SON DAKİKA

Barış Suyu Projesi

Ertuğrul Türkoğlu Cuma 10 Nisan 2026 02:00

Barış Suyu, rahmetli Özal'ın ortaya attığı, geliştirdiği, fizibilite çalışmalarını tamamlattığı hem Türkiye hem de Körfez ülkeleri için çok karlı bir projedir. Bu projeyle Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suları, nakil hatlarıyla taşındığı Körfez ülkelerinde içme suyu olarak kullanılacaktı.

Ceyhan ve Seyhan Akdeniz’e dökülüyor. Barış Suyu projesiyle denize dökülen suların bir kısmı Körfez’e sevk edilerek gelir elde edilecekti. Akdeniz’e dökülen sular sevk edileceğinden çiftçilerimiz projeden olumsuz etkilenmeyecekti. İhtiyaç fazlası sular, denize döküleceğine ekonomiye kazandırılacaktı. 

Projeye göre, Ceyhan ve Seyhan’ın suları, Suriye’de iki farklı istikamete yönelecek olan dev nakil hattıyla Körfez ülkelerine ulaştırılacaktı. Doğu Hattı Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE ve Umman’a, Batı Hattı Suriye ve Ürdün üzerinden Mekke ve Medine’ye ulaşacaktı.

Irak’ın Kuveyt’e saldırması diplomatik görüşmelerin başladığı, ön mutabakatların sağlandığı projeyi gündemden düşürdü. Ankara’nın zaman zaman gündeme getirdiği proje, 1 Mart tezkeresinden sonra ABD’nin Türkiye’yi cezalandırmak için aleyhine tavır alması üzerine uygulanma kabiliyetini yitirdi. Körfez ülkeleri çok daha pahalı olan deniz suyundan içme suyu üretme yöntemine yöneldiler. 

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş gösterdi ki deniz suyunu arıtmak sadece pahalı değil aynı zamanda çok riskli. İran, Körfez ülkelerinin içme suyu tesislerini vursa, ne olacak? 50 derece sıcaklıkta yaşadıklarından, günde 4-5 litre su tüketmek zorunda olan milyonlarca insana nasıl su temin edilecek? Savaş nedeniyle uçak kargo yöntemiyle su getirmekte mümkün değil.

İran’ın su tesislerini vurması Körfezdeki on milyonların kıyameti olur. Körfez ülkelerinin savaştan çıkaracakları ilk ders, petrol ve gaz sektörlerinde Hürmüz Boğazına mahkum olmaktan kurtulmak olacaksa, ikinci ders içme suyunda sadece arıtma tesislerine dayanmanın çok riskli olduğu olacak. Bu münasebetle savaş bittikten sonra Barış Suyu projesi yeniden gündeme getirilmelidir. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz.

Bu savaş tarihe ‘’dünyayı değiştiren savaş’’ olarak geçecek. İran savaştan galip bile çıksa büyük yıkıma uğrayacak. Belki 20-25 yıl öncesine dönecek. İsrail ‘’Yahudilerin güvenli yuvası’’ olmaktan çıkacak. İsrailliler uzun ve tesirli balistik füzeleri olan İran’la yaşamayı kabullenecekler. ABD’nin ağırlığı azalacak. Süper güç pozisyonu zayıflayacak. Tek kutupluluktan çok kutupluluğa gidiş hızlanacak. 

Savaşın kısa vadede aleyhimize olduğu kesin. Hatta savaşa katılmamamıza ve saldırıya uğramamamıza rağmen en çok zarar gören ve görecek olan ülkelerin başındayız. Fakat fırsatları iyi değerlendirirsek orta ve uzun vadede büyük kazanımlar elde edebiliriz. Yeniden büyük devlet olabiliriz. Çok kutuplu düzende, kutuplardan biri, Türk dünyası olabilir ki bu durumda Türkiye’de kutup başı olur.

Büyük devlet olmamız için siyasi, askeri ve ekonomik olarak güçlü olmalıyız. Türkiye siyasi ve askeri olarak güçlü ve giderek güçleniyor. Askeriyede eksiklerimizin farkındayız ve pozisyonumuzu sürekli iyileştiriyoruz. 

Üç yıldır ekonomik durumumuzu iyileştirmeye ve krizden çıkmaya çalışıyoruz. Bu savaş ekonomimizi daha da bozacak. Savaş uzadıkça hasar artacak. Yani büyük devlet olmamızın önündeki en büyük engel ekonomimiz. Bunu aşmamız savaştan sonra iddialı projeleri hayata geçirmemize bağlı. Barış suyu projesi bunlardan biri ve en kolay gerçekleştirilecek olanı. Denize akan su taşınacak. Yani hammadde maliyeti sıfır. Gaz ve petrol gibi nitelikli ve riskli maddeler taşınmayacağından nakil hattının inşa ve bakım maliyetleri çok düşük. 

Körfez ülkelerinden su karşılığında petrol alarak yani suyu petrole endeksleyerek projeyi, Araplar için daha cazip yapabiliriz. (Mesela beş ton su karşılığında bir ton petrol alabiliriz) Zaten petrol ve gaz ithal ediyoruz. Bu yöntemi uygularsak Araplar suyu daha ucuza mal ederler. İki tarafında dolara olan bağımlılığı azalır. Dolayısıyla cari açığımız azalır.

Hayata geçirmemiz gereken diğer iddialı projeler; Katar gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşımak, BAE, Suudi ve Kuveyt petrollerini Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırmak, çok düşük kapasiteyle çalışan Kerkük-Ceyhan petrol nakil hattını önce tam kapasiteye çıkarmak sonra kapasite artışına gitmek, Kalkınma yolunu ve Zengezur koridorunu tamamlayarak birbirlerine bağlamak ve böylece Türkistan-Kafkasya-Körfez ve Avrupa’yı Türkiye üzerinden ve Türkiye’nin öncülüğünde bütünleştirerek ortak bir ekonomik havzaya dönüştürmek, Hazar petrol ve gazını inşa edilecek nakil hatlarıyla hem Avrupa’ya hem Ceyhan’a akıtmak, rafineriler, LNG  tesisleri ve dev depolar yaparak ülkemizi enerji koridorundan, enerji terminaline dönüştürmek.

Savaş bittiğinde, gerekli adımları atarsak ve doğru hamleleri yaparsak sanayi, turizm, inşaat ve yurtdışı müteahhitlik sektörlerimizde hareketlenecek. Körfez ülkeleri savunma sanayinde ABD’ye bağımlı olmaktan kurtulmaya ve tedarikçilerini çeşitlendirmeye yönelecekler ki bu Türkiye için büyük fırsatların doğması demek. Bu projeler Türkiye’yi 2,5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştırır. Bize ekonominin yanında siyasi olarak ta güçlendirir.