SON DAKİKA
Eğitim Cumartesi 22 Ağustos 2026 01:50

OKUL ZİLİ ÇALIYOR SIKI DENETİM SÜRECİ BAŞLIYOR

Milli Eğitim Bakanlığı ve İŞKUR iş birliğiyle 81 ilde 30 bin güvenlik personelinin göreve başlayacağı yeni dönem, okullarda fiziki emniyeti artırırken çocukların ruh dünyasında da farklı dalgalanmalara yol açabileceği değerlendiriliyor. Okulun sıcak ve özgür ortamı ile güvenlik tedbirleri arasındaki hassas dengeyi korumak ise kapıdaki denetimlerden çok çocukla kurulan iletişimin diliyle mümkün görünüyor

Okul zili çalıyor sıkı denetim süreci başlıyor

Yaren YILDIZ

Eğitim kurumlarında fiziki emniyeti sağlama adımları her geçen gün genişlerken, okulların sadece fiziki yapılardan ibaret olmadığı gerçeği bir kez daha öne çıkıyor. Çocukların ve gençlerin sosyal dünyayı keşfettiği, kendi kimliklerini inşa ettiği ve özgürce var olduğu bu alanlarda artırılan güvenlik denetimleri, haklı bir koruma arzusu taşısa da çocuk psikolojisi açısından da hassas bir dengeyi beraberinde getiriyor. Okul kapılarında başlayan yeni dönemin ruhsal yansımalarını değerlendiren Psikolog Sultan Uncu’ya göre, Milli Eğitim Bakanlığı ile İŞKUR iş birliğiyle hayata geçirilen bu düzenleme mutlaka çocukların gelişimsel ihtiyaçları gözetilerek yürütülmek durumunda. Aksi takdirde, güvenlik sağlama gayesiyle atılan adımlar çocukların eğitim ortamına duyduğu güveni zedeleyen bir unsur haline gelebilir.

KORKU UNSURU DEĞİL GÜVEN HİSSİ

Okul kapılarında artırılan fiziki denetimler, yetişkinler dünyasında sıradan bir prosedür gibi görünse de çocukların algısında çok farklı anlamlara bürünebiliyor. Çocukların AVM veya havaalanı gibi kamusal alanlardan denetim süreçlerine bir miktar alışkın olduklarını belirten Uncu, sürecin çocuklara aktarılış biçiminin belirleyici olduğunu vurguladı. Her gün adım attıkları okul kapısında aramalardan geçmenin bazı çocuklarda kaygıyı tetikleyebileceğine dikkat çeken Uncu, uygulamanın bir tehdit veya korku algısı oluşturmayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Okul idaresi, öğretmenler ve ailelerin süreci çocuklara sakin, anlaşılır ve yaşlarına uygun bir dille anlatmasının kritik bir rol taşıdığına değinen Uncu, güvenlik personelinin güler yüzlü, sakin ve saygılı tutumunun çocuktaki endişeyi kıracağını, bu yaklaşım sergilendiğinde ise kapıdaki güvenlik varlığı bir korku ögesi olmaktan çıkıp çocuğun kendisini emniyette hissetmesini sağlayan doğal bir unsura dönüşeceğinin altını çizdi.

ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ İNCE ÇİZGİ

Uygulamanın lise çağındaki gençler üzerindeki etkilerine de değinen Uncu, ergenlik döneminde özerklik ihtiyacının ve kontrol duygusunun hayati bir önem kazandığını hatırlattı. Güvenlik aramalarının öğrencilerde bir otorite krizine dönüşmemesi için personelin yaklaşımına dikkat çeken Uncu, "Güvenlik uygulamalarının öğrencide 'suçluymuşum' ya da 'şüpheliymişim' hissi oluşturmaması için güvenlik personelinin ergenlerle iletişim konusunda bilinçli olması önemlidir. Öğrencinin kişiliğini hedef almayan, saygılı, açık ve öngörülebilir bir iletişim dili kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı.

