SON DAKİKA
ziraat web
GÜNDEM Salı 19 Mayıs 2026 02:25

SADECE İŞGAL DEĞİL...

Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı dönemde Anadolu'da başlayan direniş hareketinin temel hedeflerinden biri de ekonomik egemenliği yeniden kurmaktı. Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan devletçilik politikalarının ve yerli üretim hamlelerinin arkasında, 1919'daki bu ağır ekonomik miras bulunuyordu

Sadece işgal değil...

Mustafa DENİZ

19 Mayıs 1919, yalnızca Türk Kurtuluş Mücadelesi’nin başlangıcı değil, aynı zamanda ekonomik açıdan çökmüş bir imparatorluğun son dönemlerinden birinin sembolüydü. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı günlerde Osmanlı Devleti; savaşlar, dış borçlar, işgaller ve üretim kayıpları nedeniyle tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyordu.

Osmanlı ekonomisi, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından adeta nefessiz kalmıştı. Tarım üretimi düşmüş, sanayi büyük ölçüde durmuş, ulaşım altyapısı çökmüş ve devlet gelirleri ciddi biçimde azalmıştı. İmparatorluk, uzun yıllardır süren savaşların ardından hem insan kaynağını hem de mali gücünü kaybetmiş durumdaydı. 

Dış borç yükü

Ekonomik çöküşün temel nedenlerinden biri dış borç yüküydü. Osmanlı Devleti’nin 1854’te başlayan dış borçlanma süreci, 19 Mayıs 1919’a gelindiğinde sürdürülemez bir seviyeye ulaşmıştı. Düyun-u Umumiye sistemi nedeniyle devletin önemli gelir kaynakları yabancı alacaklıların kontrolüne geçmişti. Tuz, tütün ve damga vergileri gibi birçok gelir kalemi Avrupalı alacaklıların tahsilat sistemine bağlanmıştı. 

1918-1919 bütçe verileri de tabloyu net biçimde ortaya koyuyordu. Devlet gelirleri giderleri karşılayamıyor, bütçe açıkları hızla büyüyordu. Savaş yıllarında artan askeri harcamalar, zaten zayıf olan mali yapıyı tamamen kırılgan hale getirmişti. 

Sanayide dışa bağımlılık

Sanayi tarafında ise Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde dışa bağımlıydı. Ülkede modern fabrika sayısı son derece sınırlıydı ve üretimin önemli kısmı küçük atölyelerden oluşuyordu. Demiryollarının önemli bölümü yabancı şirketlerin kontrolündeydi. Limanlar ve ticaret merkezleri işgal tehdidi altındaydı. Özellikle İzmir’in işgali sonrası dış ticaret büyük darbe aldı. 

Tarım ekonomisinde de durum iç açıcı değildi. Erkek nüfusun önemli bölümü savaşlarda hayatını kaybetmiş veya cephedeydi. Üretim düşerken, Anadolu’da kıtlık ve yüksek fiyatlar halkın yaşamını zorlaştırıyordu. Bazı bölgelerde ulaşım ağlarının çökmesi nedeniyle ürünler pazara taşınamıyordu. 

Mali bağımsızlık kaybedildi

19 Mayıs 1919’da Osmanlı ekonomisi yalnızca mali değil, siyasi olarak da bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetmişti. Kapitülasyonlar ve dış borç mekanizması nedeniyle ekonomik kararların önemli bölümü yabancı devletlerin etkisi altındaydı. Bu nedenle Milli Mücadele yalnızca askeri bir bağımsızlık savaşı değil, aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesi olarak da görülüyor. 

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı dönemde Anadolu’da başlayan direniş hareketinin temel hedeflerinden biri de ekonomik egemenliği yeniden kurmaktı. Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan devletçilik politikalarının ve yerli üretim hamlelerinin arkasında, 1919’daki bu ağır ekonomik miras bulunuyordu.


ABONE OL