SON DAKİKA
Turizm Pazar 07 Haziran 2026 02:28

KADİM GÖÇLERİN KENTİ: YORK

Biz de İskoçya'dan çıktığımız bir karayolu yolculuğunda, planımızda olmamasına rağmen tesadüfen York kentine ulaştık. Nisan ayıydı ve hava son derece güzeldi. Bu tarihi kenti keşfetmek için aracımızı eski şehir merkezine park edip yürüyüşe başladık

Kadim göçlerin kenti: York

Deniz DİKMEN

Günümüzde göçün ve göçmenlerin çok gündemde olduğunu düşünüyoruz; ancak göç, insan hayatında her zaman var olmuş bir olgudur. İklim şartları, ekonomik ve siyasi faktörler ya da güvenlik nedenleri, asırlar boyunca insanların göç etmesine sebep olmuştur.

Gelin, bugün 16. yüzyıldan itibaren önemli göçler yaşamış olan İngiltere’nin York kentine gidelim ve bu kentin dünya sahnesini nasıl etkilediğini size anlatayım.

York, Birleşik Krallık’ın Yorkshire ve Humber bölgesinde, Ouse ve Foss nehirlerinin kesiştiği noktada konumlanır ve günümüzde yaklaşık 200 bin nüfusa sahiptir. Kent, adını Kuzey Yorkshire kontluğundan alır ve ünlü York Üniversitesi’ne ev sahipliği yapar.

Kentin ilginç yönlerinden biri, dünyanın en büyük ve en modern metropollerinden biri olan New York’a isim babası olmasıdır.

15.yüzyılda Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’dan bu yeni kıtaya yoğun bir göç başlamıştır. 17. yüzyılda özellikle Hollanda kökenli aileler Amerika’ya göç ederek burada yeni bir hayat kurmak istemiştir. Transatlantik yolculuğun ardından ilk ulaşılan yerlerden biri, bugünkü New York’a bağlı Manhattan bölgesindeki Ellis Adası olmuştur. New York’u ziyaret ettiğimizde biz de bu bölgeye gitmiş; Avrupalı göçmenlerin kıtaya nasıl ayak bastığını, Ellis Island’ın hemen yanında ilk yerleşimlerini ve gettolarını kurduklarını, o döneme ait anıtlar üzerinden gözlemlemiştik.

york-1

İlk adı New Amsterdam

Günümüzde limanın arkasında kalan bu bölgede hâlâ New York’un meşhur Çin Mahallesi, İtalyan Mahallesi ve Musevi Mahallesi bulunmaktadır. Liman bölgesinin yanı sıra, asırlar boyunca Harlem (siyahilerin yoğun yaşadığı bölge), Brooklyn’de Brownsville ve East New York (siyahilerin ve Latin kökenlilerin yoğun olduğu bölgeler) ile South Bronx gibi mahalleler de önemli göçmen yerleşimleri olmuştur.

İlk Avrupalı göçmenler Hollandalı çiftçiler, kürk tüccarları ve şirket görevlileriydi. Bu nedenle günümüzde Manhattan olarak bilinen bölgenin ilk adı “New Amsterdam”dı ve bölge bir Hollanda kolonisi durumundaydı. 1664 yılında İngilizler bu koloniyi ele geçirince, bölgenin adı İngiltere’deki York Dükü James Stuart’ın onuruna “New York” olarak değiştirildi. 1664 ile 1776 yılları arasında özellikle İngiltere’nin kuzeyinden ve Yorkshire’dan askerler, yöneticiler ve tüccarlar bu bölgeye göç ederek yerleşti ve bölgenin kontrolünü sağladı. Bu göçmenler arasında, İngiltere’deki baskılardan kaçan Quaker gibi dini toplulukların mensupları da bulunuyordu.

Yeni kıtaya hareket edilen önemli İngiliz limanlarından biri de Liverpool’du. Bir dönem sık sık iş seyahati için gittiğim bu kentte, limandaki göç temalı sanat eserleri beni derinden etkilemişti: bilinmeze doğru yola çıkan aileler, umutlar, yolculuk boyunca yaşanan zorluklar, hayal kırıklıkları, başarılar ve yükselişler...

19. yüzyılda Avrupa’nın diğer bölgelerinden gelen göçmenlerin sayısı hızla arttı. Bu dönemde İtalyan, Alman, Doğu Avrupalı Musevi ve İrlanda kökenli aileler, zor koşullardan kaçıp yeni bir hayat kurmak için özellikle New York’a yöneldi.

york-3

Sanayi Devrimi 

Sanayi Devrimi ile birlikte York ve çevresindeki üretim merkezlerinden New York’a tekstil işçileri, cam ustaları, mühendisler ve teknik becerilere sahip insanlar göç etti. Bu kişiler özellikle eyaletin kuzeyindeki Rochester, Syracuse ve Buffalo gibi şehirlere yerleşti.

Böylece New York, milyonlarca göçmen aileye kucak açarak onların yeni bir hayat kurmasına olanak sağladı. Aile bağları sayesinde York’tan göç dalgaları giderek büyüdü; insanlar akrabalarını, arkadaşlarını ya da dini topluluklarını takip ederek zincirleme bir şekilde New York’a gelmeye devam etti.

