Geleneklerinden kopmuş bir gençlik

Toplumun en küçük temel yapı taşı olan aile, her ne kadar modernleşme ve küreselleşmenin de etkisiyle çeşitli değişimlere uğramışlarsa da kişiler üzerindeki etkileri ile toplumdaki düzenleyici rollerinden hiçbir zaman ödün vermemişlerdir. İş bölümü ve ekonomik düzensdayanışma ve destek ortamı toplumsal ve ekonomik işlevlerde, aile kurumu ve toplumu kişileri anlamak açısından çok önemlidir.

Aile kurumu içerisindeki bireylerin kendi sorumluluklarını bilerek hayatın içinde kendilerine çekidüzen vermesi, kültürel değerlerini sonraki nesillere aktarmalarına ve toplum içerisindeki birey toplum arasındaki ilişkileri düzenlemeye bir nevi gelecek nesillerin oluşturacağı toplumu şekillendiren aile kavramın devamlılığının sağlanması, daha sağlıklı ve huzurlu bir toplum yaşamı için bir elzemdir.

Ülkemizdeki evlilik bağı ile kurulan aileler, resmi nikâh ile birde hukuki boyut kazanmaktadır. Bireylerin bu bağ ile birbirlerine olan sorumluluklarının farkında olmaları sevgi ve saygı temellerin sağlam olması da aile kurumunun sürdürülmesi için oldukça gereklidir.

Ailenin kurulmasının temelinde yer alan evlilik birliğinin, boşanma ile sonlandırılması ailenin toplumsal işlevleri açısından düşünüldüğünde dünyada ve ülkemizde toplumsal bir sorun olarak ele alınabilir. Ülkemizde aile kurumunun önemini korumasına rağmen boşanmalar gittikçe artmakta ve bu sorun da toplumu derinden etkilemektedir. Aile yapısının devam etmesi toplumun geleneksel değerlerini gelecek nesillere aktarılması için önem arz etmektedir. Hayat tecrübeleri bir sonraki nesillere aktarılamayınca, geleneklerinden kopmuş bir gençlik ortaya çıkıyor.

Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurumdur. Bu aksaklıklar giderilmediğin de ise bu sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa bu süreç daha çok sancılı geçiyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepler ise, ekonomik sorunlar, eşlerin sosyal kültürel yapı farklılıkları, iletişim bozukluğu, eşlerden birinin ihaneti, aile içi şiddet… 

Bu sebeplerle evlilik sorunu yaşayan bir çiftin anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmelerini bekleyemeyiz. Anne ya da baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişki kursalar bile, birlikte çocuklarına karşı tutarlı dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekeceklerdir. Bir evlilikte başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.

Ebeveynler arasındaki çatışmalarda çocuğun psikolojik uyumunu olumsuz etkilemektedir. Evlilik çatışması olan ailelerde boşanma sonrasında da genellikle ebeveynler arasındaki evlilik çatışmanın sürdüğü, bu durumun da çocuğu birçok açıdan etkilemektedir. Ebeveynler arasındaki çatışmada çocuktan taraf olmasını isteyebilmektedir. Ancak bu durumun sonucunda ebeveynler çocuklarına, anlaşmazlık durumunda kavga etmenin bir yol olduğunu dolaylı yoldan öğretmektedir. Bu sebepten dolayı çocuklar çatışmadan kendilerini sorumlu tutabilmektedir.

Boşanmış ailelerdeki çocukların evli ailelerdeki çocuklara göre daha fazla davranış sorunları sergiledikleri; ayrıca okul başarılarının da daha düşük olduğu görülmüştür. Boşanma sonrası çocuklar daha depresif olmakta ve daha fazla sorunlu davranışlar sergilemektedir.

Çocuklar bazen içinde bulundukları duruma içe kapanma ya da öfke ile karşılık verir. Utandığı için arkadaşlarıyla görüşmeyen, evden çıkmak istemeyen, bazen de duygularını kontrol edemeyen çok basit şeylere sinirlenir. Vurur, kırar kendine ve etrafına zarar verir. Çocukların mutlaka psikolojik destek alması gerekir. Böyle zamanlar da öfkeye öfkeyle karşılık verilirse öfke kışkırtılır, kızgınlık anneye-babaya yönelir. Oysa çocuğun öfkesini boşaltması beklenir, ondan sonra konuşulursa sakin bir ortamda sorunlar daha rahat çözülür. Çocuğu susturmak için verilecek ceza ise onu daha fazla içine kapatacaktır. Sonunda öfke kendine döner ve “ben kötü biriyim” duygusu gelişir.

Çocuğun duruma tepkisi normal sınırları aşarsa depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları, okul sorunları, davranış sorunları gibi ruhsal sıkıntılar ortaya çıkar. 

Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek çocuğunuzdan boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmesini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin.