F-35 Türkiye için neden çok önemli?
Uluslararası kuruluşların yaptığı sınıflamalara göre Türk ordusu, dünyanın en güçlü ordularından biri. Ordumuzu genel kabul görmüş sınıflandırma baz alınarak değerlendirdiğimizde, kara kuvvetlerimiz ABD, Çin ve Rusya'dan sonra dördüncü. Deniz kuvvetlerimiz ABD, İngiltere ve Çin'den sonra dördüncü.
Hava kuvvetlerimiz ise insansız hava araçları ve füze klasmanlarında başa güreşirken, savaş uçağı ve füzesavar klasmanlarında son derece geri kaldı. Bu klasmanlarda maalesef ilk yirmide bile değiliz. Daha da kötüsü, İsrail, Yunanistan, Mısır, BAE ve Suudi Arabistan bile bizden ileride. Bu tablo ülkemiz için çok riskli olduğundan dünyanın en gelişmiş uçağı olan F-35, Türkiye için çok önemli.
Peki bu günlere nasıl gelindi? Hava kuvvetlerimiz, 1980’lerin ortalarından yani F-16 projesine eklemlediğimiz tarihten itibaren modern ve güçlüydü. F-16’nın üretildiği ve ihraç edildiği ülkelerden biriydik. Uçakta yapılan teknolojik yenilenmelerden anında istifade edebiliyorduk. F-16’daki iş birliğinden ABD’nin de memnun olmasından yararlanan Ak Parti hükümeti, çok başarılı yönetilen görüşme sürecinden sonra Türkiye’yi F-35 projesine kurucu ortak olarak dahil etmeyi başardı.
F-35’de ki pozisyonumuz F-16’dan daha ileriydi. Türkiye teknoloji geliştirme süreçlerinde bulunacaktı. Yani teknoloji birlikte geliştirilecek ve son teknoloji anında Türkiye’ye transfer edilecekti. F-16 tesisi, montaj ağırlıklıydı. F-35’te ise birçok parçanın üreticisi olacaktık. Her yıl minimum 12 milyar dolar ihracat yapacaktık. Bu rakamın daha iyi anlaşılması, daha doğrusu karşılaştırma yapılabilmesi için bir örnek vereyim. Son on yıldır çok başarılı olduğumuz savunma sanayi ihracatı, bazı yıllarda katlanarak, çok hızlı büyüdü. Buna rağmen 2024 yılı ihracatımız 7 milyar dolar civarında.
F-35 projesine dahil olmuşken ve her şey yolunda, anlaşıldığı gibi ilerlerken ABD ile Patriot füze savunma sistemleri satın alınmasıyla ilgili görüşmelerde tıkanma yaşandı. Fiyatta da anlaşılamıyordu ama asıl problem teknoloji transferindeydi. Türkiye teknoloji transferinde ısrarlı, ABD bu hakkı vermemekte kararlı olunca görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı. Muadil sistemler Çin ve Rusya’da vardı. Bence ABD’yi taviz vermeye ikna etmek için, Çin ile görüşülmeye başlanarak son noktaya gelindi yani ihaleye çıkıldı. Akabinde ihale iptal edilince kimisi ‘’ABD geri adım attı’’, kimisi ‘’ABD çok sert tepki verdi’’ yorumlarını yaptı. Neticede ABD ile yeniden başlatılan görüşmelerde de ilerleme kaydedilemeyince Rusya ile anlaşılarak S-400’ler satın alındı.
Ankara S-400’ler alındığında ABD’nin tepki vereceğini muhakkak düşünmüştür ama F-35’ten çıkarılma gibi bir yaptırıma ihtimal bile vermemiştir. Bizden önce Rum kesimi ve Hindistan, Rusya’dan füze sistemleri aldıklarında gösterilen tepki bize uygulanan yaptırımlarla karşılaştırılamaz. Gerçi onlar NATO üyesi değiller. Ankara, Patriotlar da teknoloji konusunda ısrarlı olmasaydı bugün hava kuvvetlerimiz çok daha güçlü olurdu. Ama Patriotlarda da F-35’teki şartlar sağlanabilseydi ABD’den sonra hava kuvvetleri en güçlü ülke olabilirdik.
Türkiye F-35’den çıkarılınca KAAN’a konsantre oldu. Batı hep birden öyle ambargolar uyguladı ki ederinden fazla ödemeye razı olmamıza rağmen motor alamadık. İşin ilginci Rusya ve Çin’de bize motor vermedi. Uzun arayışlardan ve müzakerelerden sonra, Kore’yle yaptığımız anlaşma yoğun baskılar nedeniyle Seul tarafından iptal edildi. Ukrayna ile anlaştık, gelin görün ki Rusya’nın attığı ilk bombalar anlaştığımız motor fabrikasını yıktı. İsveç’e uyguladığımız vetoyu kaldırınca önümüz açıldı ve KAAN projesinde mesafe alabildik.
Beyaz Saray F-35 projesine dönmemizi, projeye Türkiye yerine dahil edilen üreticiler başarılı olamadığından ve ilişkileri sıkılaştırmak istediğinden destekliyor. ABD, Türkiye’nin AB ve İngiltere’den ziyade kendisine yakın olmasını hedefliyor. Biden döneminde İngiltere ile birlikte hareket eden Ankara, Trump’ın göreve gelmesinden sonra denge politikasına yöneldi. Zira Ankara’da, Beyaz Saray gibi Ukrayna savaşının bitmesini istiyor. Fakat İran, Suriye ve Gazze politikalarımız İngiltere’ninkilerle örtüşüyor.
F-35 projesinden çıkarılmamızda İsrail, Yunanistan, FETÖ ve PYD etkili olmuştu. Yoğun kulis yapmışlardı. Bugün itibariyle FETÖ ve PYD etkisini kaybetti. Hatta Suriye’de ABD ile uzlaşılması elimizi güçlendiriyor. Yunanistan, AB ülkelerinin de desteğini sağladığından son derece etkili olmuştu. Bu dönem de bu projeye dönmememiz için İsrail ve Yunanistan ellerinden geleni yapacaklarıdır. Yunanistan artık AB’nin desteğine sahip olmasa da çok dikkatli olmalıyız.
Hakan Beyin ve mayıs ayında Amerika’ya gitmesi beklenen Tayyip Beyin seyahatlerinin en önemli gayelerinden biri, F-35 projesine dönmemizi sağlamak olacak. Başarılı olunursa, F-16’ların modernleştirilmesi, Euroflighter alımı ve KAAN’la birlikte düşünüldüğünde, Türk Hava Kuvvetleri çağ atlayacak.