SON DAKİKA
GÜNDEM Çarşamba 12 Ağustos 2026 02:02

GÜVENLİKTE YENİ DÖNEM EKONOMİDE MİLYARLIK FIRSAT

Çerçeve yasa tartışmaları yalnızca siyasetin değil ekonominin de gündeminde. Uzmanlara göre kalıcı güven ortamı sağlanabilirse Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yatırım, üretim, turizm ve sınır ticaretinde yeni bir büyüme dalgası başlayabilir. Ancak hukuki belirsizlik ve bütçe üzerindeki olası yeni yükler sürecin en önemli riskleri arasında gösteriliyor

Güvenlikte yeni dönem ekonomide milyarlık fırsat

Mustafa DENİZ

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen ve kabul edilen çerçeve yasa teklifi, yalnızca siyasi ve hukuki sonuçlarıyla değil, ekonomiye olası etkileriyle de dikkat çekiyor. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan düzenlemenin, güvenlik risklerinin azalması halinde yatırım ortamını iyileştirebileceği ve bölgesel kalkınmayı hızlandırabileceği değerlendiriliyor.

Ekonomistler, güvenlik sorununun yalnızca can ve mal kaybı yaratmadığını; aynı zamanda kamu harcamaları, özel sektör yatırımları, turizm gelirleri ve bölgesel ticaret üzerinde ciddi maliyetler oluşturduğunu vurguluyor.

Yatırımcı için kritik unsur güven

Ekonomide yatırım kararlarının temel belirleyicilerinden biri güven ortamı olarak öne çıkıyor. Uzun vadeli yatırım planları yapan şirketler, faaliyet gösterecekleri bölgelerde güvenlik riskinin düşük olmasını ve hukuki çerçevenin öngörülebilir olmasını bekliyor.

Uzmanlara göre terör riskinin kalıcı biçimde azalması, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ertelenen yatırımların yeniden gündeme gelmesini sağlayabilir. Tarım, hayvancılık, enerji, madencilik, lojistik ve imalat sanayisi açısından yüksek potansiyele sahip bölgelerde yatırım iştahının artabileceği ifade ediliyor.

Sınır ticaretinde yeni dönem beklentisi

Düzenlemenin kalıcı bir normalleşme sürecine katkı sağlaması halinde Irak ve Suriye başta olmak üzere komşu ülkelerle ticaretin de ivme kazanabileceği belirtiliyor.

Sınır illerinde lojistik faaliyetlerin güçlenmesi, ticaret koridorlarının gelişmesi ve bölgesel taşımacılık ağlarının genişlemesi durumunda Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan ticaret merkezi rolünün güçlenebileceği değerlendiriliyor. Bu gelişmenin toplam ihracat performansına da olumlu yansıyabileceği ifade ediliyor.

Kamu bütçesinde kaynak değişimi mümkün

Ekonomik değerlendirmelerde dikkat çekilen bir diğer başlık ise kamu bütçesi. Güvenlik harcamalarının azalması durumunda oluşabilecek mali alanın eğitim, sağlık, altyapı, teknoloji ve üretken yatırımlara yönlendirilmesi halinde büyüme üzerinde daha güçlü bir etki yaratabileceği belirtiliyor.

Ancak uzmanlar, oluşacak kaynakların tüketim ağırlıklı politikalara yönelmesi durumunda beklenen ekonomik kazanımların sınırlı kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Turizm ve yabancı sermaye etkisi

Güvenlik algısındaki iyileşmenin kültür, doğa ve gastronomi turizmi açısından yüksek potansiyele sahip bölgelerde yeni yatırım fırsatları yaratabileceği ifade ediliyor. Özellikle uluslararası ziyaretçi sayısındaki artışın bölgesel ekonomilere önemli katkı sağlayabileceği belirtiliyor.

Bununla birlikte yabancı yatırımcıların yalnızca güvenlik riskine bakmadığına dikkat çekiliyor. Hukuk güvenliği, enflasyon görünümü, faiz ve kur istikrarı, vergi politikaları ve genel öngörülebilirlik gibi unsurların da sermaye kararlarında belirleyici olduğu vurgulanıyor.

En büyük risk: Güven ve adalet algısı

Teklife yönelik farklı siyasi partilerden gelen eleştiriler, sürecin toplumsal boyutunu da gündeme taşıdı. Düzenlemenin toplumun bir kesiminde “adalet”, “eşitlik” veya “cezasızlık” algısı oluşturması halinde ekonomik güvenin zedelenebileceği belirtiliyor.

Ekonomistler, yatırım ortamının yalnızca finansal göstergelerle değil, vatandaşların adalet sistemine ve hukuki çerçeveye duyduğu güvenle de şekillendiğini ifade ediyor.

Yeni bütçe yükü uyarısı

Sürecin yeniden entegrasyon, sosyal destek, eğitim ve istihdam politikaları nedeniyle kamu bütçesi üzerinde ek yük oluşturabileceği de değerlendiriliyor.

Yüksek enflasyon ve finansman maliyetlerinin devam ettiği mevcut ekonomik konjonktürde, yeni harcamaların mali disiplinle uyumlu biçimde planlanmasının kritik önem taşıdığı belirtiliyor.

Asıl sınav uygulama süreci

Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, çerçeve yasanın Meclis’ten geçmesinden çok sonrasında uygulanacak politikaların belirleyici olacağı görüşü öne çıkıyor.

Güven ortamının kalıcı hale gelmesi durumunda; Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun üretim kapasitesinin artırılması, sınır ticaretinin geliştirilmesi, lojistik koridorların güçlendirilmesi, turizm yatırımlarının hızlandırılması, tarım ve hayvancılığın yeniden yapılandırılması, enerji ve madencilik yatırımlarının genişletilmesi, genç nüfusun yerinde istihdam edilmesi gibi adımların Türkiye’nin potansiyel büyüme kapasitesini yukarı taşıyabileceği ifade ediliyor.

Ekonomik temettü mümkün ama garanti değil

Uzmanlar, çerçeve yasanın doğru uygulanması ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla desteklenmesi halinde Türkiye ekonomisi için önemli bir fırsat yaratabileceğini belirtiyor.

Daha düşük güvenlik riski, daha yüksek yatırım hacmi, daha güçlü üretim kapasitesi, daha fazla istihdam ve daha yoğun bölgesel ticaret potansiyeli öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Ancak hukuki öngörülebilirliğin zayıflaması, toplumsal adalet algısının zarar görmesi veya bütçe disiplininin bozulması halinde beklenen ekonomik kazanımların yeni risklere dönüşebileceği uyarısı yapılıyor.

Ekonomi çevrelerine göre kalıcı barışın gerçek başarısı, güvenlikte sağlanacak sessizliğin yatırıma, üretime, istihdama ve refaha dönüştürülebilmesinde yatıyor.