SON DAKİKA

Dante, İlahi Komedya ve Türkiye

Kıymetli okurlarım bu hafta serimizin 3.felsefi kitabında Dante, İlahi Komedya adındaki ölümsüz eserinde, aslında bize 2026 yılı için ne mesajlar vermek istemiş, hep birlikte anlamaya çalışacağız.

Dante Alighieri, 1265 yılında Floransa’da doğmuş, sadece bir şair değil, aynı zamanda aktif bir siyasetçi ve derin bir filozoftur. Hayatının en trajik dönemi, siyasi mücadeleler sonucunda çok sevdiği Floransa’dan ömür boyu sürgün edilmesi olmuştur. Bu sürgünlük, onun hem dünyaya olan küskünlüğünü hem de manevi arayışını tetiklemiştir. İlahi Komedya’yı yazmasındaki temel motivasyon hem kişisel bir kurtuluş arayışı hem de yozlaşmış Kilise ve siyaset dünyasına ilahi bir adalet dersi vermektir. Dokuz yaşında görüp aşık olduğu ve erken yaşta kaybettiği Beatrice, Dante için dünyevi aşkın ilahi aşka dönüşmesinin sembolüdür. Eserini o dönem elitlerin dili olan Latince yerine halkın dili olan İtalyanca (Toskana lehçesi) ile yazarak, bilginin ve maneviyatın sadece seçkinlere değil, tüm insanlığa ait olduğunu savunmuştur.

Kitabın konusu, Dante’nin kendisini bir gece vakti "karanlık bir ormanda" bulmasıyla başlayan, Cehennem, Araf ve Cennet’e yapılan sembolik bir yolculuktur. Eserin ana kahramanı olan Dante, zaafları, korkuları ve merakıyla aslında "sıradan insanı" temsil eder. Yolculuğun ilk iki aşamasında ona rehberlik eden kişi, rasyonalizmi ve aklı temsil eden Romalı şair Vergilius’tur. Dante, Cehennem’in derinliklerine indikçe günahların ağırlığına göre şekillenen cezalarla karşılaşır; burada kahramanımız pasif bir izleyici değil, bazen acıyan bazen de öfkelenen bir gözlemcidir. Araf’ta ise umudu ve arınmayı deneyimler. Yolculuğun son aşaması olan Cennet’te rehberliği akıl (Vergilius) değil, inanç ve ilahi aşkı temsil eden Beatrice devralır.

Bu devasa eser bize aslında insanın kendi içsel dönüşümünü anlatmak ister. Dante’ye göre insan, iradesini kullanarak kötülükten (Cehennem) uzaklaşmalı, vicdanıyla hesaplaşarak arınmalı (Araf) ve nihayetinde en yüksek iyiye (Cennet) ulaşmalıdır. Eser, ilahi adaletin mutlak olduğunu, dünyada yapılan her eylemin bir karşılığı bulunacağını vurgular. Ancak sadece teolojik bir metin değildir; aynı zamanda insanın hayattaki amacını, erdemli kalabilmenin zorluğunu ve bilginin sınırlarını anlatır. Dante, okuyucuya "Yolun yarısında" kaybolmanın insani bir durum olduğunu ancak bu karanlıktan çıkmanın tek yolunun acı dolu bir yüzleşme ve ardından gelen manevi yükseliş olduğunu hatırlatır.

Felsefi açıdan İlahi Komedya, Aristotelesçi mantık ile Hristiyan teolojisinin (Skolastik felsefe) muazzam bir sentezidir. Okuduğumuzda bize kazandıracağı en büyük yeti ise "sembolik düşünme" becerisidir. Hayatımızdaki zorlukları birer "Cehennem çukuru", çabalarımızı ise "Araf basamağı" olarak görmemizi sağlar. Bize, aklın bir yere kadar rehberlik edebileceğini ama en yüksek hakikatlere ulaşmak için sezgi, aşk ve inanç gibi daha derin duyulara ihtiyaç duyduğumuzu gösterir.  

Dante’nin bu devasa eseri kaleme almasının arkasında hem çok kişisel bir trajedi hem de devasa bir toplumsal öfke yatar. Aslında İlahi Komedya, Dante’nin dünyaya karşı verdiği edebi bir "hesap sorma" ve "kurtuluş reçetesi" girişimidir.

Dante’nin komedyası "İlahi"dir çünkü her şey bir tanrısal plana dayanır. 2026 Türkiye’si ise daha çok “Beşeri bir Komedya” yaşıyor; yani sonuçları tamamen insanların seçimlerine, siyasi kararlara ve toplumsal sabra bağlı bir süreç.

Bazen bir trajedinin içindeymişiz gibi hissettirse de (Cehennem), bazen de bir arınma ve iyileşme sürecinde olduğumuza dair işaretler (Araf) görüyoruz. Ancak Dante’nin de dediği gibi: "Yolun yarısında kendimi karanlık bir ormanda buldum." Türkiye 2026'da o ormandan çıkış yolunu arayan, yorgun ama hala yürüyen bir yolcu gibidir bana göre.

Bu yolcu yorgundur elbet ancak daha ne kadar yürüyeceği bu yolculuğun sonunun nereye çıkacağının belli olmaması ise düşündürücüdür.

İşin tuhaf yanı ise insanların artık bir şeylerin düzeleceğine olan inancı ve sabrının kalmamış olmasıdır.

Eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa her alanda, 2026 Türkiye’sini incelediğinizde, insanların ağırlıklı olarak araf ve cehennemde yaşadıklarını görebilirsiniz. Toplam nüfusun sadece %5’inin cennette olduğunu ve hatta bu sayı 68 bine düştüğünde, cennetin en güzel köşesinde yaşadıklarını söylersek abartmış olmayız.

İtalyan filozof Dante Alighieri, 705 yıl önce bu kitabı yazarak aslında Türkiye’nin bu günlerine gönderme yapmış olmalı…

160x600 sol
160x600 sağ