SON DAKİKA

Ateşkes ve ötesi

Prof. Dr. Vişne Korkmaz Cuma 10 Nisan 2026 02:00

Savaşın 40. Gününde gelen ateşkesi nasıl yorumlamalı sorusu havada asılı kaldı çünkü şu ana kadar ABD dışında herkes birbirine ateş etmeye devam etti.

İsrail, Lübnan üzerinden ateşkesi bozma provokasyonunu katliama dönüştürdü. Karşılığında Hizbullah ve İran, füzelerle İsrail’i vurdu. İsrail, İran’da petrol rafinerisini, karşılığında İran Suudi Arabistan’da boru-hatlarını hedef aldı. O andan bu ana İran, füze ve dronları ile BAE, Qatar, Kuwait ve Bahrain’i vurdu. 40 gün yapamadığını yapma imkanına nedense sahip olduğunu düşünen BAE, çok muhtemel ki İsrail’in de cesaretlendirmesi ile İran’a ait rafineri ve petrokimya tesislerini bombaladı. İran, İsrail Lübnan’ı vurmaya devam ederse ateşkesten çekileceğini duyurdu, ABD ise İran Lübnan bahanesi ile el yükseltmeye devam ederse İran’ı vurmaya devam edeceğini söyledi. Hürmüz, şu an için İran’ın kontrolünde ve 10 maddelik ateşkes önerisinde Hürmüz’de İran’ın kontrolünün şöyle veya böyle devam edeceği ima edildiğinden Körfez İran ile pazarlıkta baş başa kalır diye çok endişeli. Bu arada Hürmüz’den geçiş, güya serbest. Fakat Devrim Muhafızları Donanmasının yayınladığı mayın haritaları geçişleri Larak adası yakınlarındaki koridorlara yani dar bir alana sıkıştırmış durumda, dolayısıyla geçişler yavaş ve Devrim Muhafızları ile koordineli olmak durumunda. İran, pazarlık masasına giden yolda Körfez’in tüm tepinmesine rağmen Hürmüz’deki İran kontrolünden taviz vermeyeceğini, piyasaları da çok rahatlatmayacağı mesajını iletiyor. Kısaca ateşkes, Vance’in deyimi ile karman çorman bir halde. Fakat süreç bitmiş değil, taraflar İslamabad’da buluşacaklar.

Karşılıklı zarar veren çıkmaz

Bu bize ateşkes kararının herhangi bir, savaşın doğası gereği başvurulmuş refleksel el düşürme olmadığını gösteriyor. Ateşkes, karman çorman devam edebilir, bozulabilir, yeniden kurulabilir. İran ve ABD -her ikisi de belli kayıp ve kazançlar elde edecek, şu ana kadar elde ettiler bile- ellerini sınırladıkları bu noktadan anlaşma üzerine bir zafer devşirmeye çalışacaklar. Zafer duygusuna yakınlar ama henüz elde etmiş değiller, o nedenle her şey sil başa dönebilir. Ama ateşkes kararının çok ciddi bir el yükseltme sonucunda stratejik olarak alındığı unutulmamalı. Literatürde ABD ve İran’ın ateşkes konusunda karar aldıkları noktayı William Zartman daha önce açıklamış; karşılıklı zarar veren çıkmaz (mutual hurting stalamate) demiş buna. Bu nokta, somut bir saha gerçekliğini ifade ettiği kadar, tarafların bu saha gerçekliği ile ilgili, bir önceki adımdan farklı bir algıya sahip olduklarını gösteriyor. 

