Advertisement
SON DAKİKA
ziraat web

Rusya ve Çin arasında değişen küresel denge

Mehmet Babar 20 Þub 2026

Enerji hatlarının yön değiştirmesi, Rusya–Çin ilişkileri üzerinden uluslararası güç dağılımında yeni bir dönemi görünür hâle getiriyor.

Enerji, uluslararası ilişkilerde çoğu zaman görünmeyen bir belirleyicidir. Savaşlar manşetlere çıkar, diplomatik krizler tartışılır; liderlerin açıklamaları gündemi belirler. Ancak uzun vadeli değişimler çoğu zaman bu görünür başlıkların arkasında, daha derin alanlarda şekillenir. Ticaret yollarının yön değiştirmesi, üretim merkezlerinin kayması ve enerji akışlarının yeni rotalar bulması, dünya ekonomisinin yönünü belirleyen unsurlar arasında yer alır. Çünkü enerji yalnızca ekonomik bir kaynak değil; sanayinin sürekliliğini, şehirlerin yaşam ritmini ve devletlerin hareket alanını doğrudan etkileyen temel bir güç unsurudur.

Modern dünyada enerjiye erişim, ülkelerin ekonomik performansının yanı sıra dış politikadaki seçeneklerini de belirler. Enerji arzında yaşanabilecek bir kesinti ihtimali bile piyasaları sarsabilir, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve mevcut ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Bu nedenle enerji hatlarında yaşanan değişimler, çoğu zaman ilk bakışta fark edilmese de, geniş çaplı sonuçlar doğuran dönüşümlerin habercisi olarak görülür. Enerji akışının yönü değiştiğinde ticaret dengeleri yeniden şekillenir, rekabet alanları genişler ve ekonomik ağırlık merkezi zaman içinde farklı coğrafyalara kayabilir.

Son yıllarda Rusya’nın enerji ihracatında yaşanan yön değişimi de bu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzun yıllar boyunca Rus enerji akışının ana yönü Avrupa olmuştu. Coğrafi yakınlık ve kurulu altyapı bu ilişkiyi doğal hâle getirirken, Avrupa istikrarlı enerjiye erişim sağlıyor, Rusya ise enerji gelirleri üzerinden ekonomik kapasitesini koruyordu. Bu yapı, karşılıklı bağımlılığa dayanan bir denge oluşturmuştu.

Ancak son dönemde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler bu yapıda belirgin bir değişime yol açtı. Avrupa enerji politikalarını yeniden şekillendirmeye yönelirken, Rusya da enerji ihracatında alternatif pazar arayışını hızlandırdı. Bu süreçte Asya, özellikle de Çin, giderek daha belirleyici bir konuma yükseldi. Sibirya’dan doğuya uzanan enerji hatları yalnızca yeni ticari anlaşmaları değil, enerji piyasalarındaki yön değişimini gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda Rusya’nın Asya pazarına yönelen petrol ve doğal gaz satışlarının artması ve doğu hattına yönelik altyapı projelerinin hız kazanması, bu dönüşümün somut göstergeleri arasında yer alıyor.

Enerji akışının doğuya yönelmesi, uluslararası ekonomik ilişkilerde yeni bir tablo ortaya çıkarıyor. Avrupa daha pahalı ve çeşitlendirilmiş kaynaklara yönelirken, Çin uzun vadeli enerji erişimi sayesinde üretim kapasitesini destekleyen bir avantaj elde ediyor. Bu durum yalnızca iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiyi değil, küresel rekabetin ağırlık merkezini de etkileyen bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte yaşanan değişim tek taraflı bir güç aktarımı anlamına gelmiyor. Rusya açısından Avrupa gibi büyük bir pazarı kısa sürede telafi etmek kolay görünmüyor. Yeni altyapı yatırımları, uzun mesafeler ve değişen pazarlık koşulları enerji gelirlerinde yeni bir denge arayışını beraberinde getiriyor. Çin ise büyük bir alıcı olarak daha güçlü bir müzakere pozisyonuna sahip bulunuyor. Bu nedenle enerji akışı devam ederken ilişkinin yapısı da farklı bir niteliğe dönüşüyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise enerji yollarındaki bu dönüşüm dikkatle izlenmesi gereken bir süreç olarak öne çıkıyor. Enerji hatlarının yön değiştirmesi, geçiş ülkelerinin stratejik konumunu doğrudan etkileyebiliyor. Yeni güzergâhlar bazı bölgelerin önemini artırırken, bazılarını geri planda bırakabiliyor. Bu nedenle enerji politikalarında esneklik ve kaynak çeşitliliği, uzun vadeli istikrar açısından daha belirleyici hâle geliyor.

Karadeniz, Orta Asya ve Orta Doğu arasında bulunan enerji geçiş hatları dikkate alındığında, bu dönüşüm Türkiye açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik sonuçlar doğurabilecek bir gelişme niteliği taşıyor.

Bugün yaşanan değişim, enerji dünyasında kalıcı dengelerin bulunmadığını bir kez daha gösteriyor. Enerji yalnızca üretildiği yerde değil, yöneldiği coğrafyada anlam kazanıyor. Enerji akışlarının yön değiştirmesiyle birlikte ticaret ilişkileri yeniden şekilleniyor, ekonomik öncelikler farklılaşıyor ve ülkelerin dış politika alanındaki hareket kabiliyeti yeni koşullara göre yeniden tanımlanıyor. Rusya ile Çin arasında gelişen yeni enerji ilişkisi, bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri olarak enerji piyasalarının işleyişini ve bölgesel güç dağılımını etkilemeye devam ediyor. Enerji hatlarının yönü değiştikçe yalnızca ticaret değil, güç ilişkilerinin haritası da yeniden çiziliyor.