denge faktörü" hem de potansiyel bir güvenli liman olarak ortaya koymaktadır.
Dubai, yaşanan saldırıların ardından 2 günlük havalimanı kapanması ve güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kalırken, İstanbul stratejik konumu ve güvenli liman arayışları nedeniyle avantajlı duruma geçti. Global pazarda 400 milyar dolara ulaşan uluslararası konut yatırımlarından son yıllarda ülke olarak aldığımız pay azalmasına rağmen İstanbul konut pazarı daha çok güçlü büyüme potansiyeline sahip "gelişmekte olan bir pazar" olarak yeniden öne çıkacaktır. Diğer taraftan Türk yatırımcıların son yıllarda hızla artan yurt dışı gayrimenkul yatırımları, Ortadoğu’daki savaş ve artan jeopolitik risklerle birlikte yeniden geriye dönecektir. Son iki yılda yabancı konut yatırımcılarının giderek azalması ve Türk vatandaşlarının yurtdışından yaptıkları konut yatırımlarının artması ile ülkemizde cari dengenin bozulmasına neden olmuştu. Şimdi hem yabancı yatırımcıların hem de Türk yatırımcıların konut yatırımlarında rotayı yeniden Türkiye’ye çevirecek olması döviz girdisi sağlayarak cari açığın kapanmasında ve ekonominin büyümesinde katkı sağlayacaktır. Dünyada önemli bir ekonomiye sahip olan uluslararası gayrimenkul pazarı için Türkiye’nin yatırım değeri, kültürel ve toplumsal yapısı, güvenli ülke olması, gelişmişlik düzeyi, üretilen konutların niteliği ve rekabetçi fiyat yapısı öne çıkartılarak pazarda tekrar yerini alabilmesi için geçmişte yapılan hatalardan ders çıkartılarak hareket edilmelidir. Kamu ve özel sektör iş birlikteliği ile küresel konut pazarında yatırımcıların beklentilerine uygun çözümler üretilerek İstanbul yeniden cazibe merkezi haline getirilebilir.