ABD, ateşkes kararına giden yolda eli sıkışmış bir pozisyondaydı. Çekip gitmek, Hürmüz’ü İran kontrolüne bırakmak, sahayı da sürüp gidecek ve belki İran’ın başka güç aşamalarına geçebileceği İran-İsrail ve Körfez mücadelesine terk etmek, Vietnam yenilgisi gibi bir yenilgi demek olduğundan pek yapılası değildi. Ayrıca İran savaşına girerken ABD’nin sağlam stratejik amaçları olduğu unutulmamalı, bunların ABD’nin gücüne rağmen gerçekleşmediğinin görülmesi hiç de arzu edilebilir bir şey değil. Trump yönetimi, ABD’nin ölümcül alet çantasında başka alet edevatların bulunduğunu, “düşünülmezin düşünüldüğünü” ima ederek, yani İran medeniyetini yeryüzünden sileceğini söyleyip kitle imha mesajı vererek el yükseltme opsiyonunun da hazır olduğunu söylemişti. Bu opsiyon ABD için gerçekleştirilebilir bir opsiyon olabilir ama risksiz değil, stratejik kazançlar da kitle imhalı-imhasız İran’ın ceza verme kabiliyetinin tamamen yok edilmesine bağlı. Ortadoğu’da İran ötesinde negatif sonuçları olacak, uluslararası rejimleri kökünden sarsacak ve büyük ihtimalle iç siyasette iktidarı kaybetmenize neden olacak böyle bir adım ABD için kolay söylenilebilir ama kolay yapılabilir bir seçenek değildi. Dolayısıyla bu opsiyonun da kolay olmadığı görülüyordu. Öte taraftan sahanın avantaj sağladığı İran, teslim olmanın bir seçenek olmadığını, dövüşmeye devam edeceğini gösteriyordu. Fakat savaş uzadıkça, el yükseltme İran’ın işine de yarasa, Tahran bir risk alıyordu. ABD’nin el yükseltmesinin maliyetleri İran’ın bugüne kadar el yükselterek elde ettiği kazancı manasız hale getirebilirdi. Kısaca Zartman’ın dediği gibi çekilmek ya da teslim olmak iyi bir seçenek değil ama savaşı sürdürüp, el yükseltmek de artık taraflara ciddi kayıplar getirebilir. İran ve ABD, karşılıklı zarar verme çıkmazına hapsoldukları algısına kapıldıkları andan itibaren bu çıkmazı aşmak için anlaşma yapabileceklerini ilan ettiler, müzakere ve ateşkes süreçleri anlamlı hale geldi. 

El yükseltmenin kazancı ile ilgili algı değişti ama kimse zafer de kazanmadı

Müzakere kolaylaştırıcıları, bölgesel bir anlayışı yansıttıklarından, var olduklarından ve çabalamaya devam ettikleri için “algının değiştiği an” yakalanabildi ve ateşkes ilan edildi. ABD Başkanı Trump, ateşkesin duyurulduğu açıklamasında İran’ın 10 maddelik teklifini müzakere edilebilir bulduğunu da söyledi. 10 madde sadece maksimalist bir pozisyon yansıtmıyordu aynı zamanda uranyum zenginleştirme hakkı, Lübnan’da İsrail saldırılarının durması (yani İsrail’in Hizbullah sorununun çözümsüz kalması) gibi Tahran’ın gördüğü tüm zarara rağmen stratejik kazanç olarak hanesi çok büyük artı yazabileceği maddeler de içeriyordu. Hürmüz’ün kontrolünün, açık olması şartı ile, ateşkes süresince İran’a bırakılması- ki İran Hürmüz ile ilgili bir statü değişikliği, bir gelir kapısı beklentisine sahip- az-buz bir şey değil. Zaten İranlı yetkililerin zafer havasına pareler olarak İsrail’in Lübnan’da çok ciddi ve büyük bir saldırıya giriştiğini, Körfez-İran hattında karşılıklı atışların yapıldığını görüyoruz. Pakistan Cumhurbaşkanının ateşkesin neyi kapsadığı yönündeki açıklamalarına rağmen ABD’nin ve İsrail’in Lübnan’ı ateşkesin dışında bırakmaları, ABD’nin İran’ın uranyum zenginleştiremeyeceğini söylemesi bu açıdan İran’ın kazançlarına rağmen kafasındaki zaferi garantileyemeyeceğini de gösteriyor. Öte yandan ABD, kendi 15 maddesini değil İran’ın 10 maddesini müzakere edilebilir bulmak zorunda kaldı. Pek çok kişi Hürmüz’deki İran kontrolünün kırılamadığından da dem vuruyor. Trump, bu süreci başarı olarak sunmakta da Lübnan’da taş üzerinde taş kalmazken her şeyi barış inşası içinde paketlemekte de zorlanacak. Yine de ateşkese İran’ı ikna eden (çünkü İran ikna olmuyordu) Trump’ın İran medeniyetini yok ederim açıklaması. Dolayısıyla Trump, gücümüz sayesinde İran’ı masaya oturttuk diyebilir. Çok temiz bir zafer tablosu değil ama ABD için şimdilik yeterince iyi.

Savaşın gidişatı içerisinde el yükseltmenin kazancı ile ilgili algı değişmiş ve yeni bir bölüm savaş içinde açılmış görünüyor. Bu bölümü kapatıp, el yükseltmeye dönebilir taraflar ama bu bölüm boşuna açılmadı, bir süre mücadele müzakere evresinde sürecektir.