Uluslararası hizmet ticareti istatistikleri
Türkiye'nin uluslararası hizmet ticareti verileri, 2023 yılı itibarıyla önemli bir yapısal gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor: Hizmet ticaretinde değer üreten ağırlık büyük ölçekli girişimlerde yoğunlaşırken, sayısal çoğunluğu mikro ve küçük işletmeler oluşturuyor.
Bu ikili yapı hem hizmet ihracatında hem de ithalatında belirgin bir ölçek dengesizliğine işaret ediyor.
Toplam 55,5 milyar dolarlık hizmet ihracatının %62,3’ü, yalnızca %2’lik bir kesimi oluşturan büyük ölçekli girişimler tarafından gerçekleştirildi. Benzer şekilde 41,9 milyar dolarlık hizmet ithalatının %54,5’i yine büyük işletmelerin payına düştü. Bu tablo, hizmet ticaretinin nicelikten çok kurumsal kapasite, sermaye gücü ve uluslararası ağlara erişim ile şekillendiğini açıkça gösteriyor.
Mikro girişimler çok, payları küçük
Hizmet ihracatı yapan girişimlerin %73,1’i mikro ölçekli (1-9 çalışanlı) işletmelerden oluşmasına rağmen, bu grubun ihracattaki payı yalnızca %8,7 seviyesinde kaldı. Bu durum, Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin sayısal olarak canlı, ancak küresel ölçekte değer üretme kapasitesi açısından sınırlı olduğunu düşündürüyor.
Mikro ve küçük girişimler çoğu zaman niş alanlarda, proje bazlı veya taşeron niteliğinde hizmet sunarken; yüksek hacimli, sürekli ve markalı hizmet ihracatı büyük ölçüde orta ve büyük ölçekli işletmeler tarafından yapılıyor. Özellikle finansman, insan kaynağı, dijital altyapı ve uluslararası mevzuata uyum gibi alanlarda yaşanan kısıtlar, mikro girişimlerin ölçek büyütmesini zorlaştırıyor.
Orta ölçek: Kritik ama kırılgan
Dikkat çekici bir diğer unsur, 50-249 çalışanlı orta ölçekli girişimlerin hizmet ihracatındaki %16’lık payı. Bu grup hem büyüme potansiyeli hem de kırılganlık açısından sistemin en kritik halkasını oluşturuyor. Orta ölçekli işletmeler, doğru destek mekanizmalarıyla küresel oyuncuya dönüşebilecek kapasiteye sahipken; desteklerin yetersizliği halinde ya küçülme ya da büyük firmalar tarafından yutulma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Bu nedenle hizmet ticaretinde sürdürülebilir büyüme açısından orta ölçekli işletmelerin korunması ve ölçek atlamasının teşvik edilmesi, stratejik bir öncelik olarak öne çıkıyor.
Ulaştırma ve Depolama: Hizmet İhracatının Lokomotifi
2023 yılında hizmet ihracatının %67,5’i ulaştırma ve depolama faaliyetlerinden geldi. 37,4 milyar dolarlık ihracat hacmi, Türkiye’nin coğrafi konum avantajının ve lojistik altyapısının hizmet ticaretine nasıl yansıdığını net biçimde ortaya koyuyor.
Bu tablo, Türkiye’nin hâlen fiziksel hareketliliğe dayalı hizmetlerde güçlü olduğunu; ancak bilgi, yazılım, dijital ve yüksek katma değerli hizmetlerde aynı ağırlığı henüz oluşturamadığını gösteriyor. Bilgi ve iletişim sektörünün 4,5 milyar dolarlık ihracatı önemli olmakla birlikte, toplam içindeki payı sınırlı.
İthalatta sanayi ve ticaretin ağırlığı
Hizmet ithalatında ise imalat sanayiinin 10,6 milyar dolarlık payı dikkat çekiyor. Bu durum, sanayi üretiminin hâlâ dışarıdan alınan teknik, mühendislik, lisans ve danışmanlık hizmetlerine bağımlı olduğunu düşündürüyor. Toptan ve perakende ticaret ile finans ve sigorta faaliyetlerinin ithalattaki yüksek payı da hizmet ekonomisinin küresel entegrasyon düzeyini yansıtıyor.
Yabancı kontrollü girişimler: Seçici ama etkili
Hizmet ihracatının %17,1’i, ithalatının ise %31,6’sı yabancı kontrollü girişimler tarafından gerçekleştirildi. Özellikle telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetlerinde yabancı girişimlerin ihracattaki payının %50’yi aşması, bu alanlarda küresel firmaların teknoloji ve ölçek üstünlüğünü ortaya koyuyor.
Buna karşılık taşımacılık ve finansal hizmetlerde Türkiye kontrollü girişimlerin hâkimiyeti, yerli sermayenin belirli sektörlerde güçlü bir pozisyon koruduğunu gösteriyor. Bu ayrışma, hizmet sektöründe yerli-milli kapasite ile küresel entegrasyon arasındaki denge tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.
Sonuç: Sayı değil kapasite belirleyici
2023 hizmet ticareti verileri, Türkiye’de hizmet ekonomisinin temel sorusunu netleştiriyor:
“Kaç girişim var?” değil, “Hangi girişim ne kadar değer üretiyor?”
Mikro ve küçük girişimlerin çokluğu tek başına yeterli değil. Asıl ihtiyaç; bu girişimlerin ölçek büyütmesini, ihracatçı kimlik kazanmasını ve katma değer üretmesini sağlayacak finansal, kurumsal ve teknolojik desteklerin güçlendirilmesi. Aksi halde hizmet ticareti, sınırlı sayıda büyük oyuncunun taşıdığı; geniş bir tabanın ise düşük payla yetindiği bir yapı olarak kalmaya devam edecek.
Kaynak: TÜİK