EMNİYET SERTİFİKALI İLETİŞİM ÇOCUK ODAKLI OLMALI

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görevlendirilecek personelin halihazırda Özel Güvenlik Kimlik Kartı ve sertifikasına sahip adaylar arasından seçilecek olması fiziki yetkinliği garantilese de çocuk dünyasına erişimde tek başına yeterli görülmüyor. Sadece güvenlik sertifikasına sahip olmanın çocuklarla doğru iletişim kurmak için yeterli olamayacağını belirten Uncu, 30 bin personelin ayrıca çocuk odaklı özel bir eğitimden de geçmesinin önemli olduğuna dikkat çekti. Personelin iletişim yetersizliğinin risk yaratacağını vurgulayan Uncu, "İlkokul çağındaki bir çocukla lise çağındaki bir gencin güvenlik uygulamalarına vereceği tepkiler aynı olmayacaktır. Bu nedenle güvenlik personeline çocuk ve ergen gelişimi, iletişim, çatışma ve kriz yönetimi gibi alanlarda eğitim verilmesinin, yeni sistemin çocukların psikolojik ihtiyaçları gözetilerek uygulanmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. Bu perspektiften incelendiğinde farklı yaş gruplarının psikolojik tepkilerini okuyabilen eğitimli bir güvenlik kadrosu, okul kapılarında yaşanabilecek olası krizlerin büyümeden çözülmesini sağlayacak en kritik unsur olarak öne çıkmaktadır.

egitim

SÖYLEMDEN ZİYADE YAKLAŞIM DEĞİŞMELİ

Güvenlik personelinin "bahçe görevlisi" veya "okul görevlisi" gibi daha yumuşak ifadelerle tanımlanması gündemini de değerlendiren Uncu, sadece kelimeleri değiştirmenin yeterli olmayacağı görüşünde. İsimlendirmenin yumuşatılmasının özellikle ilkokul çağındaki çocuklar açısından geçişi kolaylaştırabileceğini söyleyen Uncu, asıl belirleyici noktaya dikkat çekerek "Tek başına kullanılan kavramın değiştirilmesinin çocukların kaygısını ortadan kaldıracağını söylemek mümkün değildir. Okullar aynı zamanda çocukların toplumsal yaşamın kurallarını öğrendiği ve hayata hazırlandığı ortamlardır. Bu nedenle asıl önemli olan, güvenlik uygulamasının yaşa uygun, doğru ve net bir şekilde anlatılması ve çocukla kurulan ilişkinin niteliğidir. Ergenlik döneminde ise isim değişikliğinden çok, uygulamanın saygılı, şeffaf, öngörülebilir ve öğrenciyi peşinen şüpheli konumuna koymayacak biçimde yürütülmesi daha belirleyici olabilir" ifadesiyle yeni dönemin çocuklar üzerindeki psikolojik yol haritasını özetledi.

DENETİM KAPIDA EĞİTMEN SINIFTA

Okullardaki güvenlik ve fiziki düzen görevlerinin profesyonel güvenlik personeline devredilmesi, eğitim-öğretim sürecinin en temel unsuru olan öğretmenler açısından son derece önemli bir rahatlamayı beraberinde getiriyor. Kural koyucu ve denetleyici rollerin profesyonel ekiplerce üstlenilmesinin öğretmenler üzerindeki idari baskıyı hafifleteceğini belirten Uncu, bu dönüşümün öğretmen-öğrenci bağına etkisine değinerek "Güvenlik ve fiziksel düzenle ilgili görevlerin profesyonel personele devredilmesi, öğretmenlerin üzerindeki yükün bir bölümünü azaltarak onların eğitici ve rehber rollerine daha fazla odaklanmalarına katkı sağlayabilir. Öğrencilerin kendilerini fiziksel ve psikolojik açıdan güvende hissettikleri bir okul ortamı, öğretmenler açısından da daha huzurlu bir çalışma ortamı oluşturabilir. Bu durumun öğretmen-öğrenci ilişkisinin olumlu yönde desteklenmesine katkısı olabilir" dedi. Öğretmenin bir "disiplin ve denetim figürü" olmaktan çıkarak tamamen "rehber ve destekleyici" konumuna yerleşmesi, okul içindeki güven iklimini pekiştirirken, sınıftaki öğrenme motivasyonuna da doğrudan olumlu yansıyor.