Burası duvara çarpacağınız son kale, Anadolu!
Son dönemde bölgemizdeki ateş çemberini genişletmek isteyen şer odaklarının, mülkiyetimize ve egemenliğimize yönelik haddini aşan beyanatları, bu toprakların genetik kodlarını ve tarihsel derinliğini kavrayamamış sığ bir zihniyetin ürünüdür.
Özellikle dış mihraklı kirli bir koronun, "İran’dan sonra sıra Türkiye’de, hedef Türkiye’nin Cumhurbaşkanıdır" tarzındaki nakaratı diline dolaması, Anadolu’nun sarsılmaz gerçekliğine karşı girişilmiş beyhude bir algı operasyonudur. Unutulmamalıdır ki, bu coğrafya üzerinde kurulan tüm karanlık hayaller, her zaman Türk milletinin çelikten iradesine çarparak dağılmaya mahkûmdur.
Bizi sıradaki diye nitelendirmeye kalkanlar, en büyük yanılgıya düştükleri noktayı iyi anlasınlar ki biz, Türküyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla ve Zaza’sıyla bu toprakları vatan kılmış bir kilimin ilmikleriyiz. Bizim etnik kökenlerimiz demokratik zenginliğimiz, ama dışarıdan bir tehdit geldiğinde omuz omuza verdiğimiz sarsılmaz siperimizdir. İçeride her türlü fikir ayrılığı olabilir lakin konu istiklalimiz ve istikbalimiz olduğunda, bu coğrafyanın her ferdi tüm farklılıklarını vestiyerde bırakır ve düşmanın karşısında tek bir çelik yumruğa dönüşür. Topraklarını parayla satın alıp lobiyle harita uyduranların sığ kurnazlığı, vatanını kanla kazanan ve bin yıldır bu topraklarda hüküm süren bir milletin iradesi ve gücü karşısında hükümsüzdür.
Devletin makamı, milletin şerefidir!
Şu da iyi bilinmelidir ki; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamı, yalnızca idari bir temsil makamı değildir. Bu makam, Türk milletinin bizzat kendi iradesinin, hürriyetinin ve egemenlik haklarının dünyadaki tecelligahı, bağımsızlığımızın sarsılmaz mührüdür. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, bu makama dışarıdan yöneltilen her türlü tehdit, doğrudan her bir vatan evladının onuruna ve seçme iradesine yapılmış sayılır. Biz içeride fikirlerimizle ne kadar farklı yollarda yürürsek yürüyelim, dışarıdan bir el bu birliğe uzandığında, o elin karşısında tek bir yumruğa dönüşmeyi bilen kadim bir devlet geleneğinin mirasçılarıyız.
Vatan bizim için bir meta değil, mukaddes emanettir!
Bizim lügatımızda vatanımızdaki bir çöp bile feda edilecek bir ticaret malzemesi değildir. Bu toprakların her bir karışı, bedeli yüzyıllar boyu şehadetle ödenmiş bir emanettir. Siyonizmin veya herhangi bir emperyal odağın ajandasındaki işgal kelimesi, bu topraklarda sadece bir hayal olarak kalacaktır. Biz, tarihten ders alan bir topluluk değil, bizzat tarihi yazan ve coğrafyaların kaderini tayin eden bir milletiz. Köklerimizin derinliği, sömürgeci zihniyetlerin geçici heveslerini yutup yok edecek kudrettedir!
Mesajımız gayet net! haddinizi bilin!
Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini ve beraberliğini test etmeye cüret edenler, karşılarında vatan dendiğinde ölümü öldüren bir irade bulacaklardır. Bağımsızlığımızın tapusu olan bu toprakların her karışı namusumuzdur ve bu namus üzerinde hiçbir dış odağın tasarruf hakkı yoktur.
