Advertisement
SON DAKİKA

Grönland'ı ele geçirmek mi, geçirmemek mi?

Siz de düşündünüz mü bilmiyorum ama, ben biraz daha genç ve yatırımcı olsam Grönland'a gider arazi satın alırdım. Hatta şu günlerde yatırımcılara teşvik de var. İşin şakası bir yana, bir anda meşhur oldu Grönland.

Trump yönetimi, Grönland'ı ilhak etmek için ABD askeri gücünü kullanıp kullanmayacağı konusunda çelişkili mesajlar veriyor şu sıralarda. Dünyanın en büyük adası Grönland, bugün yalnızca iklim değişikliğinin değil, aynı zamanda bağımsızlık tartışmalarının da merkezinde yer alıyor. Ancak, bu tartışma, romantik bir egemenlik idealinden çok, daha karmaşık bir ekonomik denkleme dayanıyor.

Grönland, coğrafi büyüklüğüyle küresel haritalarda devasa bir yer kaplasa da ekonomik açıdan son derece küçük ve kırılgan bir yapıya sahip. Yaklaşık 56 bin nüfuslu bu Arktik toplum, uzun yıllardır Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olarak yönetiliyor. Son yıllarda ise “tam bağımsızlık” fikri, siyasi söylemlerde giderek daha sık dile getiriliyor. Fakat asıl soru şu: Grönland, ekonomik olarak buna hazır mı? Ekonomik gerçekler pek öyle demiyor. Çünkü Grönland, “Küçük, Dar ve Bağımlı Bir Yapı” Hatta Gayri Safi Yurtiçi Hasılası Yaklaşık 3,3 milyar ABD doları civarında. (2023 verisi) Bu rakam dünyanın bağımsız ülkeleri arasında çok küçük bir ekonomi olduğunu gösteriyor. Devletin harcamaları GSYH’nın yaklaşık %40–45’ine denk gelmektedir. Kamu sektörü harcamalarının ekonomide çok büyük paya sahip olduğu analizlerde veriliyor ve bu harcama 9.6 Milyar Danimarka Kronu olabilir deniyor. Her yıl Danimarka’dan verilen blok hibe yaklaşık 4,1–4,3 milyar Danimarka Kronu civarındadır. Bu hibe, Grönland bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturur. Bu hibe, Grönland bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturur. Yani, Grönland’ın kendi gelirlerinden elde ettiği para ile devlet harcamalarını tek başına yürütmesi çok zordur; Danimarka desteği bütçesi için kritik önemdedir. Bu konuda bir sıkıntıları da yok aslında. Beklerse yatırıma açık bir ülke olduğu için çekilen bu acılı günlerin karşılığını da alabilirler. Ama ABD illaki satın almak ya da fethetmek niyetinde. 

Yani, Grönland’ın kendi gelirlerinden elde ettiği para ile devlet harcamalarını tek başına yürütmesi şu günlerde çok zordur; Danimarka desteği bütçesi için kritik önemdedir. 

Grönland ekonomisi büyük ölçüde balıkçılık ve deniz ürünleri ihracatına dayanıyor. Karides ve halibut gibi ürünler, ihracat gelirlerinin bel kemiğini oluşturuyor. Bunun dışında turizm, sınırlı ölçekte madencilik ve kamu sektörü öne çıkan diğer alanlar. 

Ben de orada bir radyo televizyon kursam ne güzel olur değil mi... Şaka bir yana sanki batan geminin malıymış gibi empoze edilmesine rağmen Grönland’da bağımsızlık fikri yeni değil. 2009’da kabul edilen Özyönetim Yasası, Grönland halkına gelecekte referandum yoluyla bağımsız olma hakkı tanıdı. Siyasi düzeyde bu hedef, özellikle genç kuşaklar arasında güçlü bir kimlik meselesi olarak görülüyor.

Bu arada ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'ın, zengin mineral kaynakları ve stratejik Arktik konumuyla bilinen Danimarka'nın yarı özerk bölgesi Grönland'ı ele geçirmeyi hedeflediğini açıkça belirtti.  Ancak, ABD'nin bunu nasıl yapmayı planladığı, üst düzey ABD yetkilileri arasında bile belirsizliğini koruyor. Ama Trump, Danimarka topraklarının ABD mülkiyetinde olmasını "ulusal güvenlik" meselesi olduğunda ısrarcı. 

Pekiyi zaman Grönland’ın lehine mi?

Grönland bugün bir yol ayrımında. Kimlik, egemenlik ve ekonomik gerçeklik arasında hassas bir denge arıyor. Bağımsızlık arzusu meşru ve anlaşılır; ancak mevcut ekonomik yapı bu arzuyu henüz taşıyabilecek güçte değil. Belki de asıl mesele, “ne zaman bağımsız olunacağı” değil, bağımsızlık gerektirmeyecek kadar güçlü bir ekonomi inşa edilip edilemeyeceği sorusudur.

Uzun Vadeli Gelecek: Bağımsızlıktan Önce Dayanıklılık

Grönland’ın uzun vadeli ekonomik geleceği, ani bir bağımsızlık hamlesinden çok kademeli ekonomik güçlenmeye bağlı görünüyor. Bunun için:

Ekonominin çeşitlendirilmesi

Eğitim ve insan sermayesine yatırım

Yerel girişimciliğin desteklenmesi

Turizm ve yeşil ekonomi alanlarının kontrollü büyütülmesi hayati önem taşıyor.

Bağımsızlık, bir hedef olabilir; ancak ekonomik dayanıklılık olmadan egemenlik sürdürülebilir değildir. Bakalım bu film gibi izlediğimiz olaylar nasıl gelişecek

Grönland’ın geleceği, romantik sloganlardan çok, soğukkanlı ekonomik akılcılıkla şekillenecek