SON DAKİKA

TÜSİAD kimi temsil ediyor?

Alparslan Güler 25 Þub 2025

Geçen haftaya TÜSİAD-Cumhur Ittifakı tartışması damga vurdu. TÜSİAD Başkanının ve YİK Başkanın eleştirilerinden sonra, eleştirilerin etkisini arttırmak için muhalif gazetecilere ulaştırılan bilgi notunda TÜSİAD'ın; milli gelirin %50'sini oluşturduğu, istihdamın %50'sini sağladığı, dış ticaretin %85'ini yaptığı ve kurumlar vergisinin %80'ini ödediği iddia ediliyordu. Onlarca gazeteci bu konu her açıldığında söze bu rakamları vererek başladılar ki dinleyenler daha çok etkilensin, TÜSİAD çok güçlü gözüksün ve vatandaşlarda hükümet, TÜSİAD'ı karşısına almamalı kanaati oluşsun.

Peki bu rakamlar doğru mu? Elbette değil. İletişim bölümleriyle irtibat kurup ‘’bu bilgilerin doğru olması olanaksız’’ dediğinizde size daha detaylı bilgi veriyorlar. Milli geliri kamu payını çıkartarak, istihdamı kamuyu, belediyeleri ve tarımı göz ardı ederek hesaplamışlar. Dış Ticaretten enerjiyi düşmüşler. Kurumlar vergisindeyse uzun bir listeyi kapsam dışı bırakmışlar. ‘’Olsun, TÜSİAD yine de ekonomimiz açısından önemli bir kesimi temsil ediyor’’ diye düşünülebilir. Peki bu düşünce gerçeği yansıtıyor mu?

Ülkemizde ondan fazla yurt çapında örgütlenmiş iş insanları derneği var. Bölgesel ve şehir bazlı olanlarsa yüzlerce. Bunların kendilerini takdim ettikleri rakamları alt alta yazıp topladığınızda yukarıdaki figürlerin hepsinde %500’ü geçiyorsunuz. Peki bu dernekler yalan ya da yanıltıcı beyanda mı bulunuyorlar? Hayır. Fakat bu beyanları değerlendirirken dikkat etmemiz gereken hususlar var.

Öncelikle iş insanları dernekleri siyasi partiler gibi değiller. Aynı iş insanı aynı anda istediği kadar derneğe üye olabilir. Nitekim hem TÜSİAD’a hem de başka derneklere üye olan yüzlerce iş insanı var. Bu iş insanlarının sahip olduğu şirketlerin rakamlarını, üye olduğu derneklerin hepsi kendi figürlerine ilave ediyor. Bir başka uygulamada aynı holdingi ya da şirketi temsilen ortakların, aile bireylerinin ve kardeşlerin farklı derneklere üye olmasıdır. Bu durumda da aynı rakam birden çok derneğin figürlerine dahil ediliyor.

Bazı holdinglerde patron, bir derneğe üyeyken üst düzey yöneticilerin başka derneklere üye olması uygulaması var. Bu da rakamların mükerrer olmasına yol açıyor. Kısaca iş insanları dernekleri, hemşeri derneklerine benziyor. Doğal olarak iki dernek grubu da kendilerini olduklarından çok daha güçlü göstermeye çalışıyor ki bu gayet olağandır. 

Şirketlerin ve iş insanlarının birden çok derneğe üye olmasının çok sayıda nedeni var. Örneğin TÜSİAD ile TÜGİAD Batı dünyasında ve MÜSİAD ile ASKON İslam ülkelerinde muteberler. Bu derneklere üye olmaları iş insanları için olumlu referans oluyor. Bazı büyük gruplar daha kolay iş yapabilmek için Anadolu’da yaygın olan derneklere üye oluyorlar. Sıfırdan başlamış ya da Anadolu’da küçük bir şirketken holdingleşmiş gruplar için TÜSİAD’a üye olmak sınıf atlamak demek. Yani fikirlerini paylaştıklarından dolayı değil mesafe almak için TÜSİAD’a katılıyorlar. İş adamlarının; derneklerin bilgi birikiminden, raporlarından ve ilişkiler ağından yararlanmak istemeleri, birden çok derneğe üye olmalarının bir değer nedeni. 

Yani TÜSİAD’ın da diğer derneklerinde gerçek güçleri lanse ettiklerinden çok daha mütevazi. Kaldı ki sadece TÜSİAD’a üye olan az sayıdaki iş insanının bile başkanların fikirleriyle mutabık olduğu düşünülemez. TÜSİAD’ın kurucularından olan Demirören Grubunun hükümet aleyhtarı olduğu söylenebilir mi? YİD projelerini ve kamu ihalelerini alan şirketlerin çoğu TÜSİAD ve MÜSİAD üyesi. Bu şirketlerin TÜSİAD Başkanını desteklediği fikri aklınıza yatıyor mu?

Nasıl ki bir hemşeri derneğinin ya da bir spor kulübünün mensupları farklı partilerden olabiliyorsa iş insanları derneklerinin üyeleri de farklı partileri desteklerler. TÜSİAD iddia edilenden çok daha zayıf olduğu gibi gün geçtikçe daha da zayıflıyor. Zira sermaye gittikçe tabana yayılıyor. Rekabet yoğunlaşıyor. Daha hızlı hareket eden ve şartlara intibak kabiliyetleri daha yüksek olan küçük şirketler daha çabuk büyüyorlar. 

Meramımı anlatmak için bir rakam vereyim: 2002 yılında her 9 özel sektör çalışanından biri, TÜSİAD’ın gerçek patronlarından Koç Grubuna mensupken, 2024 yılı itibariyle 35 özel sektör çalışanından biri Koç çalışanı. Kaldı ki Koç son çeyrek asırda Sabancı, Çukurova, Doğuş, Doğan, Anadolu ve Eczacıbaşı gibi gruplardan daha iyi performans gösterdi. 

Muhalif basın mensuplarının çok fazla gündeme getirdikleri ve ağır eleştirdikleri bir uygulamada, TÜSİAD başkanlarının polis nezaretinde emniyete götürülmeleri oldu. Bu uygulama bu saygın insanları itibarsızlaştırıyormuş. Türkiye bir cumhuriyet. Feodalite, burjuva rejimi, teokrasi ya da aristokrasi değil. Vatandaşlar arasında hiçbir fark yok. Hiçbir sınıf ayrıcalıklı değil. Pratikte bu anlayışın tam manasıyla geçerli olduğunu söylenemez ama TÜSİAD başkanlarının herhangi bir sıradan vatandaş gibi emniyete getirilmesi cumhuriyetin eşitlik prensibine ve demokrasiye son derece uygun.