SON DAKİKA
EKONOMİ Salı 14 Temmuz 2026 15:23

HEDEF EKONOMİYDİ TÜRKİYE KAZANDI

15 Temmuz 2016'daki FETÖ'nün darbe girişimi, Türkiye ekonomisini hedef alan en büyük saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti. İlk şokun ardından uygulanan maliye, para ve yatırım politikalarıyla üretim çarkları yeniden döndü. Türkiye, son on yılda ihracatını, savunma sanayisini, turizmini ve altyapı yatırımlarını büyüterek ekonomik direncini güçlendirdi

Hedef ekonomiydi Türkiye kazandı

Mustafa DENİZ

15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen FETÖ'nün darbe girişimi yalnızca Türkiye'nin demokratik düzenini değil, ekonomik istikrarını da hedef aldı. Darbe teşebbüsünün yaşandığı ilk saatlerde finansal piyasalarda sert dalgalanmalar yaşanırken, döviz kurlarında yükseliş görüldü, Borsa İstanbul'da satış baskısı arttı ve uluslararası piyasalarda Türkiye risk primi yükseldi. Ancak ekonomi yönetiminin hızlı müdahaleleri, bankacılık sektörünün sağlam yapısı ve kamu kurumlarının koordineli çalışması sayesinde piyasalardaki panik kısa sürede kontrol altına alındı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bankacılık sistemine sınırsız likidite sağlaması, zorunlu karşılıklar ve teminat uygulamalarında attığı adımlar finansal sistemin kesintisiz çalışmasını sağladı. Bankalar normal faaliyetlerine devam ederken ödeme sistemlerinde herhangi bir aksama yaşanmadı. Böylece darbe girişiminin finansal sisteme kalıcı zarar vermesi önlendi.

Büyüme stratejisi sürdü

Aradan geçen on yılda Türkiye ekonomisi önemli sınamalardan geçti. Küresel salgın, tedarik zinciri krizleri, Rusya-Ukrayna savaşı, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve yüksek enflasyon gibi küresel gelişmelere rağmen üretim kapasitesini koruyan Türkiye, ihracat odaklı büyüme stratejisini sürdürdü. 2016 yılında yaklaşık 143 milyar dolar seviyesinde bulunan mal ihracatı, sonraki yıllarda düzenli artış göstererek 2025 itibarıyla 260 milyar doların üzerine çıktı. İhracatın coğrafi çeşitliliğinin artması ve sanayi üretimindeki kapasite genişlemesi büyümenin temel dinamiklerinden biri oldu.

Savunma sanayisinde elde edilen başarılar da ekonomiye önemli katkı sağladı. Yerli ve milli üretim hamlesiyle birlikte savunma sanayi ihracatı katlanarak büyürken, yüksek katma değerli üretimin toplam ihracat içindeki payı yükseldi. İnsansız hava araçları, elektronik sistemler, kara ve deniz platformlarında geliştirilen teknolojiler Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıran unsurlar arasında yer aldı.

Turizm dimdik ayakta

Turizm sektörü de darbe girişiminin ardından yaşanan kayıpları kısa sürede telafi etti. Güven ortamının yeniden tesis edilmesiyle birlikte ziyaretçi sayıları rekor seviyelere ulaştı. Turizm gelirleri cari açığın finansmanına önemli katkı verirken hizmet ihracatının büyümesinde de belirleyici rol oynadı.

Altyapı yatırımları ise ekonomik büyümenin lokomotiflerinden biri olmaya devam etti. İstanbul Havalimanı, hızlı tren projeleri, otoyollar, şehir hastaneleri, enerji yatırımları ve lojistik merkezleri hem istihdamı destekledi hem de Türkiye'nin üretim ve ticaret kapasitesini artırdı. Sanayi bölgeleri ve organize sanayi yatırımları sayesinde üretim tabanı genişledi.

Bankacılık sektörü de bu süreçte ekonominin en güçlü dayanaklarından biri oldu. Güçlü sermaye yeterlilik oranları, etkin denetim mekanizmaları ve dijital dönüşüm yatırımları sayesinde sektör hem iç hem de dış şoklara karşı dayanıklılığını korudu. Finansal sistemin sağlamlığı, reel sektörün krediye erişimini sürdürmesine katkı sağladı.

Ekonomi krizlere daha dirençli oldu

Ekonomistler, 15 Temmuz sonrasında elde edilen en önemli kazanımlardan birinin ekonomik direnç kapasitesinin artması olduğuna dikkat çekiyor. Yaşanan her küresel kriz, üretim altyapısının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve stratejik sektörlerde yerlileşmenin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Bugün gelinen noktada Türkiye ekonomisi hâlâ enflasyonla mücadele, fiyat istikrarı, cari denge ve yatırım ortamının güçlendirilmesi gibi önemli gündem maddeleriyle karşı karşıya bulunuyor. Bununla birlikte 15 Temmuz sonrasında ortaya konulan kurumsal refleks, finansal sistemin dayanıklılığı ve üretim kapasitesinin korunması, ekonominin krizlere karşı daha dirençli hale gelmesinde önemli rol oynadı.

15 Temmuz'un ardından geçen süreç, yalnızca bir darbe girişiminin bertaraf edilmesinin değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın korunmasının da kritik önem taşıdığını gösterdi. Türkiye, yaşadığı tüm küresel ve bölgesel şoklara rağmen üretim, ihracat ve yatırım eksenli büyüme hedefini sürdürerek ekonomik dayanıklılığını güçlendirmeye devam ediyor.