Dolar $
15,58
%0.01 0.00
Euro €
16,21
%-0.04 -0.01
Sterlin £
19,07
%-0.24 -0.05
Altın
920,10
%-0.22 -2.03
SON DAKİKA

Baharın sizi uyandırmasına izin verin

Serhat Durmuş 11 May 2022

Kış çetin geçmişti, baharın gelişi ise hepimizi umutlandırmıştı. Pandemi, pek çoğumuzun maalesef hayata ve insanlara bakışını değiştirdi. Felsefede her şeye şüphe ile yaklaşmak gibi her birimiz etrafımızdaki insanları olağan şüpheliler gibi gördük. Bir araya gelmedik, kalabalıklardan kaçtık, maske ile gizledik kendimizi ve düşüncelerimizi. Hiç olmadığı kadar evde vakit geçirdik, sıkıldık, eskiden film izlerdik ancak artık sezonluk dizileri izlemeye başladık, tek oturumda.

Üretim ve tüketim anlayışımız değişti. Uzaktan, evden, televizyondan öğrenmeye çalıştık. Pek çok insanın burun kıvırdığı açık öğretim adeta can simidimiz oldu. Hatta uzaktan doktora tez savunmaları verildi ve literatüre geçti. Televizyon programlarına herkes evdeki çalışma odasından katıldı. Evden çalışma ile bilgisayar başında kulaklıkla mesailer yapıldı.

Sıkıldık, ciddi değer verdiğimiz insanlarımızı kaybettik, üzüldük.

Dünya’da 6.185.242 kişi hayatını kaybederken ABD’de 978.545 kişi, Rusya’da 372.512 kişi 

Türkiye’de ise 98.462 kişi hayatını kaybetti maalesef. Gerçek rakamların, açıklanan rakamların en az 3 katı olduğu söyleniyor.

BM verilerine göre her 24 saniyede 1 kişi trafik kazalarında hayatını kaybediyor. Yılda 1.350.000 kişi maalesef trafik kazalarında can veriyor. Ölüm oranları en yüksek olan bölge Afrika olurken en düşük ölüm oranının Avrupa’da olduğunu görüyoruz.

Küresel kanser yükünün arttığı tahmin edilmekle birlikte, 2020'de 19,3 milyon yeni vaka ve 10 milyon ölüm bildirildi maalesef kanserden dolayı.

Dünyada her 5 kişiden biri yaşamları boyunca kansere yakalanırken, 8 erkekten 1'i ve 11 kadından 1'i kanser nedeniyle yaşamını kaybediyor.

2020 yılında Türkiye nüfusu 84.339.067 iken, yıllık yeni kanser vaka sayısı 233.834 ve kansere bağlı yaşam kaybı sayısı 126.335 olarak bildirilmişti. 

Şimdi diyeceksiniz ki baharla başladın, pandemi’nin psikolojik etkileriyle devam ettin. Trafik kazaları ve kanserden ölüm oranlarını açıkladın. İçimizi iyice kararttın ne yapmaya çalışıyorsun bari ekonomik krizin umutsuzluğuyla devam ette içimizin kararması tamamlansın.

Hayır, elbette ki amacım bu değildi. Aslında anlatmaya çalıştığım insanın nihayetinde ölümlü bir varlık olduğudur.

Zamanını tamamlayan için pandemi, trafik kazası ya da kanser sadece bir bahanedir.

Ya da doğal afetler, deprem ve diğerleri.

Önemli olan, bu gök kubbede hoş bir seda bırakabilmektir, aslında…

Ne iş yapıyorsak her ne için mesai harcıyorsak hakkını verebilmektir. Bizi mutlu eden her neyse ortaya çıkacak sonuç mutlaka iyi olacaktır. Atatürk aslında bu durumu farklı bir açıdan anlayabilmemiz için şöyle özetlemiştir:

“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır…”

Katılmamak mümkün değildir bu söze…

Millet olarak çok zor, sıkıcı, üzücü, keyifsiz günlerden geçtiğimiz doğrudur. Hayat pahalılığı asgari ücret sarmalına sıkışmış mutsuz insanların sayısı rahatsız edici boyuttadır, kabul ediyorum ancak yukarıda sıraladığım ölüm ihtimallerinden biri sizi yakalayıp bu dünyadan götürmeden önce bir diriliş planı yapın.

Bu dünyada en iyi bildiğiniz ve sizi en çok mutlu edecek tüm ihtimalleri yazarak başlayın mesela…

Deniz kenarında güneşli bir sabah yürüyüş yaparken dalgaların sesinin sizi uyandırmasına izin verin mesela…

Eminönü’nden hiç sebepsizce, Adalar vapuruna binerek güverteden martılara simit atın mesela…

Mahalledeki çocuklar top oynarken durup onları izleyin mesela…

Artık üşütmeyen bahar yağmurlarından birinde herkes ıslanmamak için kaçarken siz kaçmayın ve yürüyün o yağmurda damlaların yüzünüze çarpmasına izin verin mesela…

Ayağınıza dolanan ve kendini sevdirmek isteyen bir kediyi eğilerek sevmeyi deneyin mesela…

Ölüm sizi yakalamadan ve hala hastalanmamışken ya da en sevdiklerinizden birini ellerinizle toprağa vermemişken henüz, baharın sizi uyandırmasına izin verin, mesela…