SON DAKİKA
AVRUPA BİRLİĞİ Salı 02 Haziran 2026 02:44

TÜRKİYE'DEN AB'YE SCHENGEN UYARISI

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki vize ve ticaret ilişkilerinde uzun süredir devam eden sorunlar yeni bir hukuki sürecin konusu oldu. Avrupa Komisyonu ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen hakkında yapılan başvurular, AB'nin Türkiye politikalarının hukuki zeminde sorgulanmasına yol açabilecek yeni bir dönemin kapısını araladı

Türkiye'den AB'ye Schengen uyarısı

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yıllardır çözüme kavuşmayan Schengen vizesi ve Gümrük Birliği sorunları, bu kez uluslararası hukuk zeminine taşındı. Hukukçu Dr. Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu tarafından Avrupa Komisyonu ve AB'nin usulsüzlükleri araştıran kurumu OLAF nezdinde yapılan girişimler, iki taraf arasındaki ilişkilerde yeni bir tartışma başlattı.

22 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen başvurular kapsamında Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e resmi ihtar gönderilirken, aynı zamanda OLAF'a da kapsamlı bir dosya sunuldu. Başvurularda Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediği ve çeşitli alanlarda hukuki sorumluluk taşıdığı ileri sürüldü.

Türkiye için eşitsiz bir yapı oluştu

Dosyada yer alan değerlendirmelerde, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde önemli yükümlülükler üstlenmesine rağmen karar alma süreçlerinde yer almamasının ciddi bir yapısal sorun oluşturduğu savunuldu. Başvuruda, Türkiye'nin AB ticaret sistemine uyum sağlamak zorunda kaldığı ancak bu sistemin şekillendirilmesinde söz sahibi olamadığı görüşüne yer verildi.

Ayrıca Türk şirketlerinin karşı karşıya kaldığı ticari kayıpların ve rekabet dezavantajlarının yıllar içinde arttığı, buna karşın Avrupa Komisyonu'nun gerekli düzenlemeleri hayata geçirmek konusunda yeterli iradeyi göstermediği öne sürüldü.

Schengen vizesi de hukuki incelemede

Başvurunun önemli başlıklarından birini de Türk vatandaşlarının yaşadığı Schengen vizesi sorunları oluşturdu. Dosyada, uzun bekleme süreleri, yüksek ret oranları ve artan bürokratik süreçlerin Türkiye ile AB arasında geçmişte imzalanan anlaşmaların ruhuna aykırı olduğu iddia edildi.

Başvuru sahipleri, yıllardır gündemde olan vize serbestisi sürecinde somut ilerleme sağlanamamasının Avrupa Komisyonu'nun sorumluluğunu gündeme getirdiğini savunuyor. Bu nedenle dosyanın yalnızca ticari ilişkileri değil, milyonlarca vatandaşın seyahat özgürlüğünü ilgilendiren bir boyut taşıdığı belirtiliyor.

Tazminat taleplerinin önü açılabilir

Hukuki sürecin en dikkat çekici yönlerinden biri ise olası tazminat davaları. Edinilen bilgilere göre çeşitli sanayi ve ticaret odalarıyla görüşmeler sürdürülürken, Türk şirketlerinin uğradıkları ekonomik kayıplar nedeniyle Avrupa Birliği kurumlarına karşı dava açabilmesinin hukuki zemini değerlendiriliyor.

Uzmanlar, sürecin Avrupa Birliği Adalet Divanı'na taşınması halinde hem ihracatçılar hem de vize engelleri nedeniyle mağduriyet yaşadığını savunan bireyler açısından yeni hukuki yolların gündeme gelebileceğini belirtiyor.

Gözler Brüksel'in vereceği yanıtta

Başvuruların ardından gözler Avrupa Komisyonu ve OLAF'tan gelecek değerlendirmelere çevrildi. Sürecin kabul edilmesi halinde, Türkiye-AB ilişkilerinde uzun süredir tartışılan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularının yalnızca siyasi değil, hukuki bir zeminde de ele alınması bekleniyor.

Uzmanlara göre bu girişim, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Özellikle ticaret, yatırım ve serbest dolaşım alanlarında yaşanan sorunların yargı süreçlerine taşınması, taraflar arasındaki müzakerelerin seyrini de etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.