MAHFİ EĞİLMEZ'DEN DİKKAT ÇEKEN KAVRAM: "PİYASA ALDIRMAZLIĞI"
Ekonomist ve yazar Mahfi Eğilmez, ilk kez 2017 yılında ortaya attığı "Piyasa Aldırmazlığı Teorisi"ni yeniden gündeme taşıdı. Eğilmez'e göre ekonomik çıkarların ön plana çıktığı toplumlarda bireyler ve kurumlar, siyasal ve hukuki sorunlara karşı zamanla daha duyarsız hale geliyor

Ekonomist Mahfi Eğilmez, "Piyasa Aldırmazlığı Teorisi" adını verdiği yaklaşımıyla ekonomik davranışlar ile toplumsal ve siyasal tepkiler arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Eğilmez, teorinin temelinde bireylerin ve kurumların ekonomik güvenliklerini koruma isteğinin bulunduğunu, bu nedenle siyasal, hukuki veya toplumsal sorunlara karşı zamanla daha az tepki gösterdiklerini savundu.
İlk kez 2017 yılında kavramsallaştırdığını belirttiği teoriyi ayrıntılı şekilde ele alan Eğilmez, modern ekonomilerde finansal çıkarların birçok durumda toplumsal değerlerin önüne geçebildiğini ifade etti. Buna göre bireyler, yüksek enflasyon, kur şokları veya ekonomik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde sahip oldukları varlıkları ve gelirlerini koruma kaygısıyla eleştirilerini sınırlayabiliyor ya da tamamen sessiz kalabiliyor.
Eğilmez, bu durumun bireylerin irrasyonel davrandığı anlamına gelmediğini vurgulayarak, belirsizlik ortamlarında kısa vadeli ekonomik güvenliği öncelemenin rasyonel bir tercih olarak görülebileceğini belirtti. Ancak milyonlarca kişinin aynı yönde hareket etmesinin uzun vadede toplumsal ve kurumsal açıdan olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Beş temel unsur var
Teoriye göre piyasa aldırmazlığının temelinde beş önemli unsur bulunuyor. Bunlar; finansal varlıklara bağımlılık, ekonomik ve siyasal krizlerin normalleşmesi, kısa vadeli kazançlara odaklanılması, kişisel kayıp korkusu ve toplumun zamanla düşük beklentilere uyum sağlaması olarak sıralanıyor.
Eğilmez, ekonomik kırılganlıkların yüksek olduğu toplumlarda finansal piyasaların performansı ile toplumsal tepkiler arasında ters yönlü bir ilişki oluşabileceğini öne sürüyor. Buna göre borsa, döviz veya gayrimenkul piyasalarında olumlu gelişmeler yaşandığında, hukuki ve kurumsal sorunlara yönelik eleştiriler geri plana itilebiliyor. Buna karşılık ekonomik kayıpların arttığı dönemlerde aynı sorunlara yönelik toplumsal tepkiler daha güçlü şekilde ortaya çıkabiliyor.
Teorinin bir diğer önemli tespiti ise kronik belirsizlik ortamlarında yaşanan "uyum davranışı". Eğilmez'e göre sürekli krizler ve dalgalanmalarla karşılaşan toplumlar, geçmişte olağanüstü kabul edilen gelişmeleri zamanla normal karşılamaya başlıyor. Böylece kurumsal bozulmalar ve yönetim sorunları gündelik hayatın sıradan bir parçası haline gelebiliyor.
Uzun vadede riskler var
Eğilmez, piyasa aldırmazlığının kısa vadede finansal sistemin çalışmaya devam etmesine katkı sağlayabileceğini kabul etmekle birlikte, uzun vadede önemli riskler barındırdığı görüşünde. Hukukun üstünlüğünün zayıflaması, demokratik standartların gerilemesi, kurumlara duyulan güvenin azalması ve gelir dağılımındaki bozulmaların bu riskler arasında yer aldığını belirten Eğilmez, sürdürülebilir ekonomik büyümenin güçlü kurumlar ve öngörülebilir hukuk sistemi olmadan mümkün olamayacağını ifade etti.
Ekonomiste göre piyasa aldırmazlığı yalnızca ekonomik bir davranış modeli değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal bir dönüşümün göstergesi. Toplumların zamanla kurumsal sorunları çözülmesi gereken problemler olarak görmek yerine, ekonomik istikrar uğruna katlanılması gereken kalıcı gerçekler olarak kabul etmeye başlaması ise teorinin en önemli uyarılarından biri olarak öne çıkıyor.