Gayrimenkul sektöründe toparlanma göstergeleri
Türkiye ekonomisinin lokomotifi İnşaat sektörü, Türkiye ekonomisinin büyümesinde, üretim ve istihdamın artırılmasında önemli bir role sahiptir.
Türkiye ekonomisinde 2000’li yıllarla birlikte inşaat sektörünün toplam üretim içindeki payı artış göstermeye başlamıştır. İnşaat sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı 2001 yılında %4,5 seviyesinde iken bu oran 2017 yılında %8,5 düzeylerine kadar ulaşmıştır. Bu dönemde inşaat sektörü ekonomi yönetimi açısından bir nevi başat sektör olarak kabul edilerek, inşaat yatırımlarına gösterilen önem ciddi derecede artmıştır. Konutun katkı sağladığı alt sektörlerle birlikte ele alındığında ise bu oran %30'lara kadar çıkmaktadır.
İnşaatta önemli bir yere sahip olan gayrimenkul sektörü ise, son yıllarda zor bir süreçten geçmekte olmasına rağmen bu yılın başından itibaren toparlanma emareleri gösterdi. Konuta olan ilginin ikinci el piyasalarda yaşandığı ve yeni konut üretimini teşvik edecek ilk el konut satışlarının sınırlı kaldığı 2024 yılında yüksek faiz oranları ve ekonomik dalgalanmalara rağmen konut satışlarında yaşanan yıllık yüzde 20,6'lık artış 2025 yılı içinde ümitleri arttırdı. Enflasyonun düşüş eğilimine girmesi ve faiz oranlarında başlayan indirimler, 2025 yılı için ekonomik iyileşme beklentilerini artırdı. Bu yılın başından itibaren Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %90,1 oranında artarak toplam satış içerisindeki payı %15 lere yükseldi. Diğer taraftan yeni konut arzını arttıracak olan ilk el konut satış sayısı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %18,2 oranında arttı. En son Emlak Konut GYO'nun İstanbul, İzmir, Antalya ve Balıkesir'deki 25 projesinde başlatılan “Kazançlı Yatırım Kampanyası” ev sahibi olmak isteyen vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Kampanya kapsamında vatandaşlara üç farklı finansman modeli sunuldu. Peşinatsız Azalan Taksit Modelinden aylık yüzde 0,99 vade farkıyla 60 aya kadar taksit imkanları sunuldu. Sektöre hareket kazandıran kampanya, özellikle kur korumalı mevduattan çıkış yapan, altından ve vadeli mevduattan kar realizasyonu yapan yatırımcılar için konutu tekrar güvenli bir liman haline getirdi. Birçok yatırımcı ya da evini oturmak için alan tüketici, birikiminin üzerine kredi çekerek konut almaya başladı. Gayrimenkul sektörünün son 10 yıllık dönemin ikinci yarısında konut fiyatlarında önemli yükselişlerin meydana geldiği görülmektedir. Bu yükselişlerde başta arz talep dengesinin bozulması, faiz oranlarındaki yükselişler, inşaat malzemelerinin fiyatlarındaki artışlar ve konuttun her daim bir yatırım aracı olarak görülmesi etkili olmuştur.
Markalı konut projelerine talep arttı
İnşaat firmalarının geliştirdiği güvenilir ve sosyal imkanları yüksek projelere yatırımcıların ilgisi büyüdü. Özel sektörün sunduğu peşinat indirimleri, uzun vadeli ödeme planları ve ek avantajlar, alıcıları cezbetti. Bazı bankaların konut kredisi faizlerini düşürmesi, yatırımcıların tekrar konuta yönelmesini sağladı. Piyasa şartlarına kıyasla konut fiyatlarının halen makul seviyelerde olduğu ve fiyatların yükseleceği beklentisi, yatırımcıları harekete geçirdi. Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde gözle görülür artış yaşandı. İstanbul’un birçok ilçesinde yenileme çalışmaları hız kazandı. Ülkemizde her yıl ortalama 800 bin ila bir milyon yeni konuta ihtiyaç duyulurken, deprem sonrası bu rakama ek olarak 650 bin yeni konut ihtiyacı doğmuştur. Bununla birlikte, ülke genelinde yaklaşık 6-7 milyon konutun risk taşıdığı ve yenilenmesi gerektiği göz önüne alındığında, afet odaklı dönüşümün ertelenemez bir gerçek olduğu açıktır.
2025 yılında inşaat girdi maliyetlerindeki yükselişin yavaşlaması, öz kaynaklar ve finansman desteğiyle yeni projelerin yükselmesi bekleniyor. BDDK ve konut politikaları çerçevesindeki düzenlemeler hayata geçerse, özellikle ilk konut satışlarında ciddi bir hareketlenme olması da mümkün. Bu yılın ikinci yarısından itibaren Merkez Bankası politika faizlerinde düşüşün devam etmesi ile beraber satışların artması bekleniyor.