KURDA 17,5 TL'LİK GİZLİ FARK
Mahfi Eğilmez'in Big Mac Endeksi üzerinden yaptığı satın alma gücü hesabı, doların teorik olarak 65 TL'ye işaret ettiğini ortaya koydu. Mevcut kur ile hesaplanan değer arasındaki 17,5 TL'lik fark, Türkiye'nin gerçek satın alma gücü ve kur politikasına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, döviz kurunun yalnızca piyasadaki arz ve talep dengesiyle açıklanamayacağını belirterek, Türk Lirası’nın mevcut dolar kurunun ekonomik gerçekliği ne ölçüde yansıttığını sorguladı. Eğilmez’in değerlendirmesinde, Temmuz 2026 sonunda dolar/TL kurunun 47,50 seviyesinde bulunmasına karşın, satın alma gücü paritesine dayalı hesaplamaların yaklaşık 65 TL’lik bir kura işaret ettiği vurgulandı.
Eğilmez, döviz kurunun faiz farkları, risk primi, sermaye hareketleri, merkez bankası müdahaleleri ve beklentiler gibi çok sayıda değişkenden etkilendiğini hatırlatarak, bu nedenle piyasa kurunun bir paranın gerçek satın alma gücünü tam olarak yansıtmayabileceğini ifade etti.
Big Mac hesabı dikkat çekti
The Economist tarafından uzun yıllardır yayımlanan Big Mac Endeksi’nin, ülkeler arasındaki fiyat ve satın alma gücü farklarını karşılaştırmak için kullanılan en bilinen göstergelerden biri olduğuna dikkat çekildi.
30 Temmuz 2026 verilerine göre dünya genelinde bir Big Mac’in ortalama fiyatı yaklaşık 5 dolar olarak hesaplanırken, Türkiye’de aynı ürünün fiyatı 325 TL seviyesinde bulunuyor.
Mevcut 47,50 TL’lik piyasa kuru üzerinden yapılan hesaplamada Türkiye’deki Big Mac’in dolar karşılığı 6,84 dolara ulaşıyor. Bu da ürünün dünya ortalamasına göre yaklaşık yüzde 37 daha pahalı göründüğünü ortaya koyuyor.
Bu farktan hareketle yapılan satın alma gücü paritesi hesabında ise 325 TL’lik fiyatın 5 dolara bölünmesiyle yaklaşık 65 TL/dolar sonucu ortaya çıkıyor.
Bu gerçek kur değil, teorik bir gösterge
Eğilmez, 65 TL seviyesinin Türk Lirası’nın “kesin ve tartışmasız gerçek değeri” olarak yorumlanamayacağını özellikle vurguladı. Hesabın yalnızca Big Mac fiyatlarından hareketle yapılan teorik bir satın alma gücü tahmini olduğunu belirten Eğilmez, gerçek döviz kurunun enflasyon beklentileri, dış ticaret dengesi, sermaye akımları, ülke riski ve para politikası gibi çok daha geniş bir çerçevede belirlendiğini ifade etti.
Buna rağmen piyasa kuru ile teorik satın alma gücü kuru arasındaki 17,5 TL’lik farkın dikkat çekici olduğu belirtildi.
Milli gelir hesapları değişiyor
Değerlendirmede, kur seviyesinin yalnızca döviz piyasasını değil, Türkiye’nin dolar cinsinden milli gelir ve kişi başına gelir hesaplarını da önemli ölçüde etkilediğine işaret edildi.
47,50 TL’lik kur üzerinden hesaplandığında Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılası yaklaşık 1 trilyon 658 milyar dolar, kişi başına gelir ise 18 bin 621 dolar düzeyinde bulunuyor.
Aynı TL büyüklükleri 65 TL’lik kur üzerinden dolara çevrildiğinde ise GSYH yaklaşık 1 trilyon 189 milyar dolara, kişi başına gelir de 13 bin 745 dolara geriliyor.
Güçlü kur zenginlik anlamına gelir mi?
Eğilmez’in değerlendirmesinde asıl tartışmanın, bir ülkenin parasını nominal olarak güçlü göstermenin o ülkeyi gerçekten zenginleştirip zenginleştirmediği olduğu ifade edildi.
Türkiye’nin yüksek ithalat bağımlılığına dikkat çekilen analizde, kurun 65 TL seviyesine yükselmesi halinde enerji, ara malı ve diğer ithal girdilerin maliyetlerinin artabileceği, bunun da enflasyon üzerinde ek baskı yaratabileceği belirtildi.
Kur politikası yeniden tartışılıyor
Eğilmez, Türkiye’nin son dönemde uyguladığı kur politikasının milli gelir, kişi başına gelir ve faiz maliyetleri üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Analizde, bir döviz kurunun ekonomik gerçeklikten uzun süre uzak tutulmasının maliyetinin zaman içinde farklı kanallar üzerinden ortaya çıkabileceği uyarısı yapıldı.
Ekonomi çevrelerinde söz konusu değerlendirme, “TL’nin nominal gücü ile gerçek satın alma gücü arasındaki farkın sürdürülebilirliği” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.