SON DAKİKA
web
Sanayi Cuma 15 Mayıs 2026 02:14

"SANAYİCİ KARANLIK ODA'DA BOĞULUYOR"

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, uygulanan sıkı para politikasının sanayici üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek ekonomi yönetimine acil çağrıda bulundu. Bürokrasinin kredi kurallarını "Karanlık bir odaya, boşluğa verilen teminat" sözleriyle gündeme taşıyan Bahçıvan, dezenflasyonun üretim ayağı güçlendirilmeden başarıya ulaşamayacağını vurguladı: "Türkiye'nin üretim altyapısında kalıcı hasar yaratılma lüksü yoktur."

Hakan ÖZBAY

Küresel ekonominin bıçak sırtında ilerlediği, İran-İsrail geriliminin stagflasyonist etkilerinin hissedilmeye başlandığı bir konjonktürde, Türk sanayicisi yüksek enflasyon ve sıkı para politikasının yarattığı cenderede hayatta kalma mücadelesi veriyor. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) mayıs ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, makroekonomik istikrar arayışının mikro düzeydeki üreticiyi uçuruma sürüklememesi gerektiği konusunda çarpıcı uyarılarda bulundu.

Şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacının zirveye çıktığı ancak finansmana erişimin bürokratik engellerle adeta “imkansızlaştırıldığı” bu dönemin röntgenini çeken Bahçıvan, ekonomi yönetimine mevcut programın sahadaki gerçeklerle güncellenmesi çağrısını yaptı.

FAİZİNİ PEŞİN ÖDEDİĞİN KREDİYE TEMİNAT MEKTUBU

İhracatın finansmanında can damarı olan reeskont kredilerinde yaşanan süreç, Bahçıvan’ın konuşmasında kurumsal bürokrasinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Kredi kullanan firmaların karşılaştığı tabloyu tüm şeffaflığıyla ortaya koyan Bahçıvan, durumu şu sözlerle özetledi:

“Bu kredilerde akıllara sığmayan bir teminat mektubu sistemsizliği çalışıyor. Firmalar zaten faizini peşin ödedikleri, total riskin yüzde yüzü kadar karşılığına bir teminat mektubu vermek zorunda kalıyorlar. Adeta karanlık bir odaya, boşluğa verilen bir teminat!”

Sıfır riske rağmen bankaların teminat mektubu komisyonlarını akıl almaz derecede artırdığına ve firmaların halihazırda daralmış kredi limitlerinin yok yere işgal edildiğine dikkat çeken bu tablo, masa başında alınan kararların reel sektörün günlük yaşamında nasıl bir kurumsal beyaz yaka komedisine dönüştüğünü kanıtlar nitelikte. Ayrıca faiz giderlerinin peşin ödenmesine rağmen 12 aya yayılarak muhasebeleştirilmesi zorunluluğu, sanayicinin üzerine ekstra bir vergi ve belgesel yük bindiriyor.

PMI VERİLERİ ALARM VERİYOR

Dış ve iç talebin eş anlı zayıfladığı bir ortamda maliyetlerin hızla artmasının üretim kapasitesine verdiği zarar rakamlara da yansımış durumda. İSO Türkiye İmalat PMI verilerinin Mart ayında 1.4, Nisan ayında ise 2.2 puan azalarak Eylül 2024’ten bu yana en düşük seviyelerini gördüğünü belirten Bahçıvan, ihracatçı sektörlerde stres birikiminin hızlandığına işaret etti. Dahilde İşleme Rejimi gibi sanayiciyi küresel arenada rekabetçi kılan can simidi uygulamaların da farklı bakanlıkların uyumsuz kararlarıyla sık sık tıkanması, ihracatçının nefesini kesiyor.

DÖNÜŞÜM FATURASI SADECE SANAYİCİYE KESİLEMEZ

Meclis konuşmasının bir diğer stratejik başlığı ise yeşil ve dijital dönüşümün maliyetiydi. Yapay zeka ve büyük veri analitiğinin üretim hatlarına entegrasyonundan, karbon nötr hedeflerine kadar uzanan süreçte devasa bir bütçe gerekiyor. “Sanayicimiz bu dönüşümlerin ağır maliyetini tek başına karşılayamaz” diyen Bahçıvan, Dünya Bankası ve Avrupa Kalkınma Bankası gibi uluslararası kurumların yeşil fonlarının erişilebilir kılınması gerektiğini belirtti. Nitelikli insan kaynağı açığına da değinen Bahçıvan, en modern makinelerin bile yetkin iş gücü olmadan “eksik kalmaya mahkum” olduğunu vurgulayarak, mesleki yeterlilik belge maliyetlerinin Çalışma Bakanlığı tarafından desteklenmesini talep etti.

FİYAT İSTİKRARI MI ÜRETİM KAPASİTESİ Mİ?

Enflasyonla mücadeleyi bir kenara bırakma lüksü olmadığını kabul eden sanayi cephesi, diğer taraftan “hastayı iyileştirirken öldürme” riskine dikkat çekiyor. Ekonomi yönetiminin acil müdahalelerde (faiz artışları, kur koruma) başarılı olduğunu belirten Bahçıvan, artık sürecin “kalıcı hasar” bırakmadan yönetilmesi gerektiğini şu kritik ifadelerle vurguladı:

“Fiyat istikrarı ile üretim korumasını birbiriyle çelişen hedefler olarak asla kurgulamamalıyız. İç ve dış talebin eş anlı zayıfladığı, maliyet baskılarında muazzam artışların yaşandığı bir ortamda, aşırı zorlayıcı finansman koşulları üretim kapasitemizde kalıcı hasar riskini beraberinde getirmektedir.”

OVP (Orta Vadeli Program) hedeflerinin küresel sarsıntılar (özellikle İran-İsrail gerilimi sonrası petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın cari açıkta yarattığı 3-4 milyar dolarlık yük) nedeniyle sapma riski taşıdığını belirten İSO Başkanı, çözümün teknoloji, verimlilik ve akılcı finansman kanallarının derhal açılmasından geçtiğini söyledi.