Olan bizim peynirlere oldu
Dünya ayakta. Washington'dan Karakas'a hatlar kilitlenmiş durumda. Haber ajansları son dakika geçiyor:
Trump, Maduro’yu “paketledi.” Amerikan demokrasisi, o bildiğimiz inceliğiyle Güney Amerika’ya bir kez daha çıkarma yaptı. Petrol fiyatları ne olur, Latin Amerika’da kartlar nasıl dağıtılır, Rusya ne der, Çin ne yapar… Dünya bunları konuşuyor.
Ama bizim derdimiz başka. Bizim ciğerimiz yanıyor.
Biz, o "peynirlerin" akıbetini düşünüyoruz.
Hatırlarsınız; çok değil, birkaç sene evveldi. Türkiye ile Venezuela arasında "gönül köprüleri" kurulmuş, yetmemiş "ticaret köprüleri" inşa edilmişti. Ama ne ticaret! Öyle sıradan mal alıp satmak değil. İşin içinde "maske" vardı, "kit" vardı ve en önemlisi, dillere pelesenk olan o meşhur "peynir" vardı.
Bilmeyenler –ki kaldıysa şaşarım– için özet geçelim: Dönemin kudretli isimlerinin aile efradından Venezuela’ya yapılan o meşhur ziyareti hatırlayın. Resmi açıklama "Covid döneminde maske ve test kiti yardımı" idi. Tabi biz milletçe, Karayipler'in o nemli havasında maske dağıtmanın ulviyetine inanmak istedik. Ama sonra Resmi Gazete’de bir karar belirdi: "Venezuela’dan sıfır gümrükle peynir ithalatı."
İşte dananın –veya bu hikayede ineğin– kuyruğu orada koptu.
Bizim Kars gravyeri ağlarken, Ezine peyniri tenekesinde utanırken, Erzurum çeçili örgülerini çözerken; biz Karakas’tan gelecek o "gizemli" peynirleri bekledik. Gemi bekler gibi, Godot’u bekler gibi bekledik.
Hani sosyal medyanın diline düşen, "Aslında giden maske miydi, gelen peynir miydi, yoksa bavullar bambaşka şeyler mi taşıyordu?" sorularıyla harmanlanan o süreç…
İstatistiklere baktık; gelen peynir "sıfır" tondu. Yani Venezuela’dan Türkiye’ye, kağıt üzerinde "gel" denilen ama fiiliyatta bir türlü "gelemeyen" hayalet bir peynir hattı vardı.
Şimdi Trump, Maduro’yu devirdiğine göre, sormak hakkımızdır:
Sayın Trump, o peynir anlaşması ne olacak?
Biz o peynirler için ne "maske"li balolar, ne "kit"li izahatlar dinledik. Şimdi Amerikan postalları altında o güzelim peynir mandıraları ezilecek mi? Yoksa o "sıfır gümrük" hayali, Maduro’nun bıyıklarıyla birlikte tarihe mi karışacak?
Belki de Trump, Maduro’yu götürürken, bizim hayali peynir ticaretinin de sırrını çözmüştür. Kim bilir, belki de Beyaz Saray’ın bir sonraki basın toplantısında "Venezuela’da çok kaliteli peynir rotaları bulduk, harika bir lojistik!" cümlesini duyarız.
Sonuçta olan yine bize, bizim "ithal hayallere" oldu. Ne maskenin sevabı kaldı, ne peynirin tadı.
Dünya Maduro’nun devrilişini konuşurken, biz Türkiye’de şu hüznü yaşıyoruz: Tam da peynir geliyordu be kardeşim…
Hadi geçmiş olsun. Peynir gemisi yürümedi, bari maskeleri takalım; hava biraz tozlandı. Önümüzdeki dönem en çok Kuvâ-yi Milliye ruhuna ihtiyacımız olacak.

