SON DAKİKA

Küresel ekonomik değişim ülkeleri nasıl şekillendirecek?

Hakan Dikmen - hakansdikmen@gmail.com Perşembe 09 Nisan 2026 02:00

Küresel ekonomi 2026 yılı itibarıyla, sadece rakamların değiştiği değil, kuralların yeniden yazıldığı yapısal bir dönüşümden geçiyor.

Bu değişim; ülkeleri jeopolitik bloklara ayrılmaya, teknolojik yarışta taraf seçmeye ve iklim kriziyle mücadeleyi bir "ekonomik beka" meselesi olarak görmeye zorluyor.

Küresel ekonomik değişimler ve jeopolitik gerilimler, ülkelerin ekonomik stratejilerini kökten dönüştürmektedir. Özellikle İran, ABD ve İsrail üçgenindeki gerilimler hem bölgesel hem de küresel ekonomi politikalarını doğrudan etkilemektedir.  

2026 yılına kadar küresel ekonomik büyümenin %2,8 civarında istikrarlı ancak yüksek olmayan bir seviyede seyretmesi bekleniyordu. Ancak, Enerji Piyasaları ve Jeopolitik Etkiler şimdiki durumu karıştırdı. Petrol fiyatları jeopolitik oynaklıkla 2026 yılının ilk çeyreğinde rekor seviyelere ulaştı; yıl sonu için varil başına $80 civarında seyretmesi bekleniyordu. Her gün artan akaryakıt fiyatlarından da bu varil başı hesabın tutmayacağı görülüyor. Hürmüz Boğazı'nın 3 aydan uzun süre kapanması durumunda petrol fiyatları geçici olarak $180/varil seviyesine çıkabilir. Doğal gazda da durum pek farklı değil.  Avrupa'da fiyatlar %50'nin üzerinde artış gösterdi; Rusya'nın tedarik kesintisi tehdidi riskleri artırıyor. Küresel petrol ticaretinin %20-30'u ve LNG ticaretinin %20'si bu stratejik noktadan yani Hürmüz Boğazından geçiyor; savaş nedeniyle trafik %70-80 azaldı. Parçalanmış Küreselleşme bu savaştan sonra farklı bir rota dizayn etmişti. Küreselleşme tamamen bitmiyor ancak rotasını değiştiriyor. Ülkeler artık "en ucuz" olanın değil, "en güvenli" olanın peşinde.

Türkiye de artık savunmasını ülke dışından yapmaya başladı. Stratejisini dünya üzerinde kuruyor artık. Diğer ülkeler, tedarik zincirlerini siyasi müttefiklerine kaydırıyor. Bu durum, Batı ve Doğu (özellikle Çin eksenli) ekonomik bloklarının daha belirginleşmesine neden oluyor.

Ama her şey yolunda gitmiyor ticaret engelleri de var. 2026 öngörüleri, gümrük tarifelerinin ve korumacı politikaların arttığı bir yıla işaret ediyor. Bu durum, ihracata dayalı gelişen ülkeleri iç pazarlarını güçlendirmeye veya yeni ticaret anlaşmaları imzalamaya zorluyor.

Dubai’den kaçan sermaye tam Türkiye’ye geliyor bankalarla konuşmaya başladığı gün ne hikmetse provokasyon bir saldırı oluyor. İşin içine İsrail de girince tüm dünyada manşetlere çıkıyor. Türkiye güvenli imajını da sarsmaya çalışıyorlar. Biz bugüne kadar Atatürk’ün dediği gibi “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesiyle dimdik durduk. Bundan sonra da dünyaya örnek olacağımız duruşu sergileyeceğiz. Küresel ekonomik değişim dedim nerelere geldim. Ama devam edeyim. Sadece savaş değil ülkelerin ekonomisini etkileyecek maddeler. 

İkiz dönüşüm denilen “Yeşil ve Dijital Ekonomi” artık ekonomik büyüme, karbon ayak izinden ve teknolojik altyapıdan bağımsız düşünülemiyor. AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar, karbon salınımı yüksek olan ülkelerin ihracatını zorlaştırıyor. Ülkeler, ekonomilerini ayakta tutabilmek için enerji altyapılarını hızla yenilemek zorunda. Yapay zeka teknolojilerine sahip olan ülkeler ile bu teknolojiyi sadece tüketen ülkeler arasındaki makas da açılıyor. Dijital yetkinliği düşük ülkeler, verimlilik yarışında geride kalma riskiyle karşı karşıya.

Pandemi sonrası dönemden kalan yüksek borç yükü ve 2026'da hala hissedilen jeopolitik gerginlikler (Orta Doğu ve Ukrayna gibi), ülkelerin mali alanını daraltıyor. Küresel faiz oranlarının "yüksek ve uzun süre" (higher for longer) seyretmesi, gelişmekte olan ülkelerin dış borç ödemelerini zorlaştırıyor. Artan yaşam maliyetleri ve gıda/enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, hükümetleri popülist ekonomik politikalara veya geniş çaplı sosyal reformlara zorluyor.

 Geleneksel petrol ve gazın yerini lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri alıyor. Kritik madenlere sahip olan ülkeler (Endonezya, Şili, Kongo gibi), bu kaynakları sadece ihraç etmek yerine, kendi sanayilerini kurmak için stratejik bir koz olarak kullanıyor. Buna çarşıda Kaynak Milliyetçiliği deniliyor. Ama Trump beyi çok kızdırıyor bu durum.

Özetle, 2026 dünyasında başarılı olacak ülkeler; çevik, teknolojik olarak yetkin ve enerji dönüşümünü tamamlamış olanlar olacak. Bu süreçte "bekle ve gör" politikası izleyen ülkelerin, küresel değer zincirlerinin dışına itilmesi kaçınılmaz görünüyor.

Başarılı stratejiler, yalnızca kriz yönetimi değil; aynı zamanda bu krizlerin doğurduğu yapısal dönüşüm fırsatlarını değerlendirme kapasitesine dayanacaktır. Türkiye gibi stratejik konumdaki ülkeler için anahtar, "güvenlik-ekonomi-diplomasi" üçgeninde dengeli ve öngörülü bir yaklaşım sergilemektir. 

Reklam