SON DAKİKA
Piyasalar Salı 14 Temmuz 2026 02:20

SAVAŞ KORKUSU PİYASALARI ESİR ALDI

ABD ile İran arasında yeniden yükselen gerilim, küresel piyasalarda risk algısını artırdı. Yatırımcılar güvenli limanlara yönelirken petrol, altın ve dolar yükselişe geçti. Uzmanlar, çatışmanın büyümesi halinde en büyük faturanın enerji fiyatları, enflasyon ve küresel büyümeye çıkacağı uyarısında bulunuyor.

Savaş korkusu piyasaları esir aldı

Mustafa DENİZ

ABD ile İran arasında yeniden tırmanan askeri ve diplomatik gerilim, küresel finans piyasalarında risk iştahını sert şekilde düşürdü. Orta Doğu'da çatışmaların daha geniş bir bölgeye yayılabileceği endişesi, yatırımcıları hisse senetlerinden uzaklaştırırken petrol, altın ve dolar gibi güvenli liman varlıklarına yönelimi hızlandırdı.

Küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmanın merkezinde enerji arzına ilişkin kaygılar bulunuyor. İran'ın dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik konumu, olası bir çatışmanın petrol ve doğal gaz arzında ciddi aksamalara yol açabileceği endişesini güçlendiriyor. Bu nedenle jeopolitik tansiyondaki her yükseliş, enerji fiyatlarını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Ekonomistler, savaş riskinin yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel enflasyon görünümünü de bozabileceğine dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarında kalıcı yükseliş yaşanması halinde üretim maliyetlerinden ulaştırmaya, sanayiden gıda fiyatlarına kadar birçok alanda yeni bir maliyet baskısının oluşabileceği değerlendiriliyor. Bu senaryo ise son yıllarda enflasyonla mücadelede önemli mesafe alan merkez bankalarının işini yeniden zorlaştırabilir.

Güvenli limanlara güçlü talep

Jeopolitik krizlerin ilk etkisi, yatırımcıların riskli varlıklardan çıkışı şeklinde görülüyor. Hisse senedi piyasalarında satış baskısı artarken, altın, ABD doları ve yüksek kredi notuna sahip devlet tahvillerine talep yükseliyor. Küresel fon yöneticileri, belirsizlik dönemlerinde sermayelerini korumaya odaklanırken gelişmekte olan ülke piyasaları da bu süreçten daha fazla etkileniyor.

Uzmanlara göre küresel risk iştahındaki azalma, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilere yönelik portföy girişlerini yavaşlatabilir. Döviz piyasalarında oynaklığın artması, finansman maliyetlerinin yükselmesi ve yabancı yatırımcıların daha temkinli hareket etmesi olası senaryolar arasında gösteriliyor.

En büyük tehdit enerji fiyatları

Analistler, ABD-İran geriliminin ekonomik sonuçlarının büyük ölçüde çatışmanın süresine ve kapsamına bağlı olacağını ifade ediyor. Krizin diplomatik yollarla çözülmesi halinde piyasalarda kısa süreli bir rahatlama görülebileceği belirtilirken, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesi durumunda petrol fiyatlarında sert yükselişlerin yaşanabileceği değerlendiriliyor.

Enerji maliyetlerindeki olası artışın ithalatçı ülkeler açısından cari açık üzerinde baskı oluşturacağına dikkat çeken uzmanlar, özellikle enerji ithalatına bağımlı ekonomilerin bu süreçten daha fazla etkilenebileceğini vurguluyor.

Merkez bankalarının hesapları değişebilir

Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi, para politikası beklentilerini de etkiliyor. Enflasyon baskısının güçlenmesi halinde başta ABD Merkez Bankası (Fed) olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleyebileceği veya daha temkinli hareket edebileceği değerlendiriliyor. Bu durum küresel likidite koşullarını sıkılaştırarak gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde ilave baskı oluşturabilir.

Türkiye de gelişmeleri yakından izliyor

Uzmanlara göre Türkiye açısından en kritik başlık enerji maliyetleri olacak. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanabilecek kalıcı artış, enerji ithalat faturasını yükselterek enflasyon ve cari denge üzerinde yeni baskılar oluşturabilir. Bunun yanı sıra küresel risk algısındaki bozulma, finansman maliyetlerinin yükselmesine ve sermaye akımlarında yavaşlamaya neden olabilir.

Piyasa uzmanları, mevcut tabloda yatırımcıların ekonomik veriler kadar Orta Doğu'dan gelecek haber akışını da yakından takip ettiğini belirtiyor. Küresel piyasaların önümüzdeki dönemde şirket bilançolarından çok savaşın seyri, enerji arz güvenliği ve diplomatik gelişmelere odaklanacağı ifade edilirken, jeopolitik risklerin ekonominin yeni belirleyicisi haline geldiği değerlendirmesi yapılıyor.