SON DAKİKA

İstanbul, film gibi şehir!

Özkan Binol - ozkan@ozkanbinol.com Çarşamba 01 Nisan 2026 09:10

Film gibi şehrimizin Nisan'da merakla beklenen festivali İstanbul Film Festivali 45'inci kez sinemaseverlerle buluşuyor.

Türkiye’den ve dünyadan sıra dışı, ödüllü filmler, özel gösterimler, usta yönetmenler, tanınmış oyuncular hepsi yine bu yılki festivalde bir araya geliyor.

İstanbul Festivali nasıl doğdu? 

İstanbul Film Festivali ilk kez 1982 yazında, İstanbul Festivali kapsamında, “Sanatlar ve Sinema” temalı altı filmin gösterildiği bir “film haftası” olarak düzenlendi. “Uluslararası İstanbul Sinema Günleri” adı altında İstanbul Festivali süresince devam ettiği 1983 yılında, bir ay boyunca sinemaseverlere 36 yabancı film sunuldu.

1984 yılından itibaren “Sinema Günleri” adıyla nisan aylarında düzenlenen ayrı bir etkinlik hâlini aldı. 1985 yılında, Şakir Eczacıbaşı’nın önayak oluşuyla, programa biri uluslararası diğeri ulusal olmak üzere iki yarışmalı bölüm eklendi. Festivalin ilk kez bu yıl verilen uluslararası büyük ödülü Altın Lale’yi 1984 adlı filmiyle Michael Radford kazandı. Ulusal Yarışma'daysa ilk büyük ödülü Atıf Yılmaz'ın yönettiği Bir Yudum Sevgi kazandı. 1989 yılı başında, FIAPF (Uluslararası Film Yapımcıları Dernekleri Federasyonu) tarafından “özel konulu, yarışmalı festival” kategorisinde tanınarak dünyanın önde gelen festivalleri arasına giren Sinema Günleri, böylece “İstanbul Film Festivali” adını aldı.

Şimdi 45 yaşında

Sinefillerin büyük aşkı “İstanbul Film Festivali” şimdi olgunluk yaşlarında… Enerjisi, heyecanı ilk günkü gibi ama. Sizlere bu yılki festivalden hemen kısa bir liste: Sandra Hüller’e Berlin’de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getiren ROSE filmi. 17. Yüzyılda ancak erkek kılığında rahat nefes alabileceğini keşfetmiş bir kadının hikayesini keyifle izleyeceksiniz. Bir diğer önerim ise SAVAŞ ZAMANI BOŞANMA. 

Günümüzdeki kadın erkek ilişkilerini mercek altına alan filmin yönetmeni Sundance Film Festival’nde en iyi yönetmen ödülünü aldı. Benim gibi siz de bir Juliette Binoche hayranıysanız KRALİÇE ZOR DURUMDA filmini kaçırmayın derim.  Ve tabii Pedro’nun erken dönem filmlerinden MATADOR.  Değişik bir suç labirentini anlatan Almador’ın filminde gencecik bir Banderas sürprizi de var. 

Restore edilen Acı Hayat

Metin Erksan’ın sevdiğim filmlerinden bir tanesi olan ACI HAYAT restore edilmiş versiyonuyla bu yıl festivalde. Filmin başrollerinde Ayhan Işık, Türkan Şoray, Ekrem Bora ve Nebahat Çehre var. Yılı 1962 olsa da her anlamda modern bir hikaye.

Bu yılki onur ödüllerini Nilüfer Aydan ve Gianfranco Rosi ‘ye takdim edilecek. Evet 9-19 Nisan arasında İstanbul’da sinema şöleni var. İster Avrupa ister Anadolu yakasında izleyin, İstanbul Film Festivali’ndeki filmlerle uçsuz bucaksız bir yolculuğun tadını çıkarın.

Reklam