Advertisement
SON DAKİKA

ABD'nin yollar ve koridorlar stratejisi

Beyaz Saray, öngördüğü siyasal liberalleşme gerçekleşmeyince ve hızlı büyümeye devam ettiğinde Çin ekonomisinin ABD ekonomisini geçeceği anlaşılınca, Çin ile ilgili yeni bir strateji belirledi. Yeni strateji Çin'in büyüme oranını düşürmek, Avrasya blokunu zayıflatmak ve Pekin'in başlattığı projeleri baltalamak üzerine kurulu. Çin'in büyüme oranı düşer ve ABD'nin büyüme oranı yükselirse Çin, ABD'yi geçemez.

Trump’ın ilk dönemine kadar olan süreçte Çin’e karşı alınan önlemler etkisiz kaldı. Beyaz Saray sonuç alıcı hamleler yapamadı. Trump başkan olduktan sonra Çin menşeli mallara uygulanan gümrük vergilerini yükseltti. Böylece %9’larda seyreden Çin’in büyüme oranı %6-6,5 bandına oturdu. ABD zaman zaman bazı Çin mallarına ithalat yasağı ve kota getirse de bu uygulamalar Amerikan ekonomisine de zarar verdiğinden uzun ömürlü olamadı. Aslında Trump, AB’nin de gümrük vergilerini yükseltmesini ve böylece Çin’in büyüme oranının %4’lere düşürülmesini hedefliyordu ama sanayisi Çin’e bağımlı hale gelen Avrupa’yı ikna edemedi. 

ABD, Çin’in başta Latin Amerika ve Afrika olmak üzere diğer coğrafyalardaki ağırlığını azaltmaya çalışsa da Orta Doğu dışında kayda değer neticeler elde edemedi. Mesela Sudan’da, Pekin’in Afrika’daki en sadık müttefiki olan Beşir devrildi ama iktidarın yeni sahipleri de Çin ile iyi ilişkiler kurdular. 

ABD’nin Venezüella’ya düzenlediği operasyonun, Afrika’da Türkiye’yi desteklemesinin ve Arap ülkeleriyle Türkiye-Katar arasındaki ihtilafların çözülmesini teşvik etmesinin de başlıca nedenlerinden biri, Çin’i sınırlamak. Zira ilişkilerin bozuk olduğu dönemde Arap ülkelerindeki inşaat projelerinin tamamını Çinli şirketler yapıyor ve bölgeye yerleşiyorlardı.

ABD’nin bir diğer stratejik hedefi Bir Kuşak Bir Yol Projesini engellemek, eğer bu mümkün olmazsa maliyetli hale getirmekti. Bu hedefe ulaşmak zordu zira bu yolun geçtiği ülkeleri, ticari olarak hareketlendireceği varsayılıyordu. 2026 yılının ocak ayı itibariyle proje, ABD’nin törpülemeleriyle kısmen gerçekleştirilmiş durumda. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle kuzey koridoru faal değil. Çin’in Akdeniz’de büyük limanlara sahip olması engellendi. Çin’in İsrail ve Yunanistan’da kazandığı liman ihaleleri iptal ettirildi. Beyrut limanı Çin’e geçtikten bir ay sonra havaya uçuruldu. 

Bu konuda en son gelişme, Çin’e ait limanların Trump’ın baskısıyla Panama hükümeti tarafından kamulaştırılması oldu. Pekin yirmi yıl boyunca Nikaragua toprakları üzerinde kendisine ait ve Panama’nın alternatifi olacak bir kanal inşa etmeye çalıştıktan sonra, ABD’nin engellemeleri nedeniyle bu hedefe ulaşamayacağını idrak edince, Panama Kanalını ele geçirmeye yönelmiş ve bunu kısmen başarmıştı. Trump’ın tekrar başkan seçilmesi her şeyi değiştirdi. Amerika limanların kamulaştırılmasıyla yetinmeyecek, kanalın mülkiyetini ele geçirene kadar durmayacaktır. Yirmi yıllık bir vadede Panama ABD eyaleti bile olabilir.

Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesi kapsamında elde ettiği en büyük ve önemli liman, Pakistan’ın Gwadar limanı. Oysa Çin’in hedefi Akdeniz’de de limanlara sahip olmaktı. Pakistan’ın ABD ve İngiltere’e yakın olmasından rahatsız olan Pekin, ablukaya alınmaya müsait olan Gwadar limanın, ayrılıkçıların sürekli kanlı eylemler yaptığı Belucistan’da yer alması nedeniyle, kendini güvende hissetmiyor. 

ABD, Orta Asya’dan Çin’e nakil hatları yapılmasını engelleyemedi. Ama İran’dan engelledi. İran’dan Çin’e gidecek nakil hatları ayrılıkçıların çok güçlü olduğu ve sürekli silahlı eylemler yaptığı Belucistan’dan veya Afganistan’dan geçmek zorunda. Afganistan artık ABD’nin kontrolünde değil ama Çin tarafından desteklenmesine rağmen Taliban ile İran rejiminin anlaşması çok zor. Anlaşsalar bile nakil hatlarının güvenli olması olanaksız.

Rusya-Ukrayna savaşı, ABD’nin Çin’e nakil hatları inşa edilmesini engelleme politikasını iflas ettirdi. Zira Rusya, Avrupa’ya satamadığı gazı, inşa ettiği nakil hatlarıyla Çin’e sevk ediyor. Bu açıdan bakıldığında ABD savaşın çıkmasını destekleyerek, takip ettiği stratejiye zarar verdi. Çünkü Rusya, doğalgazını Çin’e Avrupa’nın satın aldığı fiyatın üçte birine veriyor. Yani maliyetler Çin’de düştü, Avrupa’ da fırladı.

Çin ve Rusya’nın birlikte yürüttükleri ve önem verdikleri Kuzey Buz Denizini seyrüsefere uygun hale getirme projesi, Trump başkan olana kadar tam gaz ilerledi. Trump’ın başkan olunca Grönland’ı istemesinin amaçlarından biri, Kuzey Buz Denizinin Atlas Okyanusuna ulaştığı Grönland Denizini kontrol edebilmek. Bu olduğunda, ABD başka çaresi kalmazsa aynı anda Grönland Denizini ve Malakka Boğazını ablukaya alarak Çin’i denizlerde hareket edemez hale getirebilir. Çin ve Rusya’nın Kuzey Buz denizinden dünyaya ulaşmaları Beyaz Saray’ın iznine bağlı olur. Bu ülkeleri Danimarka engelleyemez ama ABD engelleyebilir.

ABD’nin Grönland’a önem vermesinin bir nedeni de nadir toprak elementleri açısından zengin olması. Elementler, bol ve dolayısıyla ucuz olduğu Çin’e yüksek teknoloji ve maliyet alanlarında avantaj sağlıyor.