SON DAKİKA

Futbol endüstrisi: Emeklilik ikramiyesi değil, gelecek inşası (1)

Her transfer dönemi aynı senaryoyu izlemekten yorulmadık mı? Havalimanlarında omuzlara alınan, kariyerinin sonbaharını yaşayan, "yıldız" etiketiyle gelip kulüplerin kasasına zarar veren isimler...

Birçoğu buna "transfer başarısı" diyor, oysa bu düpedüz Türk futbolunun geleceğine set koyuluyor...

Bilenleriniz vardır, 11-12 yıl önce o dönem Doğan Medya bünyesinde bulunan Vatan'da spor yazarıydım. Milliyet'te de spor yazılarımı okuyanlar elbette çoktur. Yazılarım halen internette duruyordur, müsait zamanda okuyabilirsiniz.  Şahsi sitemde de bulabilirsiniz yazı linklerini. O yıllarda Anadolu'da tesisleşmeyi ve Afrika'da şubeleşmeyi resmen yalvara yakara dile getirmiştim. Bugün baktığımda ne üzücü ki yerinde sayıyoruz...

Milyon euroların, astronomik bonservislerin havada uçuştuğu bu düzen sürdürülebilir değil. Kulüplerimiz yaşı çok ilerlemiş futbolcular için deyimi yerindeyse adeta "emeklilik ikramiyesi" dağıtıyor gibi oldu.

Yaşı 35’e dayanmış, Avrupa’da pazarını büyük oranda kaybetmiş isimlere servet dökmek, günü kurtarmaktan başka neye yarıyor? Metin'leri, Feyyaz'ları, Tanju'ları, o efsane spor havasını arıyorsak, bunu parayla satın alamayız; ancak inşa edebiliriz.

Farkındasınızdır, Arap ülkelerine gitmek istemeyip de Avrupa'da kalıp para kazanmak isteyenlerin de uğrak mekanı olduk...

Çözüm aslında çok da uzakta değil; formül net: Tüketen değil, üreten bir yapı.

Bunun ilk ayağı Türkiye'de tesisleşme ve altyapı. Gözümüzü hep dışarıya diktik ama asıl cevherler burnumuzun dibinde. Anadolu'nun dört bir yanını, Bingöl'ü, Trabzon'u, Adana'yı, İzmir'i kısacası tüm illerimizi daha kapsamlı bir profesyonel yaklaşımla modern tesislerle donatıp, kendi evlatlarımıza o imkanı neden sunmuyoruz? 

Milli takımımızda kaliteli ayaklar var, bu konuda tüm ülkece hemfikirizdir. Peki yıldız isimlere baktığımızda Arda dışında kaç tanesi Türk altyapısı etiketli? Milli takımın Arda hariç en gözde oyuncularının hepsi Avrupa'dan çıkma...

Tesisleşme dışında eleme sistemi de çok yanlış. Göstermelik ya da tek atımlık seçmelerin devri artık kapanmalı. Bunun yerine, geniş kitlelere yayılan kapsamlı tarama kampları sistemine geçmeliyiz. Bir genci, sadece o günkü performansıyla yargılamak büyük bir haksızlık. O gün sakat olabilir, hasta olabilir ya da morali bozuk olabilir. Dahası, heyecanlı olabilir. Kulüplerimizde yaygın olan 'heyecan' ön yargısını da kırmamız şart. Genç bir çocuk heyecanlanıyor diye, 'Burada eli ayağı titreyen, maçta ne yapar?' diyerek üzerini çizmemeliyiz. Unutmayalım ki; tecrübe zamanla kazanılır, heyecan zamanla yatışır. Ancak yetenek harcanırsa geri gelmez. Eğer gerçek bir hedefimiz varsa, anahtar kelimemiz 'elemek' değil, 'sabırla kazanmak' olmalıdır." 

Artık taraftara oynayan değil, geleceğe oynayan bir akla ihtiyacımız var. Yaşlı futbolculara para akıtma devri kapanmalı, "scout" ve "tesisleşme" devri başlamalıdır. 

Gençlerimize gerçekten inandığımızda, sabrın meyvesini 3-5 senede nasıl topladığımızı tarih bize zamanında altın harflerle göstermişti. Hatırlayalım; Galatasaray'ın o destansı UEFA şampiyonluğunda maçlarda sahada kaç yabancı vardı? Marcio ve Bruno'dan pek yararlanılmadı onları saymazsak; sadece Hagi, Popescu, Taffarel ve Capone... 

İskeletin geri kalanı, bu toprakların, Anadolu'nun çocuklarıydı. Demek ki bu coğrafyada ne cevherler ne yiğitler var; yeter ki o tozu silecek, o ışığı görecek birileri çıksın... 

Yeter ki günü kurtarmayı değil, geleceği kurgulamayı seçelim. Tesadüflere ya da hızlı amaçlara değil, akla ve bilime dayalı; planlı ve düzenli bir sisteme geçildiğinde, her yıl uluslararası arenada ülkemizin bayrağını dalgalandıracak şampiyonların çıkmaması için hiçbir neden yok.

Bunun için daha kapsamlı nitelikte profesyonel yaklaşım ve tesisleşme şart...

Düşündüm de, Tanju Çolak’ları, Metin Oktay’ları, Rıdvan Dilmen'leri ve o efsane Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünü keşfeden futbol aklı nerede Allah aşkına? Onlara çok ihtiyacımız var...

Nasipse, önümüzdeki hafta bu yazı dizisine, Afrika’da şubeleşme ve keşif başlığıyla devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla…


160x600 sol
160x600 sağ