BOĞAZDAKİ KRİZ DÜNYA EKONOMİSİNİ YENİDEN YAZDI
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim küresel enerji ticaretini sarsarken, petrol fiyatlarındaki yükseliş birçok ülke için ekonomik baskıyı artırdı.

Krizin ardından dünya ekonomisinde dengeler yeniden şekillenirken, Türkiye enerji koridoru, lojistik merkezi ve diplomatik aktör kimliğiyle stratejik önemini daha da artıran ülkeler arasında öne çıktı.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel siyasi ve ekonomik dengeleri de derinden etkiledi. Dünya petrol ticaretinin can damarlarından biri olan boğazdaki gerilim, ülkelerin ekonomik dayanıklılıklarını ve jeopolitik konumlarını yeniden test etti.
Ekonomist Mahfi Eğilmez'in değerlendirmelerine göre kriz sonunda ortaya çıkan tablo, kazanan ve kaybedenlerin sanıldığından çok daha karmaşık bir dağılım gösterdi.
İran masadan kalkmadı
Kriz sürecinde askeri baskılar, yaptırımlar ve ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalan İran, buna rağmen uluslararası müzakerelerdeki konumunu korumayı başardı. Özellikle 19 Haziran'da imzalanması beklenen anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran'ın petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların gevşetilmesi ve dondurulan varlıklarının bir bölümüne erişim sağlaması bekleniyor.
Uzmanlara göre bu durum, İran'ın ağır maliyetlere rağmen diplomatik açıdan tamamen kaybeden taraf olarak görülmesini engelliyor.
ABD'nin caydırıcılığı tartışılıyor
Kriz boyunca Washington yönetiminin bölgedeki gelişmeleri tam anlamıyla yönlendiremediği yönündeki değerlendirmeler öne çıktı. Özellikle yükselen enerji fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskıyı artırması, ABD yönetimine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi.
Analistler, olası bir anlaşmanın sağlanması durumunda bile ABD'nin uluslararası itibarında oluşan aşınmanın kısa vadede kolay kolay telafi edilemeyeceğini belirtiyor.
İsrail hedeflerine ulaşamadı
İsrail'in temel amacı İran'ın bölgesel etkisini azaltmak ve uluslararası alanda daha fazla baskı altına alınmasını sağlamaktı. Ancak gelinen noktada İran'ın müzakere masasındaki yerini koruması, Tel Aviv'in siyasi hedeflerine tam anlamıyla ulaşamadığı yorumlarına neden oldu.
Bu nedenle İsrail'in bazı askeri kazanımlar elde etmiş olsa da stratejik açıdan beklediği sonucu alamadığı değerlendiriliyor.
Petrol fiyatları Rusya'ya yaradı
Krizin ekonomik açıdan en önemli kazananlarından biri ise Rusya oldu. Gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatları, Moskova'nın enerji gelirlerini artırırken, uluslararası gündemin yeniden Orta Doğu'ya yönelmesi Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya üzerindeki baskının bir kısmının geri planda kalmasına yol açtı.
Ancak İran petrolünün yeniden küresel piyasaya dönmesi halinde Rusya'nın elde ettiği bu avantajın zamanla azalabileceği belirtiliyor.
Çin sessiz ama etkili ilerledi
Hürmüz Boğazı'na enerji bağımlılığı yüksek olan Çin, ilk bakışta krizden zarar görebilecek ülkeler arasında görülse de uzun vadede önemli stratejik kazanımlar elde etti.
Pekin yönetiminin enerji tedarik kaynaklarını çeşitlendirme, yeni ticaret koridorları oluşturma ve küresel güvenlik mimarisinde alternatif modeller geliştirme yönünde attığı adımların, Çin'in gelecekteki konumunu güçlendireceği ifade ediliyor.
Avrupa ikinci darbeyi aldı
Uzmanlara göre krizin en ağır ekonomik sonuçları Avrupa'da hissedildi. Rusya-Ukrayna savaşının ardından yükselen enerji maliyetleriyle mücadele eden Avrupa ekonomileri, Hürmüz gerilimiyle birlikte petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Özellikle Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde enerji maliyetleri, enflasyon ve büyüme görünümü üzerindeki baskının arttığına dikkat çekiliyor.
Ankara’nın önemi yükseldi
Türkiye de yükselen petrol fiyatlarından olumsuz etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Artan enerji maliyetleri enflasyon ve cari denge üzerinde ek baskı yaratırken, Türkiye'nin enerji koridoru ve lojistik merkez konumu daha görünür hale geldi.
Bölgesel gerilimlerin artmasıyla birlikte Ankara'nın diplomatik ve jeostratejik öneminin yükseldiği değerlendiriliyor.
Petrol fiyatlarında üç senaryo
Piyasalar şu aşamada ABD ile İran arasında beklenen anlaşmayı büyük ölçüde fiyatlamış durumda. Brent petrolün yaklaşık 79 dolar seviyelerinde işlem gördüğüne dikkat çeken uzmanlar, önümüzdeki döneme ilişkin üç farklı senaryo üzerinde duruyor.
İlk senaryoda anlaşmanın sorunsuz uygulanması halinde Hürmüz Boğazı'nın yeniden normal işleyişine dönmesi ve İran petrolünün piyasaya dönmesiyle Brent petrolün 70-80 dolar bandında dengelenmesi bekleniyor.
İkinci senaryoda anlaşmanın imzalanmasına rağmen uygulamada sorunlar yaşanması halinde fiyatların 80-90 dolar aralığında kalabileceği öngörülüyor.
En olumsuz senaryoda ise anlaşmanın çökmesi ve gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının tekrar 100 doların üzerine çıkabileceği belirtiliyor.
Krizin bilançosu
Mahfi Eğilmez'in değerlendirmesine göre Hürmüz Krizi'nin ekonomik kazananı Rusya, stratejik kazananı ise Çin oldu. İran önemli kayıplar yaşamasına rağmen diplomatik ağırlığını korurken, Türkiye ekonomik maliyetlere karşın jeopolitik değerini artırdı. Avrupa enerji maliyetleri nedeniyle, ABD ise uluslararası algı ve siyasi itibar açısından krizin en fazla bedel ödeyen tarafları arasında yer aldı.
