İsrailliler Türkiye için ne düşünüyorlar?
Salı günü gazetemizin yazarlarından Alparslan Türkoğlu Akademik Linkin Körfez ülkelerinde yaptığı anketleri yorumlamıştı. Bende bugün İsrail'de yaptıkları anketi yorumlayacağım.
Anketin ilk sorusu ‘’Türkiye deyince aklınıza ne geliyor? Deneklerin %8’i İstanbul, %6’sı Erdoğan ve %3’ü saç ekimi ve %3’ü kebap demiş. Saç ekiminin üçüncü sırada çıkması sağlık turizminin ne kadar mühim olduğunu gösteriyor. Mükemmel hastanelerimiz ve iyi yetişmiş doktorlarımız var. Fiyatlarımız, aynı hatta bazı kategorilerde daha üstün olduğumuz Avrupa’dan çok düşük. Çevremizdeki ülkelerde sağlık hizmetleri çok geri. Dolayısıyla üzerine eğilirsek sağlık turizminden elde ettiğimiz gelirleri katlayarak büyütürüz.
Türkiye’ye İsraillilerin %60’ı olumsuz %22’si olumlu bakıyor. %18’i ise kararsız. Deneklerin %16’sı Türkiye’nin demokratik olduğunu %67’si demokratik olmadığını düşünüyor. Aynı soru İsrail için yöneltildiğinde deneklerin %79’u demokratik, %12 ‘si demokratik değil diyor. Yani İsrail’de muhalifler dahi demokratik standartlardan şikayetçi değiller. Seçimlerde hile yapıldığını düşünmüyorlar.
Verilen cevaplara en çok şaşırdığım soru ‘’Türkiye hangi bloka dahildir?’’ oldu. Katılımcıların %52’si Avrasya Blokuna (Çin ve Rusya), %6’sı Batı Blokuna yakın olduğumuzu, %26’sı bağımsız dış politika takip ettiğimizi düşünüyor. %16 kararsız. İsrailliler kendi devletlerini Batı Blokunda gördüklerinden İsrail’le bu kadar ters düşen Türkiye’nin de Batıya yakın olabileceğini kabullenemiyorlar.
Türk ekonomisini, İsraillilerin %53’ü zayıf, %23’ü güçlü buluyor. Son üç sorunun cevaplarının gerçeklikle ilgisi olmadığını, başarılı algı yönetiminden kaynaklandığını düşünüyorum. Netanyahu İsraillilerin ekseriyetini Türkiye’nin hasım olduğuna ikna etmiş. Dolayısıyla denekler sorulara objektif cevap vermiyorlar. Kötü olanı söylüyorlar. ‘’Demokrasi yok, ekonomi kötü ve Türkiye Doğu Blokunda’’ yanıtları bu bakış açısı dikkate alınarak değerlendirilmeli. Nitekim katılımcıların %60’dan fazlası Erdoğan’ı başarısız bulurken, %70’den fazlası ‘’Türkiye’nin AB’de yeri yok’’ demiş.
‘’Netanyahu’nun Filistin politikasını destekliyor musunuz?’’ sorusuna halkın %53’ü evet, %29’u hayır demiş. Bu cevaplar, Filistinli düşmanlığının geldiği seviyeyi ve İsraillilerin yürütülen kampanyanın tesiri altında kaldıklarını gösteriyor. ‘’Boykotlar İsrail’i etkiledi mi?’’ sualine katılımcıların %62’si ‘’Hiç etkilemedi’’, %20’si ‘’Kısmen etkiledi’’ yanıtını vermiş.
Akademik Link üç ülkenin Türkiye, ABD ve BAE’nin, İsrail açısından güvenilir olup olmadığını sormuş. Güvenilir diyenlerin oranları Türkiye için %13, BAE için %41 ve ABD için %86 çıkmış. ‘’İsrail’in Ortadoğu’daki en güvenilir müttefiki hangi ülkedir?’’ açık uçlu sorusuna deneklerin %15’i Ürdün ve %12’si Mısır demiş.
İsraillilerin %46’sı Türkiye’nin etkili bir aktör olduğunu, %34’ü olmadığını düşünüyor. Türkiye ile ilgili en yüksek olumlu oran bu. Deneklerin bir kısmı objektif davranarak, hasım olarak gördükleri Türkiye’nin gücünü ve ağırlığını kabul etmiş. ‘’Türkiye’yi kıskanıyorum’’ diyenler sadece %14. Bu oranın düşük olmasının sebeplerinden biri Türkiye’yi hasım görmeleriyse diğeri dini inançları. Museviliğe göre Yahudiler üstündür, kendilerinden daha geri ve zayıf toplumları örnek almaları düşünülemez.
Ankette katılımcılara siyasi tercihleri de sorulmuş. Siyasi tercihlerle partilerin son seçimde aldıkları oy oranları karşılaştırıldığında örneklemenin doğru yapıldığı, yani ankete katılanların İsrail toplumunu temsil ettiği gözüküyor. Buna göre İsrail toplumu Türkiye’den bile daha kutuplaşmış. Şöyle ki iktidar partilerine oy verenlerle Filistin politikasına destek verenler aynı grup. Muhalefete oy verenler ya Filistin politikasına karşılar ya da kararsızlar. HAMAS’ın 7 Ekim saldırısının, erimekte olan Netanyahu iktidarına can suyu olduğunu, muhalefete destek verenlerin bir kısmının iktidarın safına geçtiğini söyleyebiliriz.
İsrail devletinin yurt içinde algı yönetiminde başarılı olduğu kesin. Düşünün, İsrail ordusu iki yıl boyunca katliam yaptı. Katledilenlerin %99’u sivildi. Hastane, okul ve üniversite kalmadı Gazze’de. Ama İsrailliler Gazze operasyonundan bahsederken asla Gazze ve Filistin kelimelerini kullanmıyorlar. Israrla ‘’HAMAS terör örgütüne karşı yapılan operasyon’’ diyorlar. Aynı yaklaşım diğer saldırılar içinde geçerli.
Lübnan’ın güneyindeki kentleri, köyleri rastgele, hedef gözetmeden haftalarca bombaladılar. Bu saldırılardan ‘’Hizbullah Terör örgütüne karşı yürütülen operasyon’’ diye bahsediyor sıradan insanlar. Asla İran demiyorlar. Aksine ‘’Biz İran halkını seviyoruz. Onları İran rejiminden kurtarmaya çalışıyoruz’’ diyorlar. Düşman ‘’siviller ve sıradan, günahsız insanlar’’ yerine HAMAS, Hizbullah, İslami Cihat, Ensarullah (Husiler) ve İran rejimi olunca katliam bile meşru oluyor İsraillilerin gözünde.
Bereket ki diğer ulusların gözü İsrailliler gibi kapalı değil. Vicdanlar henüz katliamları önemsemeyecek kadar körelmemiş. İsrail, kurulduğundan beri yani 75 yıldır kendisini destekleyen Batılı halkları ebediyen kaybetti. İsrail’in en yakın müttefikleri olan Batılı devletler demokrasiyle idare edildiklerinden artık Tel Aviv’e açık çek veremeyecekler. Bu kayıp, İsrail’i her geçen gün biraz daha zayıflatacak.