Ekonomik sürdürülebilirliğin kayıp halkası
Girişimcilik ekosistemimizde yıllardır süregelen kronik bir yanılgı var: "Yıkıcı" bir fikir bulmanın, başarının yegâne anahtarı olduğuna inanmak.
Bu yanılsama, fikrinin piyasa gerçekleriyle ilk temasında başarısız olmasıyla birlikte, elindeki tek sermayeyi kaybetmiş gibi hisseden "kırılgan girişimci" profilini yarattı. Oysa modern ekonomi, tek atımlık kurşunu olanları değil, silahı kullanan eli; yani "girişimin bizzat kendisi" olmayı başaranları ödüllendirir.
Fikir emtiadır, katma değer insandadır
Ekonomik literatürde fikirler, doğası gereği bolluk içindedir ve marjinal değeri sıfıra yaklaşır. Asıl kıt kaynak, o fikri hayata geçirecek ve kriz anlarında pivot edebilecek yetkinlikteki insan kaynağıdır.
Metaforik olarak ifade etmek gerekirse; elindeki çekiç kırıldığında (fikir/ürün başarısız olduğunda) işlevsiz kalan bir işçi ile, alet çantasından yeni bir araç çıkarıp inşaya devam eden usta arasındaki fark, "sürdürülebilir ekonomi" ile "saman alevi başarılar" arasındaki farktır. Birincisi projeye aşıktır, ikincisi ise değer yaratma sürecine. Ekonomimizin, fırtınada yıkılan binanın enkazına ağlayanlara değil; o enkazın önünde yeni projeksiyonlar çizebilen mimarlara ihtiyacı var.
Volatil piyasalarda "fırsat avcısı" olmak
Bugünün hiper-rekabetçi ve volatil piyasa koşullarında, statik bir iş planına sadık kalmak intihardır. Gerçek girişimci, sisli ve kaotik bir pazar yapısında -tıpkı bir radar gibi- parazitlerin arasındaki sinyali, yani fırsatı görebilendir.
Buradaki "fırsat avcılığı" basit bir kâr maksimizasyonu değildir. Bu, kaotik verilerden anlamlı bir "sosyal ve ekonomik fayda" çıkarma becerisidir. Teknoloji ile insani dokunuşu birleştirebilen, sadece bakmakla kalmayıp "gören" bu profiller, kriz dönemlerinde ekonominin sigortasıdır.
Garajdan borsaya: Kurumsal hafıza ve bireysel marka
Global teknoloji devlerinin kuruluş hikayelerine (o meşhur garaj mitlerine) baktığımızda, gördüğümüz şey "mucizevi bir ürün" değildir. Gördüğümüz şey; belirsizlikle başa çıkabilme kapasitesi yüksek, adaptasyon yeteneği gelişmiş ve "kendine yatırım yapmış" kurucu iradedir.
Girişimcilik, bir piyango bileti değildir. Bir duruştur, bir karakter inşasıdır. Bir girişimci başarısız olabilir, iflas edebilir. Ancak eğer "girişimin kendisi" olmayı başarmışsa, edindiği know-how ve dayanıklılık sayesinde bir sonraki girişiminde ekonomiye çok daha büyük bir katma değer sunacaktır.
Sermaye piyasalarının ötesinde: En yüksek ROI
Finansal piyasalarda portföy çeşitlendirmesi, riski yönetmenin temel kuralıdır. Ancak girişimcilik dikeyinde, en yüksek 'Yatırımın Geri Dönüşü' (ROI) oranı ne döviz kurlarına ne de borsa endekslerine; doğrudan bireyin entelektüel sermayesine yapılan yatırımdan gelir. Şirketler iflas edebilir, teknolojiler "legacy" hale gelebilir. Fakat bir girişimcinin kriz yönetim kasları, problem çözme yetisi ve stratejik vizyonu, enflasyon karşısında erimeyen tek "maddi olmayan duran varlık"tır Bu perspektifle bakıldığında, başarısız olmuş bir girişim, bilanço için bir "zarar kalemi" değil; girişimcinin karakterine yazılmış, gelecekte nakde dönecek bir "Ar-Ge harcaması" olarak okunmalıdır.
Sahne ışıkları 'karakter'i arıyor
Türkiye ekonomisinin katma değerli üretim yolculuğunda, fikirlere milyon dolarlar biçen değerlemelerden ziyade, o fikirleri yönetecek nitelikli insan sermayesine odaklanmalıyız.
Yatırımcılar, mentorlar ve politika yapıcılar için mesaj nettir: Projeksiyonlara değil, potansiyele yatırım yapın. Ve girişimciler için nihai gerçek şudur: Spot ışıkları sahneyi aydınlattığında, seyirci elinizdeki kâğıtta yazanları değil, mikrofona uzanan sizi izleyecektir.
Fikirler konjonktüreldir, ancak siz kalıcısınız. En büyük projeniz, bizzat kendinizsiniz.