20. yüzyılda ise, Amerika kıtası içinde, özellikle siyahi aileler baskıcı güney eyaletlerinden kuzeye doğru göç etti. Bu göçün en önemli duraklarından biri yine New York’tu. Burada yeni iş fırsatları bularak hayatlarını yeniden şekillendirmeye çalıştılar.

Günümüzde de bu bölgeye göç devam etmektedir. Özellikle Çin, Hindistan ve Orta Amerika’dan, örneğin Dominik Cumhuriyeti’nden gelen göçmenler dikkat çekmektedir.

Biz de İskoçya’dan çıktığımız bir karayolu yolculuğunda, planımızda olmamasına rağmen tesadüfen York kentine ulaştık. Nisan ayıydı ve hava son derece güzeldi. Bu tarihi kenti keşfetmek için aracımızı eski şehir merkezine park edip yürüyüşe başladık.

york-4

Stratejik bir kent 

York, tarih boyunca stratejik bir kent olmuştur. MS 70’li yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı önemli bir yerleşim olan bu şehirde, o dönemden kalma surlar hâlâ ayaktadır. Daha sonraki dönemlerde kent Anglo-Saksonların ve Vikinglerin önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Orta Çağ’da ise Londra’dan sonra İngiltere’nin ikinci büyük yün ticareti merkezi olmuştur.

Kenti gezerken Roma dönemine ait izlere denk geleceksiniz. Museum Gardens’taki kule ve St Sampson Square’deki hamam kalıntıları bu döneme aittir. Orta Çağ ve Tudor döneminden ise Gotik mimariye sahip yapılar, 1080 yılına uzanan York Minster ve Britanya’nın en büyük vitray örnekleri görülebilir.

Biz de York Minster’ın önünden geçip Müze Bahçeleri’nde yürüdük. Baharın gelişiyle çiçekler açmış, Yorklular bu güzel havanın tadını çıkarıyordu. Kimileri çocuklarıyla vakit geçiriyor, kimileri müzeyi ziyaret ediyordu. Kentin tarihi yapıları ve parkları birleşerek huzurlu bir atmosfer oluşturuyordu.

Eski şehrin içlerine doğru ilerlediğimizde yerel bir pazarla karşılaştık. Tezgâhların özenli dekorasyonuyla hatıra eşyaları, çiçekler, meyveler, sebzeler, resimler, aksesuarlar ve takılar satılıyordu. 

Yürüyüşümüz sırasında, Harry Potter’daki Diagon Alley’e ilham verdiği söylenen 14. yüzyıldan kalma “The Shambles” sokağına ulaştık. Bir zamanlar kasap dükkânlarıyla dolu olan"Shambles Market "   denilen bu sokak, günümüzde dar, arnavut kaldırımlı yapısı ve küçük dükkânlarıyla oldukça sevimli bir atmosfere sahip.  Her gün açık. Fantastik temalı ürünler de satılıyor. Dükkanların bir çoğu Harry Potter filmindeki sihirli çalı süpürgesi, sihirbazlık çubukları, sihirli kokular, sihirbazlık kıyafetleri ve dekorları, sihir kitapları vs gibi fantastik ürünler sergileyip müşterileri kendilerine çekiyordu. Sokakta dolaşırken bazı çocukların Harry Potter kostümleriyle gezdiğini görmek de ayrı bir keyifti.

York, geç Orta Çağ’da refah seviyesi yüksek bir kent olduğu için günümüze 21 Orta Çağ kilisesi ulaşmıştır; bunlardan sekizi hâlâ ibadet için aktif olarak kullanılmaktadır.

Shambles’taki küçük dükkânlardan birinde İngiltere’ye özgü, kuru meyveli çeşit çeşit scone satılıyordu. Biz de alıp tadına baktık. Bu sırada fonda sokak müzisyenleri çalmaya başladı ve biz de eski şehirde yürürken bu keyifli anın tadını çıkardık.

Bu küçük gibi görünen şehir, kültürel mirası ve tarihi zenginliğiyle bizi gerçekten etkiledi.

İngiltere’nin kuzeyindeki bu kentten yola çıkan göçmenler, günümüzün dev metropolü New York’un yaklaşık 400 yıl önce şekillenmesine ve büyümesine katkı sağlamış, adeta kentin mayasını oluşturmuş. Gözümün önünden asırlarca devam eden bu göçmen ailelerin yolculukları, göç hikâyeleri, insanların mücadelelerini ve başarılarını düşündürdükçe içimde hem bir hüzün hem de umut ve mutluluk hissi oluşuyor.

york-2

Göç hikayeleri 

Görünüşe göre göç, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecek.

Bugün sakin ve zarif bir İngiliz kenti gibi görünen York’un, aslında yüzyıllar önce başlayan büyük göç hikâyelerinin çıkış noktalarından biri olduğunu düşünmek insanı derinden etkiliyor. Bu şehirden yola çıkan insanlar, okyanusun ötesinde dünyanın en önemli metropollerinden birinin temelini attı.

Belki de bu yüzden York’ta yürürken sadece geçmişi değil, insanlığın ortak hikâyesini de hissediyorsunuz: hareket, arayış, umut ve yeniden başlama cesareti.

Eğer bir gün yolunuz İngiltere’nin kuzeyine düşerse, York’a mutlaka uğrayın. Bu şehri yalnızca gezmeyin; dinleyin, hissedin ve New York’a uzanan görünmez bağlarını hatırlayın